RSS

Aylık arşivler: Temmuz 2013

Milonga’ya mı gitsek?

Seviyorum bu kadını. Yine Joy Fm’de karşıma çıktı Caro Emerald, son dönemde bence en güzel şarkıları tangosöyleyen kadın. Bak bu şarkı da tam tangoluk. Ah ne güzel dans ediyorduk be sevgili, boşladık yine bu aralar! Salı akşamı bi Alins Milongası mı yapsak acaba?

Diardi

 

 
Yorum yapın

Yazan: 31/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , ,

Diş macununu ortadan sıksam fırında yaratıklar yaratsam??

Selçuk Erdem

Selçuk Erdem

“Benimle Oynar mısın”ı hatırlar mısın?
Hah işte bu da onun bir nevi “Y” kuşağı hali?

Çok şeker değil mi? Öyle..
Silverland
 
Yorum yapın

Yazan: 30/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , ,

Sultan Süleyman Kim Ola…

AyselGurelÇoğunlukla yaşamanın telaşı içinde kaybolup gittiğimizden herhalde bu kibirli halimiz. Mutlaka biliyoruz her falcının bildiği kadar hayatın gerçeklerini. Başımıza mutlak gelecek bir kötü hal var. Evet belki biraz daha vakti ama hepimiz öleceğiz.

Benim için, senin için hatta “bunlar” için ayrıdır Aysel Gürel’in yeri. Mabel Matiz’den bir şarkıyla onu anmak mı yoksa Sultan Süleyman nasıl iyi mi diye Aysel Gürel’e sormak için mi bu şarkıyı seçtim, emin değilim. Emin olduğum bu Mabel Matiz’in bize ikinci konukluğu. Yakından takibe devam.

Kimi aileler Amozanlardan kalma bir gen taşır içlerinde. Aysel Gürel ve ailesi de benim için öyle… İyi ki yolun hepimizin kulağından, hepimizin yüreğinden ve gözünün ta içinden geçmiş…

Kaç sene oldu, zaman durdu
Deniz öyle hep aynı dünya bilinmez
Taş duvar aynı kaldı
Ümit öylece kaldı da
Ümit edeni söyle kim aldı

Kaç devir geldi, kaç nesil geçti
Yürek öyle sevda yollar kavuşmaz
Hasretin ne tadı kaldı
Sabır öylece kaldı da
Sabredeni söyle kim aldı

Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz
Dünya ne sana ne de bana kalmaz
Sultan Süleyman’a kalmadı
Böyle hiçbir kitap yazmaz

Kaç çiçek soldu, hani bu sondu
Hani bir sarı fırtına koptu zamansız
Kaç tohum filiz dondu
Hani bir acı yel savurdu
Yürekler son defa vurdu

Morrisse Eserese 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Ayşegül Aldinç – Gözlerin su yeşili

çayHadi çay içelim mi?

Çay,  ayrı bir mevzudur. Bir çok konudan ayrı ve derin hatta. Her ortama giren, her türe uyan “bir şey”den bahsediyoruz burada. Acısı da tatlısı da olan “bir şey”.

Bir sokak arasında, balkon sefasında, iki dostun arasında, bir hasta odasında, üniversite kantinlerinde, piknikte, gecenin bir yarısında ve sabahın kör saatlerinde, yola düşmeden önce, şehirler arası mola yerlerinde… Tanımadığınız bir mekanda, tanımadığınız bir kimsenin karşısına oturup bir içki söylemek farklı anlamlara hasıl olur da. Çay söyleyip, tanımadığın birisinin masasına oturmanın, hiç konuşmadan karşılıklı çay içmenin lafı bile olmaz düşünün. Yeri zamanı, kişisi, mekanı olmadı olmaz..Bazen boş boş baktığımız o ince belli çay bardağına bir sor, neler neler bilir o..Anlatmaz..

Kavganın da, dostluğun da, sırların, ayrılığın her adımında…Yerine kahve koymaya kalkanlar da olur da..Uymaz o bir türlü. Çay, ayrı bir mevzudur. Çay insanın aklına düştü mü, rakı, bira, votka ve benzeri içecekler hikayedir bilesiniz. Onlarla efkar dağıtılır, neşe perçinlenir falan. Çay öyle mi? Ona öyle yaslanamazsın, o da sonrasında sana yaslanmaz. Ona kahredemezsin, o da sana etmez.  Efendi ve  ekabirdir o… Bozmaz kendini..Öyle demiyle, rengiyle, efendi gibi. Bir sözü yoktur örneğin, bir adabı. Çaydanlıkla –demlik. Birşey söylemez..Eşlik eder.

Ekibe olur olmaz yerlerde “Çay içelim mi?” demişliğim olduğu doğrudurJ O kadar içilmiş gecelerin sonunda “durun bir çay demleyelim” demişliğim, ülkelerden, şehirlerden çay taşımışlığım ve çoğunu kendi içmişliğim..

Demem o ki; paylaşmak istediğimdendir “çay halini”..

Kirpi’nin Zerafeti’ni okurken (ki bu kitap ayrı bir yazı konusudur), çayın zerafetine rastladım.. Şu an her biri bir tatil yöresinde ya da ofis masasında çaylanan ekibe gelsin;

Hadi bi çay içelim mi? 🙂

 

“O halde, bir fincan çay içelim;

13. yüzyıldaki Moğol kabilelerinin isyanına, ölümlere ve yıkımlara yol açtığı için değil, Song kültürünün meyvelerinden en değerlisini, çay sanatını yok ettiği için üzülüen Çay Kitabı’nın yazarı Kakuzo Okakura gibi ben de çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında, küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?

Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit , sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş, çay yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi;  yani çay ritüeli , hayatlarımızın saçmalğında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşulkla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O halde, bir fincan çay içelim. Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgar işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur , kedi sıcak bir ışık içinde uyur. Ve her yudumda zaman iyice yücelir”

Kirpinin Zarafeti (orjinali Fransızca; L’Élégance du hérisson) –Muriel Barbery

— Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 22/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

NİCE YILLARA DESTİNA

“Sonlar, insanı hayata bağlayan yepyeni başlangıçlardır” demiş bir yazar. Ama şunları da söylemiş ; “Kimi zaman hayatın karmaşasından başımızı kaldırmak, dertlerimizi geride bırakmak ya da bize zarar veren alışkanlıklarımızdan kurtulmak için bir yol bulmaya çalışırız. Ve bu arayışta en büyük yardımcımız dostlarımız olur. Sadece iyi değil, kötü günde de yanı başımızda duran ve her sonun bir başlangıca vesile olduğunu hatırlatan can dostlarımız”

İşte biz tam da bu yazarın anlattığı gibi bir ekibiz; iyiliğiyle, kötülüğüyle, üzüntüsü ve sevinciyle hayatı paylaşan… İyi ki de böyleyiz. İyi ki de sen bu ekibin bir parçasısın, iyi varsın iyi ki doğdun. Hep bizimle ol, hep ekiple kal, hayatın sana yepyeni umutlar ve mutluluklar getirsin, ekibin yaramaz çocuğu Destina.

_EKİP_

UMUT

Bütün iyi kitapların sonunda

bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda

meltemi senden esen

soluğu sende olan

yeni bir başlangıç vardır,

parmağını sürsen elmaya rengini anlarsın

gözünle görsen elmayı sesini duyarsın

onu işitsen yuvarlağı sende kalır

her başlangıçta yeni bir anlam vardır

nedensiz bir çocuk ağlaması bile

çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.

 

Etiketler: , , , , ,

DiCaprio’dan daha iyi Muhteşem Gatsby mi olur!

gatsby 2Yolculuklar benim için en temiz kitap okuma zamanlarıdır. Havaalanları, otogarlar, uçak, otobüs hiç farketmez. Hele de elimde saran bir kitap varsa. F. Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’i de bir İstanbul yolculuğuma eşlik etti. Zaten öyle film tadındaydı ki, valiz üzerinde otururken okumak bile hiç sorun olmadı. Ve okurken içimden hep filmini izledim, çimlerin ortasında klasik iki katlı Amerikan evleri, arabalar, caz partileri… Tam olarak Fitzgerald’ın “Caz Devri”.

Filmininse daha önce çevrildiğini biliyordum ama o zaman Gatsby’i Robert Redford’un gatsbyoynadığını bilmiyordum. Gerçi yaşlandıkça daha bir kendini bulan Leonardo DiCaprio’nun performansını da izlemedim ama Amerikan rüyasını eleştiren Amerikalıları izlemek yine ilginç bir deneyim olabilir.

Filmin soundtrack’inde Jay-Z ‘nin prodüktörlüğünde Lana Del Rey, Florence and the Machine, The xx, Bryan Ferry, Fergie, Nero, Will.i.am., Emeli Sandé, Gotye, Sia gibi isimler biraraya gelmiş.

Mayıs ayında vizyona girmiş film, tabii ki yine geç kaldım! Bakalım kitabı önce okumanın filme getirdiği kekremsilik bu kez de olacak mı?

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 19/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kadınların en çok sevdiği 10 şarkı

Üniversite eğitimim dolayısıyla Ankara’ya gittiğimde en yakın arkadaşlarımdan biri walkman’imdi. Hani düşünün o kadar eski… Her sabah 4 km, akşam 4 km olmak üzere 8 kilometrelik yolda günlük takip ettiğim radyolar, rastgele aramalar, yürüyüş temposunu ya da kişisel modu ayarlayıcı şarkılar derken radyo istasyonları hayatımın bir parçası haline gelmişti. Radyo ODTÜ, o zamanları bilenler hatırlar 99.5 Capital, NTV Radyo ve radyo tiyatroları vazgeçilmezimdi. Hatta akşam uyku kaçmalarında Muzo dinlemişliğim bile vardır. Kim bilir nerede şimdi o adamcağız…

Ancak İzmir’e döndükten sonra alışkanlığımı kaybettim. Yürüyüş mesafelerim kısaldı, walkman’in hayatımdan çıkıp mp3’lerin girmesi arasında bir kopukluk oldu. Radyo istasyonlarının programlarından eski keyfi alamaz oldum falan filan… Son bir yıldır, iş güç koşturmacasının arasında o siyah ekrana bakmaktan tiksintimin yükselmesi ile birlikte radyo ve müzik dinleme ihtiyacım geri geldi ve bu arada neyse ki Joy Fm ile tanıştım. Zaman zaman kendilerinin de sürekli aynı parçaları döndürmesinden içim bayılmıyor değil ama genel modları, program mantıkları, DJ’lerinin sakin ve usturuplu tavıları hoşuma gidiyor. Hatta onlardan zaman zaman youtube listeme parça bile çalar oldum.

ekim baykaraSabahları muhteşem geçeceğine inandığım iş gününe hazırlanırken evden çıkış, otobüs ve işe yürüyüş arasında Ekim Baykara’ya rastlıyorum. Eskiden Radyo D’nin Muzo’sunun tipini merak ederken artık Gıgılana sayesinde hemen sesin sahibine ulaşmak mümkün tabii.. bugün bi Ekim Baykara’ya bakayım dedim ben de. Baykara sitesinde “Kadınların en çok sevdiği 10 şarkı” listesi yapmış kendi programına gelen istekleri baz alarak. Listede 3 Doors Down’dan Madonna’ya birçok iyi şarkıya rastlamak mümkün ama benim seçimim bugün için Maroon 5 – If I Ain’t Got You oldu. Tam liste aşağıda. Eklenecekler olabileceği gibi çıkarılabilecekler de var elbette…

Ekim Baykara’dan Kadınların En Çok Sevdiği 10 Şarkı Listesi:

Maroon 5 – If I Ain’t Got You
3 Doors Down – Here Without You
Madonna – Frozen
Robbie Williams – Feel
Morrissey – Let Me Kiss You
Maria Mena – Just Hold Me
Leonard Cohen – Dance Me To The End Of Love
Adele – Someone Like You
Natasha Bedingfield – Chasing Cars
Lana Del Rey – Summertime Sadness

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 18/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: