RSS

Kategori arşivi: Vintage

Norveç’in çikolata renkli, kadife sesli soul kraliçesi!

noora-noor

İsmi Noora Noor. Somalili bir baba ve Yemen’li bir annenin kızı..Norveç’te büyümüş.  Sesi şahane..Özellikle Avrupa’da “Norveç’in Soul Kraliçesi” olarak biliniyor. Maalesef ben yeni keşfettim..Sesi hem güçlü hem huzurlu..Ama en çok ismini sevdim. Şarkıları gibi tatlı, melodik…

@Silverland

 

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , ,

Efsaneler kayıp giderken…

Efsanelerin tek tek yitip gittiği bir yüzyıla denk gelmişiz..

silverland

leonard-cohen

 

Etiketler: , , , ,

Hakikatli Şarkı

 

pretend

Eskisi gibi şarkı-türkü takip edemiyorum son yıllarda. Hani öyle birşey olmalı ki, dinletmeli kendini, kalbime dokunmalı. Teknoloji gibi, müzik endüstrisi de dünyadan daha hızlı hareket ettiği için yetişilmiyor da artık. Dikkatimi çekmesi için “mış gibi” değil de şöyle hakikatli birşey olması gerekiyor (Yaşlanmıyorum! seçiciliğim artıyor:)

İyi müzik kendini bende şöyle belli ediyor: Bıkmadan, yıllar geçmesine rağmen arada bir hatırlıyor dinliyorsam benimdir, ilk 30 saniyede cezbetmiyorsa zaten hiç benim olmamıştır:) Son yılların en kaliteli müziğini yapan sayılı birkaç sesten bir tanesi olduğunu düşünüyorum Tom Odell kardeşimizin. Tabi bu kişisel fikrim, duygum. Müzik eksperliğim yok neticede.  Ama tarzını bozmadan giderse, son günlerin meşhur tabiriyle buradan yürür gider. Daha uzun yıllar dinleriz kendisini. Son birkaç yıldır ara ara aklıma gelip defalarca dinlediğim şarkısını da buyrunuz; Şarkı “imiş” gibi değil, Diardi’nin dediği gibi “anam babam” şarkı işte;  Can’t Pretend, hakikatli şarkı!

Silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Sevmek Bil Ki Doğmaktır Yeni Baştan

 

Hep şarkılara şiirler, şiirlere şarkılar yakıştıracak değiliz ya..Ekiple izleyip üstüne uzuun uzun konuştuğumuz filmler var..Nothing Hill de onlardan biri (Evet hala ergeniz:)

Hani o meşhur sahnesi filmin, esas kız esas oğlana dökülür kapının önünde.. İşte o kapının önündeki sahneye de Erkin Koray’ın o muhteşem şarkısı yakışırdı valla. Her dinlediğimde o meşhur sahne niye gelsin yoksa aklıma? Ama işte ne bilsin elin Hollywood’u bunu?  Ah bir bilseler ne kaçırdıklarını!

Silverland

nothing hill

William: The thing is, with you I’m in real danger. It seems like a perfect situation, apart from that foul temper of yours, but my relatively inexperienced heart would I fear not recover if I was, once again, cast aside as I would absolutely expect to be. There’s just too many pictures of you, too many films. You know, you’d go and I’d be… uh, well buggered basically. I live in Notting Hill, you live in Beverly Hills. Everyone in the world knows who you are, my mother has trouble remembering my name.
Anna: Fine. Fine. Good decision. The fame thing isn’t real you know? And don’t forget I’m… I’m also just a girl, standing in front of a boy, asking him to love her!!!

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Gribe tavuk çorbası, iç sıkıntısına Neşeli Günler:)

neseli günler

Tavuk çorbası gribe nasıl iyi geliyorsa, Neşeli Günler (ve bilumum Adile Naşit’li Münir Özkul’lu filmler) ve Füsun Önal da iç sıkıntısına o kadar iyi gelir. Haber izlemeye, gazete okumaya tahammül mü edemiyorsun? Depresyon hırkası giyip kahve üstüne kahve içip acıklı şarkılar mı dinleyesin var? Kendine gelme vakti… Patlat bir Neşeli Günler, Gülen Gözler, ardından da bir Senden Başka ya da Ah Nerede’yi tatlı niyetine..

Sen sağ ben selamet..

@silverland

 

Etiketler: , , , , , , , ,

“İçinden” söyleyenlere gelsin…

Bryant Park

Bryant Park

Sağolsun New York’un beni şefkatle karşılayıp meşhur kış soğuğunu göstermeyişinden faydalanıp, sokaklardır, parklardır, bahçelerdir bol bol dolaştığım günler..Buralarda parklar bahçeler, insanların eğlenme fırsatını kaçırmadan etkinliklere katılabildiği, bir arada güzel güzel vakit geçirebildiği yerler tabi. Ağaçları keselim de bir beton dikelim insanlar toplanmasın, biraraya gelip iki söyleşmesin gibi mantık henüz yok burada. Zaten eni boyu belli bir şehir ama yukarı doğru büyüyor gökdelenler sebebiyle. Şehir halkı topluca klostrofobik olmasın diye, o parklara ihtiyaçları var. O yüzden çok da iyi bakıyorlar, babalarının hayrına değil yani, bakmak zorundalar haliyle.. Hatta bir çoğumuzun ismine aşina olduğu Gramercy Park (işte bunlar hep Amerikan filmi), belli bir mahallenin halkına ait ve anahtarı yalnızca o parka bakan tarihi apartmanların sakinlerinde bulunan “günümüzdeki tek özel park” ünvanın taşıyor ve ona göre korunuyor:)))

Konuya dönüyorum; Yılın özel zamanlarında, büyük şehirler insanı biraz zorluyor, birşeyler dayatıyor. Dinlediğiniz müziğe kadar hem de.. (Demet Akalın yeni albüm çıkarınca İstiklal Caddesi’ndeki tüm mağazalardan aynı şarkının yükseldiğini hatırlayınız). Özellikle son bir buçuk aydır, “Jingle bells” ve “Christmas tree” şarkılarının parklarda, mağazalarda hatta marketlerde bile aşırı dozuna maruz kalmışım..Gezerken müzik dinleme keyfim zaten kalmamış kalabalıktan, gürültüden.. Bu tantana bitti, havalar hazır şahane gidiyorken şöyle kendimi yine parka bahçeye atayım, bakalım yine eğlenecek neler bulmuş bu insanlar derken… Fon müziği kulağıma bir yerlerden çalındı. Gerçekten nereden hatırlıyorum şarkıyı bilmiyorum. Ama sesi ve nakaratı bildiğin hatırlıyorum! Kimbilir hangi filmin karesinden…”Once In A Lifetime”…Vaktinde Frank Sinatra’ya kafa tutan ama yarıştan erken çıkan Bobby Darin söylüyor.

Alakasız şarkıları birbirine benzetme oyunu oynamayı çok seven zihnim sebebiyle, hemen bu kareden çıkıp, bizim oralarda bir başka karenin içine gittim. Bizden bir önceki kuşağın, hatta bizim kuşağın kadınlarının “idolü” Erol Evginli günlere…Şimdi şöyle hafızanızdan geçiyor değil mi birkaç şarkı? Geçsin geçsin iyi gelir. O şarkılar ki, her mevsime, her moda gitmez mi? Sözleri, melodileri derindir ama depresyona sokmaz, insanın diline dolanır ama acılı zamanları hatırlatmaz. Kendi içinde bir dünyadır aslında.. Parktaki şarkı, Erol Evgin’in bir şarkısını hatırlattı. Bütün gün bir onu bir ötekini sokaklarda içimden söyleye söyleye dolaştım..İçimden ama, kimseyi rahatsız etmeden, çaktırmadan..İnsanın içinde bir şarkısının olması iyidir..Kış günü bana iyi geldi..

Belki size de gelir, zamanınız varsa dinleyiverin diyecektim işte, bu kadar lafı sırf bunu söylemek için yazdığıma inanamıyorum:)) Emin’in balkonda konuşuyomuşuz gibi geldi birden:))

@silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Sen Üzülme..Ben Varım..

Ayten_Alpman

Türk müziğinin en zarif isimlerinden Ayten Alpman’ı en son 70’li yaşlarının sonunda verdiği bir röportajda hatırlıyorum..Vefatından birkaç sene önceydi..Keşke demiştim, bu yaşa gelirsek, böyle kalabilsek.Böyle zarif, böyle bakımlı, hala “kadın” gibi, hala eyvallahsız “Ben Böyleyim” diyen ve hala “Ben Varım”diyebilen bir hanımefendi..Öyle, eski zamanlardan kalmış bir zerafetti, taş plağı olan, taş gibi bir kadındı..

Biz kendisini çocukluğumuzun tek kanalı TRT’li günlerden “Memleketim” şarkısıyla hatırlıyoruz en çok. Memleketim şarkısının da eski bir Yahudi halk şarkısının aranjmanı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım, memkelet sevgimiz bile aranjman diye..Asıl şaşırdığım, yurt dışında bir müzik kariyeri olmasına ve “Jazz şarkıcısı” olarak nam salmasına rağmen, ülkesinde 1974 Kıbrıs Barış Harekatı döneminde söylediği şarkı sebebiyle sanatının karşılığını alabilmiş olmasıydı.

Bu kadar güzel şarkılara, işini  usturubuyla icra eden Alpman’ın hep mütevazi,bağırmadan, sansasyonsuz,gösterişsiz, mesleğini hayatı boyunca sürdürme ideali..Ne dev konserlerin starıydı ne de ünlü şanlı kulüplerin kadını..Sesini bilirdik, tarzını..

Bu zarif kadının, onlarca Türk filmine fon olacak muhteşem şarkıları var..Bilen bilir..Biz bir hatırlatma yapalım istedik..

Bir Ayten Alpman geçti…”Ben Varım” dedi, “Ben Böyleyim” dedi,”İstersen” dedi, “Sevince Herşey Başka” dedi…

Melodilerle uyusun..

silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: