RSS

Etiket arşivi: cem karaca

İşçisin sen işçi kal, hatları karıştırma bi zahmet!

Ranciere, esas “tehlikeli” sınıfların toplumu aşağıdan çökertmeye çalışan “uygarlaşmamış” olanlar değil, kendilerine yüklenen işin dışındaki faaliyetlere zaman ayıran ve bu sayede burjuvazi/ploleterya, iş/boş zaman sınırlarını bulanıklaştıran bu sınıflar arası “göçebeler” olduğunu söyler. Ranciere’e göre “tehlike”, bireyin sömürülüyor olduğunu fark etmesi değildir; sömürüldüğü ve belli bir pozisyona sıkıştırılıp kaldığı bu dünyanın dışında da bir dünya olabileceğini görmesi, o dünyayı, kaçamak dahi olsa, deneyimlemesidir.isci

A. Vatansever- Prekarya Geceleri

Ağustos’un 20’si olmuş, hala tatil yapmamışsın. Ha bununla beraber tez yazmaya çalışıyorsun. Daha da fenası konun prekarizasyon üzerine. Yani, esnek ve güvencesiz istihdam. Hali ile devrelerin yanmış olması çok da garip karşılanmamalı.

Ranciere’nin sözlerini ne güzel özetlemiş di mi Cem Karaca, “İşçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları!”

Diardi

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Sen de başını alıp gitme ne olur…

Kadın olur, erkek olur. haluk bilginer
7 Şekspir olur, kral Antonius olur.
Hükümran olur, zavallı olur.
Bir susar.. fena susar.
Konuştuğu zaman zaten ayrı.
Bir de şarkı söyler.
Söyler yani!

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Bu son olsun

Cem Karaca bu şarkıyı söylediğinde takvimler 1967’i gösteriyordu. Aradan onca yıllar geçse de temennimiz hiç değişmedi. Ülkemizde bu şarkı hep acı olayların ardından dillendirildi. Fazla söze, yoruma gerek bırakmıyor. Yine aynı dileklerle. Bu son olsun bu son…
Bugün sen çok gençsin yavrumucurtma
hayat ümit neşe dolu
mutlu günler vaad ediyor
sana yıllar ömür boyu

ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni
doğarken ağladı insan
bu son olsun..
bu son…

 
Yorum yapın

Yazan: 13/03/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Cem Karaca – ömrüm

AYVALIK

 

Sendelesen bile bazı yürümek var ya…

– silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Sevgili Dünyam…

sev-dunyayi-92__27969499_0Sevgililer Günü başlığı altında yazmak benim için zulümlerin en büyüğü.  21. Yüz yılda yaşıyorum ben. Kimsenin kimseye tahammül edemediği, herkesin her şeyden daha önemli olduğu, beklemeye kimsenin tahammül edemediği hatta her durumda suçlanacak birinin bulunduğu bir yüz yılda nefes alıp vermenin ağırlığı var omuzlarımda.

Ben yine de seviyorum, herkesi, her şeyi ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse ya da ne söylemezlerse söylemesinler. İçimdeki “insanlarımın” dışlarındaki “kibir, intikam ve kıyamet” zırhlarından ibaret olamayacaklarını bilecek kadar “iyi” tanıyorum onları.

Bir çiçeği sevmekle her şeyin başlayacağını bilecek kadar sevgi dolu, yürekli, önemli ve değerli benim sevdiklerim. O yüzden müspet bilimin ışığında 20. Yüzyılın sonlarına bir nostalji yapmaktan çok daha önemli bu şarkı bugün ve yine her gün. – Bir klişeye düşmenin dayanılmaz hafifliği…-

 

İşte bu yüzden bir milyar insanın kadın için ayağa kalkacağı bu günde dünyayı severek, var olmayı severek, gerekirse kutsayarak ve kutsallaştırarak seviyorum hepinizi. Ve hiç birinizin gideceği yerden geri dönüp dönmeyeceğini, zamanın değişeceğini, insanların değişeceğini, hatta değişim katlanılamaz ve baş edilemez olduğunda, burnumdan solurken, içim acırken, görmezden gelirken veya bilerek ve isteyerek… Durumlardan bağımsız, karşılık beklemeden seviyorum hepinizi….

PS: Gün için gaza gelmiş değilim lakin sevgi kelebeği gibi ortada dolaşamam, içimdeki sevgi  özgür ve tabii kelebeğin ömrü bir gün, yarın kaldığımız yerden sürüngen olmaya devam edeceğim sanıyorsanız, aldanın kendinize. Sevme başlıklı eylemlerim, ölü sevicilikten, fetişlerden, fahişelerden ve hatta çirkinliklerden bağımsız devam edecek. Durma dans et bebeğim…

PSS: Şimdi fark ettim, ne kadar çok insan geçip gitmiş hayatımızın sahnesinden… Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir diye sormuşlardı ya bizim ritüel filmimiz de. Buldum artık… SEVGİ var…

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 14/02/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Haluk Levent Sabahı

Biz, hani şu 90’larda çocuk olanlar…
O Erkin Koraylı, Cem Karacalı , Moğollarlı , Üç Hürelli günlere yetişemedik..İsmini duyduğumuz, babalarımızın abilerimizin ablalarımızın hayran olduğunu bildiğimiz isimlerdi..Bir iki şarkılarını da tabi ezbere bilirliğimiz vardı. 
O kadar Tarkan’ın Tayfunun, Yoncimik’in falan arasında (ki onlardan böyle bahsettiğime bakmayın o yıllar epeyce tartışsak da bugün hala o şarkıları hatırlıyorsak vardır bir sebebi) Bir MFÖ yakardı kalbimizi , bildiğimiz tek yerli müzik grubu olarak ..Türk folk müziği derlerdi adına, biz Barış Manço derdik…
O sıralarda isyankar bi ses yükseldi. “Rock” müziğin yalnızca İngilizce sözlerle dilimize dolandığı yıllardı yani..Türkçe Rock yaptığı söylemiyle, isyankar sesiyle, birbirinden güzel şarkılarıyla bir adam çıkageldi. 

İyiydi şöyleydi böyleydi bunu da tartıştı sevgili halkımız..
Hala hatırlıyoruz değil mi şarkılarını? Biz işin orasındayız…
– Silverland
 
 
Yorum yapın

Yazan: 16/11/2012 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nazım Hikmet & Cem Karaca – Herkes Gibisin

Nazım Hikmet & Cem Karaca – Herkes Gibisin

Cem Karaca’nın yorumu, Nazım Hikmet’in sözcüklerin inceliği… İçime akıtıyor umudu!!! Youtube’a kim eklediyse ellerine sağlık demekten başka söz gelmez dilimden dinlediğimiz parçayı. Nazım’ın kendi sesinden Giderayak ve Hasret şiirlerini dinlerken, Cem Karaca gibi bir ustanın yürekten söylediği ve yine Nazım’a ait olan “Herkes Gibisin” şiirinin şarkılaştırılmış hali. Beni benden alır. Söze de gerek yok. Herkes gibi olmayanlara… Nazım’ın şiirlerinden… ve şimdi Nazım’ın heykeli, Dikili’de bir çınar ağacının gölgesinde denizi karşısını alarak seyreliyor alemi…

GİDERAYAK

 

Giderayak işlerim var bitirilecek,
                      giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
                      giderayak.

 

 

HASRET

 

 

Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.

 

Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.

 

Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.

 

Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.

 

 

 

HERKES GİBİSİN

 

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

 

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

 

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

 

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

 

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

 

— Hicran

 
Yorum yapın

Yazan: 10/09/2012 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: