RSS

Etiket arşivi: film müziği

Büyüklere masallar

10’uncu yıl kutlamaları çerçevesinde muhtelif programlar devam ediyordu. Akşam işten çıkalım, bi yaramazlık yapıp hamburger yiyelim, sonra da sinema keyfi diye bir program yaptım. Film, ikimizin de çok sevdiği oyuncular Mert Fırat ve Melisa Sözen’in birlikte oynadığı Bir Varmış Bir Yokmuş. Arda acıklı, sonu kötü biten film izleyemez ya az tedirgin de olmadım değil filmi seçerken. Gerek yokmuş. Her şeyi kararında bir film. Ergüder olsa “Mutedil” derdi. Bir sürü güzel masal var içinde. Bir de büyüklere masal anlatan güzel bir kadın: Judith Malika Liberman. Masal dinlemeyeli ne kadar zaman oldu diye düşünüyordum ki kitabı çıkmış. Masal okumayı/dinlemeyi yeniden hatırlamak lazım…
Diardi
masal
 

Etiketler: , , , , , , ,

Killing Moon

Zen Diamond – Işığın Efendisi

Bugün elimde kahve fincanları ile tam salondan çıkarken televizyondan kulağıma çok hoş bir reklam müziği geldi. İnternetten neymiş bu şarkı diye bir bakayım dedim 2 saat bilgisayara takılı kaldım. Zen Diamond “Işığın Efendisi” reklam filminin müziğiymiş ve reklam filmi için şarkının sözlerini değiştirmişler. “Killing Moon” şarkısı aslında bir Echo & The Bunnymen şarkısı, Donnie Darko filminin soundtracklerinden biri, Audi’nin Superbowl reklamının da müziği… Echo & The Bunnymen’in orijinal versiyonunun başarısı zaten tartışılmaz fakat Nouvelle Vague tarafından da pek güzel coverlanmış. Dinleyiniz, dinletiniz…

Nouvelle Vague – Killing Moon

Echo & The Bunnymen – The Killing Moon

Audi 2012 Game Day Commercial – Vampire Party

— Özge

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bulut Atlası’nın Ardından

Bulut Atlası’nın Ardından

Fragmanını izlediğimden beri, bu filme gitmek için can atıyordum. Sonunda benim girişimlerimle kalabalık bir arkadaş grubu toplandık ve Cumartesi akşamımızın 3 saatini bu filme ayırdık. Filmin ardından hepimiz karışık duygular içindeyiz. 🙂 Bir arkadaşım, uzun bir süre benim seçtiğim filmlere gitmeyeceğini beyan etti. Diğerleri o kadar da kötü olmadığını söylediler. Aslında filmin ana teması karma, reenkarnasyon, “ne ekersen onu biçersin” felsefesi üzerine kurulu. Er ya da geç, iyi ya da kötü, bütün yaptıklarının bedelini ödersin mesajı veriliyor. Fakat aynı aktör 8 farklı rolü, 10 dakika içinde ve 5 farklı zaman diliminde oynayınca, insan haliyle takip etmekte zorlanıyor! Avustralya’da filmi seyreden bir kadın, bitince ayağa kalkıp “Teşekkürler Tanrım” demiş! Ama gerçekten kostümler ve makyajlar çok başarılı. Oyuncular da rollerinin hakkını vermişler. Komutan Hey-Ço-Çen (eminim böyle yazılmıyordur ama idare edin artık) rolünü Keanu Reeves oynasa yakışırdı sanki. Gel gelelim, herkesin seveceği bir film değil. Ama ben yine de zevk aldım. Aslında filmi en güzel diardi özetledi. Affınıza sığınarak paylaşmak istiyorum: “Bugün yediğin hurmalar, yarın g.t.nü tırmalar!”:)

Solenzara

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eat pray love – The Long Road

Kitabını da filmini de uzun süre reddetmiştim..Aman işte bunlar popülist mevzular,modern zaman insanlarının boşluk duygularını sömürüyorlar bla bla..

Hatta kitap birkaç yıl önce, önüme doğüm günü hediyesi olarak düştü de o derece kabalık edip suratına bakmadım “Best seller okumam ben” diye hava da yaptım..Filmi seyredip beğenen bir arkadaşım CD sini getirdi, ayıp olmasın diye aldım eve koydum. Seyredeyim diye bile düşünmedim bir kez..

Sonra günlerden bir gün..Tv paketinde bir sorun çıktı ve aynı gece evde birkaç lambayı aynı anda patlatmayı başardım..Üstüne üstlük uyku da bir türlü tutmadı..

Yapacak birşey kalmadı, bir film seyredelim de bugün güzel bitsin bari kararıyla, filmleri karıştırmaya başladım.  Seyredilmedik tek bir film bile kalmamış..O’nun dışında yani..Halbuki ne çok severim Julia Roberts’ı da, Javier Bardem’i de.. Allahım teknoloji yoksunluğunun beni düşürdüğü duruma bak bu filmi izliycez artık napalım …

“Günlerini nasıl geçireceğini bilmeyen” Elizabeth Gilbert’ın hikayesini anlatan Ye/Dua Et/Sev (Eat/Pray/Love) filmininden bahsediyorum. Hani o “modern dünyanın kadınlar üzerine kurduğu baskıyı hafifletmek için haplaştırılmış Amerikan filmleri” kategorisine koyduğum film/kitap..

İyi ki seyretmişim.. Üstümüze her geçen gün ne anlamsız yükler biniyor hatta kendi korkularımızdan düşmanlar yaratıyoruz kendimize..O amaaan dediğim filmin konusu bu işte..Şu koca dünyada nasıl yaşayacağını bilmeyen insan hali..

Halbuki bütün dünya , kadın erkek farketmeksizin bunun peşinde değil mi..Bu dünyada nasıl vakit geçecek? Oku, iş bul, evlen, ev al, yazlık al, çocuk yap..Hatta her yıl mutlaka çok yıldızlı otelde mümkünse yurt dışında tatil yap, iphone ile bol bol fotoğraf çek onları olay yerinden instagram a yükle hatta dönünce de facebook a albüm yap..Arkadaşlarını da tembihle like etsinler..İyi mi…

Bize öğretilen hayat yaşama/vakit geçirme yöntemi bu değil mi? Bunlardan herhangi bir tanesi eksik olduğunda, eksikliğini kişisel olarak hissetmesek bile birileri sanki ev ödevimizi eksik yapmışız gibi davranmıyor mu? Ah yazııık hiç yurt dışına çıkmadın mı? Ulen salak, sen Türkiye’de kaç şehir gördün ki yurt dışının nanesini yiyosun? Ah canım yaa sen de işte bi türlü dikiş tutturamadın ha iş mi beğenmiyosun yoksa? Ulen gerizekalı iş mi var gözünü sevdiğimin ülkesinde sanki kapıma gel çalış diyolar da ben gitmiyorum..

Ah yaa, sen de bi türlü evlenemedin be kızım ? Adam gibi adamlar geldi kapımıza dizildi de,  ben çok bayılıyorum senin gibi salakları dinlemeye , sırf sana söz yaratmak için evlenmedim..

Aman ya sen de bir türlü şu teknolojiye ayak uyduramadın alalım sana bi iphone (ki bu diyaloğun, açalım sana da artık bi facebook hesabı versiyonu da vardı, duydu bu kulaklar)// Bedava dağıtıyolar di mi telefonu da hattını da? Her neyse uzayıp gider bu liste…

Siz isteyin ya da istemeyin..Sürekli, bir tick atmalısınız listeye.

Peki, üstünüzdeki rolleri çıkarsalar alsalar üstünüzden , nasıl birisi olursunuz? İşinizi mesela..O sandalyeyi çekip alsalar altınızdan..Ha hiç yaşamadık mı sanki işsizliği de gördük diyebilirsiniz..Süreli bir işsizliği değil, hani bir iş yapan/çalışan olma rolünü kastediyorum..Evde kendi kendine vakit geçiren bir Ali ya da Veli olabilir misiniz?

Eşiniz /sevgiliniz mesela? Uzuuun yıllardan sonra hiç olmamış gibi olsa? Bunu “tek başınıza” kaldırabilir misiniz? Bir koca mortgage kredisini tek başına ödemek zorunda kalsanız mesela? Mesela son okuduğunuz okulun diploması geçerlilğini yitirse aniden?

Bunlarsız,onlarsız şunlarsız..Hatta “akıllı telefonsuz” olmayan, olmazsa olmazlarımızla dolmuş hayatlarımızda..

Kim istemez şööyle bir içsel yolculuğa çıkmayı..Astral değil ama. Gerçeğinden şöyle..  Meditasyon olsun uzun yürüyüşler olsun dalış olsun (kendi içine dalış) kim istemez? Hem Hindistan uzaktan insanı çağırmaz mı?

Ahh seçe seçe şunları bunları seçtiğimin dünyasında..Bir gökyüzü, bir uzun düzlük, bir bisiklet, bir biz kalsak..Kendimizi sevmeye sevilmeye bırakabilsek, yalın, en düz halimizle..Affedebilsek kendimizi ve herkesi, dua etsek birbirimiz için..Oyunsuz gülsek..Şükretsek bol bol..Üstüne de güzel yemekler yiyip güzel şaraplar içsek..

Bu kadar basit aslında herşey..”Herşeyimizsiz” de herşeyiz aslında..

Sabah gurusu gibi oldum yine 🙂  Uyandığım şu güzel sabahın niyetine, uzun yolumuzu anlatan filmin güzel şarkısı da sizlerin nacizane beğenisine sunulur efenim…

@silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mazhar Alanson – Benim Hala Umudum Var

İçimizde umudun zerresi olmasa..Nefesimiz önce terkedermiş bizi..Kendiliğinden, veda bile etmeden…Ansızın…

Son zamanlarda dikkat ediyorum, genel ya da kişisel, her türlü konuşmada bir umutsuzluk bir mutsuzluk halleri. Söylemlere bakılırsa, “bitti bu deniz”..Artık gitmeliyiz.

E peki niye hala “burada” sınız? Hem de burada olmaktan delicesine sıkılırken, darallar gelirken, fırsatları kaçırdığınıza pişmanken.

İki basit yanıtı var hala “burada” olmanın ; “ya seviyoruz aslında yerimizi ve razıyız ya da kölesiyiz”.. Ya da bizdensiniz.. Sizin hala umudunuz var.

— silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Emilio Livi & Trio Lescano – Non Dimenticar le mie parole (Don’t forget my words)

Vicky Cristina Barcelona sayesinde bile Woody Allen sineması ile tanışmadıysanız, zaten baya bir geç kalmışsınız demektir ama bence hala şansınız var. Vicky Cristina Barcelona’da hiçbir şey olmasa Scarlett Johansson hayranlarına müthiş bir keyif yaşatan Allen, Barselona-Paris-Roma serisini To Rome With Love ile sürdürüyor. Gerek mekan, gerek oyuncu kullanımında bir efsane olan Allen, bu kez Roma’nın tarih dolu sokaklarında birbiri ile uzaktan yakından alakası olmayan ama Roma’nın herkesi baştan çıkaran atmosferinde buluşmuş karakterleri bir araya getirmiş. Hepsi birbirinden alem karakterler ve hayatları içinde siz hangisine takılırsınız bilmem ama çok sağlam bir eleştirelliği bulunan filmi izlemelisiniz.

En kısa zamanda izlenecekler arasına bence ekleyin: Vicky Cristina Barcelona, Midnight in Paris, To Rome With Love…

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Adele – Skyfall – James Bond official theme song

Dünyada bugün James Bond günüymüş. Vay be ile kolay Sean Connery’nin ‘Dr. No’ filminde James Bond’u canlandırmasının üzerinden tam yarım asır geçmiş.

Bu özel günde, Adele’in serinin son filmi ‘Skyfall’ için seslendirdiği şarkı internette yayınlandı.
2 Kasım’da gösterime girecek olan film, dünyanın gelmiş geçmiş en uzun soluklu film serisi olan 007’nin yirmi üçüncü filmi olma özelliği de taşıyor.

Çekimlerinin bir kısmı İstanbul’da geçen hatta çekimler sırasında tarihi dokulara zarar verdiği iddiasıyla pek çok kez gündeme gelen filme yakışır bir şarkı olmuş.

– Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: