RSS

Etiket arşivi: milliyet

Oya Bora – Tango İstanbul

oya boraYavuz Hakan Tok’un blogunda aslında Göksel’in Harbiye açıkhava konserine dair değerlendirmesini okurken denk geldim Milliyet Sanat için yapılan Oya Bora röportajına. Sonra youtube’dan sevdiğim şarkılarını aradım ama bulamadım derken, bilmediğim ama dinleyince sevdiğim bir şarkılarına denk geldim.

Pop müziğin yeni yeni şekillenmeye başladığı dönemde yaptıkları iyi albümler, ardından gelen dizi ve film müzikleri için söylenecek çok şey var belki ama röportajın en sevdiğim cümlesi Oya Küçümen’den gelmiş Tok kendilerine “Oya Bora ikilisinin kült hale gelmesinde, bugün hâlâ o dönemde çok küçük yaşta olanların bile hatırladığı, sevdiği bir dönem ikonu olmasının sebebi ne peki sizce?” diye sorduğunda:

“Ben biraz bizi gerçek dışı bir âlemde hayal eden dinleyicilere bağlıyorum. Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılarımızı dinleyen insanlar bizi ve kendilerini biraz da o dünyanın insanı gibi görüyorlar.”

Naiflik her daim devam eden, sonradan edinilemeyip kökten var olan bir özellik sanırım.
Ben Peter Pan alemine doğru yol alıyorum biraz…

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Başını yastığa huzurla koyduğun kadar zenginsin

2008 yılından önceki yılbaşlarından biri olmalı. 10 numara alakasız insanların bir araya toplandığı, (Rusya’dan Eskişehir’e. E niye Eskişehir’e diyorum, zira biz İzmir’deyiz..) bir akşam ama bahsettiğim. Karşıyaka’daki mutlu zamanlarımız. Çoluk yok çocuk yok, kağıt oynayıp 70’liklerde balık avladığımız bitmeyen film geceleri falan…

Neyse işte yılbaşı akşamı 10 kişiden de fazlayız. Rusya’da bir adet varmış. Yılbaşı gecesi çiftler bir kağıda yeni yıl için 3 dileklerini yazar, ceplerine koyarlarmış. Yeni yıla girilen dakikalarda da herkes eşinin kağıdını alır açar, örtüşen dileklere sevinilir, örtüşmeyenler için yeni planlar yaparmış. (Bizdeki Hıdırellez’e benzettim bak şimdi yazarken. İster ülke ister coğrafya değişsin. İnsan faktörünün girdiği her yer aynı demek ki..)

Neyse… Eşim ve ben de diğer çiftler gibi yazdık bir şeyler, koyduk cebimize. Saat oldu 12, havai fişekler, yeni yıla girdik şamatası falan. Çıkardık cebimizden kağıtları. Ben, “Aşk, huzur, sağlık” yazmışım, eşim “Huzur, aşk, sağlık”:) Diyecek bir şey yok, boşuna yaşlanmıyoruz birlikte. (Bak şimdi, bunu da yazınca aklıma yarın evlilik yıldönümümüz olduğu geldi:))
huzur
Çok uzattım lafı, nerden nereye geldim yine. Aslı Peker’in Milliyet’teki köşesini okuyordum bugün. Mark Twain’in bir sözüne takıldım: İyi arkadaşlar, güzel kitaplar ve uykulu bir vicdan, işte ideal hayat budur! Diyeceksiniz, nerden bağladın “huzur”a? Huzursuz bir ruhun iyi arkadaşları ile sağlıklı ve keyifli ilişkileri olamaz. Huzursuz bir ruh, kitapların dünyasında kaybolamaz, huzursuz bir ruh başını yastığa koyup vicdanı rahat, deliksiz bir uyku uyuyamaz.

Öfke ve şiddetle dolduğumuz, yaşadığımız stresi gerçek hayatın ta kendisi sandığımız günler içinde kapısını kapattığınız anda huzurlu ve mutlu yaşadığınız evler ve yürekler dilerim.

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 17/09/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: