RSS

Etiket arşivi: Bulutsuzluk Özlemi

Aklımı tutamadım kafatasımda uçtu uçtu!

Dünyanın en zor şeylerinden biri bence köşe yazarlığı. Bloggerlık o yüzden mis.. Hani sürekli sayfam tıklansın, mecralardan mecralara akayım derdin yoksa, yazmışsın, yazmamışsın pek de fark etmiyor. En azından yazmadığın için kimse seni işten kovmuyor. Ha okumayı sevenler bekler.. ama onlar da bilir ki, zorlama yazmaya kalksan kekremsi olur tadı. Yazma daha iyi!snoopy

Atilla Atalay, hangi kitabında hatırlamıyorum ama Şakacı yazısında duruma fena derecede noktayı koymuştu:

“Bazen konuşamaz, diyemez oluyorum… Kalemi sıkıyorum, elime yapışıyor… Tüm dünya üstüme geliyor… Kalemleri gökyüzüne fırlatıp duvarlara tükürüyorum… “Beklerler” deyip “o gülünçlü yazılardan” yazarken, elimdeki kalemi kocaman bir direk gibi hissediyorum… Ben o koca direkle, kan ter içinde, bir o tarafa bir bu tarafa savrula savrula debelenirken, birileri şaka yapıyorum sanıp gülüyor… Anlatamıyorum.” 

Bugün de twitter’da pek çok kişi gibi benim de paylaştığım Sercan Sarıkaya’nın Journo’da yazdığı “8 adımda Ahmet Hakan gibi yazı yazma kılavuzu”nu okuyunca önce kahkahayla güldüm, sonra Mikro’yu hatırladım. Hatırladım da, en zoru bu yazıya şarkı uydurmak oldu. Bunun da kılavuzu var mıdır acaba?

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Özgürlük emek ister!

Tam 5 yıl olmuş.Kırmızı valizimin ve benim yolculuğumun başladığı…!!!

Destina!..

 

yolculuk

 
Yorum yapın

Yazan: 02/10/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , ,

Güneşimden Kaç!!

hico

 

Bazı günlerde sabahlara uyanmak zül olur ya, sanki dedim bugün de öyle olacak. Derken gün ağırıp güneş o aydınlık yüzünü odamın içinden göz bebeklerime dikinceye dek. O andan itibaren bir türkü tutturmaya karar verdim. Gün benim günüm, dünün benim olduğu gibi, yarının da olacağı gibi… yani her zaman olduğu gibi… Yeni olan her güne şükürler olsun…

Destina!..

 

Etiketler: , , , , , ,

Kestim kara saçlarımı n’olcak şimdi

Şükrü Erbaş okurken, ardından Gülten Akın  şiiri gelir aklıma. “Güzel bir gece ama dolunay da olsaydı” gibi..Aynı şehirde doğduklarından mı, yolları birdir ondan mı bilemem..İkisi yanyana gelir zihnimde..

Şükrü Erbaş, ayrı bir yazının konusudur da, Gülten Akın “kadından zor şair olur” tartışmalarına en güzel yanıttır. “Türkçe’nin En Büyük Şairi” seçilmişliği vardır..Tavırlı, karakterli şiiri, savunmanızı kolaylaştırır.  Hani annedir, kırılgandır, evinin dişi kuşudur da hala kadındır,  hem de bu topraklarda…Karşı duran, kafasına göre yaşayandır

                                               ……….“Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi

                                                               Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –

                                                               Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

                                                               Günaydın kaysıyı sallayan yele

                                                               Kurtulan dirilen kişiye günaydın”

 

Sezen Aksu’nun o  deli lirik, film kareleri içeren şarkısı “Deli Kızın Türküsü”  ve  Grup Yorum’un “Büyü”sü benim bildiğim Gülten Akın şiirlerinden uyarlamadır.  

SENİ SEVDİMdaniele contini

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim

“Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil

Nasıl yürür özsu dal uçlarına

Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

 

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim

Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü

Yitik ceren arayı arayı anasını buldu

Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek

Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi

Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

 

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar

Ve onların yoğun boyunlu kadınları

Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa

Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce

Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde

Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce

Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz

Senet senet satılmadan önce

Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp

Tanrı parsellenip kapatılmadan önce

Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin 

Gülten AKIN

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 26/11/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi

Son zamanlarda yapmayı en çok sevdiğim şey yatıp kitap okumak. Bu mutluluk duygusu Ece Temelkuran’ın son romanı Düğümlere Üfleyen Kadınlar ile geri geldi neyse ki, çok mutluyum. Uzun zamandır elime yapışıp güneşte kalmış sakız gibi kalan, kekremsi tatlı, bitmek bilmeyen, iç bayıcı kitapları seçmek konusunda uzman olmuştum. Tahmin edersiniz ki Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ı bu üstün beceri ile ben seçmedim, Silverland önerdi. Baktı ki çıkamayacağım ben kendi başıma bu bataktan, kızın beyni azcık seratonin salgılasın, diye düşündü sanırsam.. Allah razı olsun.

ece

Utku’nun (soyadı Lomlu hani, benim liseden arkadaşım diye daha önce bahsetmiştim) yaptığı önceki kapak tasarımlarını görünce açıkçası önce pek bişeye benzetememiştim ama okudukça anladım. Adam yapmış yine yapacağını!

Bütün bunların Bulutsuzluk Özlemi’nin bu eskiiii, karanlıııık, soğuuuuk şarkısı ile ne alakası var diye düşünenler lütfen kendilerini hiç yormasınlar, tamamen bir şimşek çakması efekti eşliğinde geri dönüş anı. Lisedeydim sanırım. Canım sıkkın yolda yürüme, yürürken zaman geçirme ve ferahlama şarkımdı bu benim. Canım burnumda ağlamaya başlamak üzereyken mırıldanmaya başlar, şarkının sonunda yükselen tempo ile birlikte zıplayarak ve gülümseyerek bitirirdim yolu. Hafiflemek budur işte! Kitapta Temelkuran’ın “Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi” dediği o anda bi şimşek çaktı ve bu şarkı geldi benim aklıma. Ne zamandır söylemediğim de tabii..

 Ne zamandır söylemeye ihtiyaç duyacak kadar sıkılmamışım, ne mutlu diye düşünebilmeyi isterdim herkes gibi ama sanırım asıl bana bu şarkıyı hatırlatan, o hafifleme anlarına hakklarını yeterince teslim etmemiş olmamdı.
Bi düşünsenize, Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi’ne konacak neeee parçalar çıkarır bu Hades’in Tapınağı…

Diardi

 
1 Yorum

Yazan: 19/03/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Birsen Tezer & Bülent Ortaçgil – Kimseye Anlatmadım

Hayatta kaçırdığıma en çok üzüldüğüm konserlerden biri 2010 yılında Bülent Ortaçgil’in 40’ıncı Sanat Yılı deneniyle Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde verdiği 40. Yıl Konseri olmuştu. Yıllardır DVD’sinin çıkıp, izlemenin hayalini kuruyordum.

Bugün Youtube’ta konser sırasında Birsen Tezer & Bülent Ortaçgil’in Kimseye Anlatmadım şarkısını birlikte yorumlayışını izleyince yeniden iştahım kabardı. Biraz araştırdım. Hala Konser DVD’sinden ses seda yok.
Sağolsun google beni http://www.peremeci.com/tr/peremeci-film-den-haberler/62-buelent-ortacgilin-40-ylnda-peremeci-film-de-oradayd.html adresine yönlendirdi. Ortaçgil’in Akın Eldes/Serhat Ersöz, Birsen Tezer, Bulutsuzluk Özlemi, Candan Erçetin, Erkan Oğur, Ezginin Günlüğü, Feridun Düzağaç, Fuat Güner, Gürol Ağırbaş, Grup Gündoğarken, Jehan Barbur, Levent Yüksel, Mirkelam, Mor ve Ötesi, Pinhani, Yaşar ve Zuhal Olcay ile birlikte verdiği 40 senede bir olacak o muhteşem konseri o gün Peremeci Film şirketi kaydetmiş. Şirketin internet sitesinin iletişim bölümünden Konserin DVD’si ne zaman çıkacak diye mesaj attım. Yanıt bekliyorum bakalım 🙂

Birsen Tezer bu şarkıyı ne güzel yorumlamış di mi?
Peki sözler nasıl?


Ben bunları kimseye anlatmadım

Kendimle bile konuşmadım
Bir tek sen duy diye, sen bil diye, sen anla diye..

– Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bulutsuzluk Özlemi – Acil Demokrasi

ACİL DEMOKRASİ!

Türkiye’nin varoluş tarihinden itibaren herhalde insanların en çok dile getirdiği kelimedir “demokrasi” Yıllarla söylemler ve talep edilenler bakımından içerik değişse de hep ulaşılmaz bir ütopya olmuştur “demokrasi” güzel ülkemde.

Bulutsuzluk Özlemi’nin 1990 yılında çıkarttıkları albümdeki “Acil demokrasi” şarkısı bugüne kadar en güzel atılmış “demokrasi” çığlığıdır bana göre. 1979 doğumlu olmam itibariyle “demokrasi” bana kendini henüz 1,5 yaşında “darbe” olarak gösterse de ilk kez, birçok düş kırıklığımı da beraberinde armağan etmiştir bu “ilk”le. Okullarından atılmış ebeveynler, parçalanmış aileler, güvenlik soruşturmaları vs vs vs… 33 yaşıma girmeme sayılı günler kala sadece gençliğimi değil, bugünümü de kesen temel beklentimin dile gelişidir bu şarkı…

Yıllar geçer, şarkıdaki madde isimleri değişir, ama aciliyet benim ülkemde asla bitmez. Ülkem için hep “Bir numara büyük gelir” denilen bir ütopyadan beni mahkum bırakanlara seslenişimdir, “ACİL DEMOKRASİ”

TEŞEKKÜRLER NEJAT YAVAŞOĞULLARI’NA…

bugünlerde nüksetti başım yine,
sağa çarptım sola çarptım habire.
her yanım yara bere içinde kalbim.
hava bedava, su bedava değil.

hür demokratik
parlamenter sistemde…

olağanüstü haller,
geçiş dönemleri,
sıkıyönetimler,
“şimdi sırası değil”ler,
fikir suçları,
idam cezası,
141-142
adalet mülkün temeli

çelişkiler keskinleşsin diye
böyle mi geçsin ömrüm?

acil demokrasi

radyasyon meselesi
ateistler, yeşiller,
hor görülen cinsler,
nesli tükenen kaplumbağalar,
84. madde
beni ilgilendirmez,
varlığım varlığına
armağan olmuş bir kere.
çelişkiler keskinleşsin diye
böyle mi geçsin ömrüm? (he?)

acil demokrasi

bugünlerde nüksetti başım yine,
sağa çarptım sola çarptım habire.
her yanım yara bere içinde kalbim.
hava bedava, su pet şişelerde.

hür demokratik
parlamenter sistemde…

acil demokrasi

— Arda

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: