RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2015

Bülent Ortaçgil – Bozburun

bozburun

boz taşlar önümüzde
cebimizde yalnızlık var
şu dümdüz büyüyen gecede
tek dostumuz yakamozlar

kimsesiz koylar ortasında
her biri başka siyah bu dağların
güneşi yolladık bütün renklerlebozburun 2
oyuncağıyız artık alışkanlıkların
en küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü

içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız

kokuların şarkısı başlar
ne çocuk sesi ne kent uğultusu gelir
mişli geçmişte sorunlar saklanır
aya dokunmanın tam zamanıdır

içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız

gece giderek yayılmaktadır
yıldızlar herkese göz kırpmaktadır
güzellikler paylaşılmak ister
sevdiğim uzakta belki uyumaktadır
en küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü

içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız

Ortaçgil

 

Etiketler: ,

İşçisin sen işçi kal, hatları karıştırma bi zahmet!

Ranciere, esas “tehlikeli” sınıfların toplumu aşağıdan çökertmeye çalışan “uygarlaşmamış” olanlar değil, kendilerine yüklenen işin dışındaki faaliyetlere zaman ayıran ve bu sayede burjuvazi/ploleterya, iş/boş zaman sınırlarını bulanıklaştıran bu sınıflar arası “göçebeler” olduğunu söyler. Ranciere’e göre “tehlike”, bireyin sömürülüyor olduğunu fark etmesi değildir; sömürüldüğü ve belli bir pozisyona sıkıştırılıp kaldığı bu dünyanın dışında da bir dünya olabileceğini görmesi, o dünyayı, kaçamak dahi olsa, deneyimlemesidir.isci

A. Vatansever- Prekarya Geceleri

Ağustos’un 20’si olmuş, hala tatil yapmamışsın. Ha bununla beraber tez yazmaya çalışıyorsun. Daha da fenası konun prekarizasyon üzerine. Yani, esnek ve güvencesiz istihdam. Hali ile devrelerin yanmış olması çok da garip karşılanmamalı.

Ranciere’nin sözlerini ne güzel özetlemiş di mi Cem Karaca, “İşçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları!”

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Oya Bora – Tango İstanbul

oya boraYavuz Hakan Tok’un blogunda aslında Göksel’in Harbiye açıkhava konserine dair değerlendirmesini okurken denk geldim Milliyet Sanat için yapılan Oya Bora röportajına. Sonra youtube’dan sevdiğim şarkılarını aradım ama bulamadım derken, bilmediğim ama dinleyince sevdiğim bir şarkılarına denk geldim.

Pop müziğin yeni yeni şekillenmeye başladığı dönemde yaptıkları iyi albümler, ardından gelen dizi ve film müzikleri için söylenecek çok şey var belki ama röportajın en sevdiğim cümlesi Oya Küçümen’den gelmiş Tok kendilerine “Oya Bora ikilisinin kült hale gelmesinde, bugün hâlâ o dönemde çok küçük yaşta olanların bile hatırladığı, sevdiği bir dönem ikonu olmasının sebebi ne peki sizce?” diye sorduğunda:

“Ben biraz bizi gerçek dışı bir âlemde hayal eden dinleyicilere bağlıyorum. Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılarımızı dinleyen insanlar bizi ve kendilerini biraz da o dünyanın insanı gibi görüyorlar.”

Naiflik her daim devam eden, sonradan edinilemeyip kökten var olan bir özellik sanırım.
Ben Peter Pan alemine doğru yol alıyorum biraz…

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Midas’ın kulakları eş(ş)ek kulakları!

Özel hayata saygı göstermek önemlidir. Hele hele iki kişi arasında kalması gereken özel şeyler. Mümkün mertebe özel hayatımı paylaşmayı sevmem. Paylaşmayı sevmediğim gibi kimseninkini paylaşmaktan da hoşlanmam. Hali ile sormam, bana anlatılmaması için uygun ortam yaratmamaya çalışırım. Bana sorulduğu zaman anlatmam. Gereksiz gelir.

Hal böyle olunca, gökten domates yağsa kafana salatalık düşer hesabı, en olmayacak şeyler başıma gelir. Hayatta muhabbetim olmayan, oturup iki lafın belini kırmadığım hatta fellik fellik kaçtığım insanların bile abuk sabuk, hatta oha şeylerini bilirim. Neden? Çünkü anlatmam. Anlatmayacağımı bildikleri için onlar bi köşe bucak, yan sandalye, merhabanın arkasından gelen ilk cümle diye döküverirler içlerini: Midas’ın kulaklarıııııııııııııııı eşşek kulaklarıııııııııııııııııı!!

İyi de kardeşim, sazlıktaki kuyu muyum ben.. Bi sor bakalım ben bilmek istiyor muyum da yüklüyorsun sen bunu bana? 24 saatini sosyal medyada paylaşma ihtiyacı hisseden ruhumuzun söyleyemedikleri içinde kalınca sonuç ilk deli paratonerine patlıyor hali ile anlaşılan. Bana benzer birkaç tanıdığım daha var. Arada bir bir araya gelip birbirimizin gözünün içine bakıp çok güzel susuyoruz 🙂

 

Etiketler: , , , , , , ,

Triggerfinger – I Follow Rivers

mark24 saat açık olmalı bilgisayarı insanın. Özellikle de geceleri. Dün gece mesela, kafamda deli sorular. Öyle böyle değil neler diyorum içimden neler. Kendimle muhabbetim bi sağlam! Lan yazsam bunları ya dediğim anda kim açacak bilgisayarı, bekleyecek de kendine gelmesini falan.. Bak şimdi yazasım var, kafamda kelime yok.

 
Yorum yapın

Yazan: 07/08/2015 in Muzik

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: