RSS

Etiket arşivi: Video

Kesmek güzeldir-yaşasın dada!

Hatırlıyorum da çocukluğumda makas, son derece hoş bir araç olarak gelirdi. ciara-phelan-1
Gazeteden sevdiğin fotoğrafları kes, öğrenme zamanlarında harfleri, kelimeleri kes, bir araya getir.
Gazetelerin dağıttığı karton maketleri kes, karton kıyafetleri karton bebeklere monte et.
Kesmek, çocuklar için büyülü bir şey. Bütünün formunu değiştirdiği için olsa gerek.
Dadaistler için de öyle. Birçok sanat akımını etkilemiş,, kafa açıcı olmuşlar. Cut up tekniği de birçok alanda kullanılmış. Dadaistlerin bu yöntemi, sevmeyenleri için hırsızlık, sevenleri için üretilenlerden yeni eserler oluşturmak.
Mesela müzikte ses örnekleriminin kullanımı (yoğun olarak rap, hiphop, vs.)
Bunun bir de görsel sanatlarda karşılık bulmaması düşünülemez. Görsel kolajlarla tribal üretim yapan Cyriak, gördüğüm en ilgi çekici isimlerden.
Cyriak’ın, ses kolajı yoğun kullanan Bonobo için yarattığı klip:
Cyriak’tan olmazsa olmaz, kedili klip. Diğer işlerini de youtube’da bu videonun kanalından görebilirsiniz.
Totoro
Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 12/10/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Zaman katilleri

Günlerin kısaldığı, yağmurlu günlerin ıslak zeminde kayma hızıyla geldiği günler öncesi, televizyon veya video (beta veya vhs) sevdalıları için üçlü paylaşım…video kaset

Kanal sayısı, sadece yüzlerle ifade edildiği günümüzde değil, 5 civarında olduğu zaman da illa izleyecek bir şey bulmalarıyla kıskanç bakışların hedefi haline gelen televizyon bağımlıları, özellikle bu uzun günlerde nice çöp film izlemiştir.
Video kaset dönemi furyasından yararlananlardan Bruce Lee’ye bu dönemde gönül verenler ise dükkan sahibinin iyi niyetli kötü tavsiyeleriyle bu zaman katillerine vakitlerini vermiştir.
Evet, yapacak çok iş, proje var, yeterli zaman yok ama hala bu tarz filmler denk gelince takılıp kalmak, suçlu zevkler arasında.
Çok uzattım, buyrun:
Bir Ninja filminden ses örnekleriyle kurgulanan parça, Hexstatic’ten geliyor
Sıradaki parçayı Chemical Brothers bizler için seslendiriyor
Zaman katilleri, Cüneyt Arkın’a saygılarını sunar
Totoro
 
Yorum yapın

Yazan: 26/09/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Edebiyat, Gezi, popüler kültür ve diğerleri…

Suç ve Ceza’yı okurken kriz geçirmiştim. Elbette bir dünya klasiği yaratan Dostoyevski’nin bir suçu yoktu ancak benim zamanlamam baya bir yanlıştı. Sen tek tuşla her sabah bilmem kaç yüz kişiye mail at, sonra vicdan azabını kağıda dökebilmek için yataklara düşen Raskolnikov’u anlamaya çalış. Gerçekten her şey zamanında yapılmalı. Dünya klasikleri de mümkünse belli bir yaşa kadar okunmalı, bitirilmeli, fikir edinilmeli, çok isteniyorsa detaylı ikinci okumaları ileri yaşlarda yapılmalı. Hele hele yeni çevirilerini dönüp dönüp okuyabilen insanlara ayrıca bir hayranlık besliyorum. 
 
Okumak istediğim kitaplara asla yetişemeyeceğim hele böyle her gün yenileri eklenirken. Artık öyle bir “maruz kalma” hali yaşıyoruz ki, sadece kitaplar ya da gazeteler değil okumak istediklerim, internet ve sosyal medyadan da yüzlerce sayfa yağıyor her an ekranıma. Sadece günceli takip etmek bile 7/24 çaba gerektiriyor. Okuyucu olmanın yetmediği, bir figür olarak sosyal medya içinde yer almaya çalışmak ise ayrı bir sorun. İnsanların garip endişeleri türedi. Sosyal medyada bir şey paylaşmak da dert. Bir yanda Ali İsmail’in annesi, elinde yavrucağının fotoğrafı ile onu döve döve bu dünyadan alanlara seslenirken, “doğru yazılışını asla ezberleyemeyeceğiniz 20 kelime” paylaşımları ile 30 saniye de olsa gülmeye eriniyor insan. Çoğu zaman gizli gizli attığı kahkahalar bile boğazına düğümleniyor. 
 
Bir başka açıdansa, her şeyin birbirine girmesi edebiyatımızı da kötü etkiledi. Kötü etkiledi diyorum çünkü bugün yazılan ve piyasaya sürülen kitapların pek çoğunda artık gözle görülür derecede popülerlik kaygıları söz konusu. Bu konuda Ahmet Ümit, ne yazık ki attığım tweetleri yaptığı retweet’ler arasına alınmaya layık görmese de, son romanı ile beni fena derecede hayal kırıklığına uğratanların başında geliyor. Biliyorum, telif konusu öyle beter bir noktadaki, insanların telif gelirleri ile hayatlarını sürdürecek parayı kazanmaları ve yeni şeyler üretmeleri mümkün değil. Öte yandan da satış rakamlarını artıracağım diye roman daha piyasaya sürülmeden her televizyon kanalına konuk olmak, anlata anlata romanda merak edilecek bir küçük paragraf dahi bırakmamak da bana biraz garip geliyor. Ki sen bir polisiye yazarısın… Ama bence daha acısı, artık romanların sadece pazarlanmasının değil yazılışının da popüler kaygılar taşıyor olması. Zeka oyunlarından, betimleme meziyetinden uzak ama bir yerinde mutlaka Gezi’ye, polis şiddetine, kadın şiddetine, rant gelirlerine dokundurarak belli bir kesimin takdirini kazanmaya çalışmak, biliyorum hoşlanmayacağınız bir kelime olacak ama, edebiyatı “ucuzlaştırıyor”. 
 
donusBu sorunla karşılaştığım son roman da Ayşe Kulin’in Dönüş’ü oldu. Akıcı dili, detaylandırmalarındaki inceliklerle her zaman okumaktan zevk aldığım Kulin de Dönüş’te Ahmet Ümit’le aynı kaygıya düşmüş. Eşcinselliği işlemesi konusunda son günlerde basında yer alan Melik Gökçek’li tartışmalarından bahsetmiyorum. Bu kez Çamlıca’ya yapılması için proje yarışması açılan cami malzeme olmuş. Belki, nefret ettiğim bir tanımlama ile, “sanatçı duyarlılığını” romanına yansıtmak istemiş Kulin ama “Sultanahmet’in kopyasına birincilik veren jüriyi eleştiren bir yazı yazdığı için politik kaygılarla işten çıkarılan ve hayatını Ege’nin huzurlu kıyılarında sürdürmeye karar veren bir mimar” bana yine biraz zorlama geldi. İşin kötü yanı, tweeter’da saniyede binlerce tweet ekranınızda nehirler gibi akarken, her saniye Youtube’a 60 dakikalık videolar yüklenirken, 4,5 milyar yaşındaki dünyanın tüm bilgisinin yüzde 90’ı son iki yılda üretilmişken… bu duyarlılığı, bu kaygıları dile getirmek ve daha hatırlanabilir kılmak için başka bir şeyler yapmak gerekiyor gibi geliyor bana. Düşünsenize, artık elinden akıllı telefonunu düşürmeyen, tabletsiz nefes alamayan ancak kitap ile “gözükmekten” utanan gençler var hayatımızda. Gençlerin ve potansiyel yeni okuyucuların ilgisini çekebilmek için kalemine yeni kavramlar eklemek elbette gerekli ama sanırım bunu yaparken temel çıkış noktasının kaçırılmaması şart.
 
Diardi
 
Yorum yapın

Yazan: 05/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Video

Triggerfinger – I follow rivers

Triggerfinger

1998 yılında kurulan Belçikalı hard rock, blues rock grubu Triggerfinger’in muhteşem bir cover uyarlamasını denk geldik geçen gün. Şarkıyı ilk Lykke Li’den dinlemiştik. Ancak bazı coverlar şarkıyı yüceltiyor. Karizmatik Ruben Block ıslığıyla başlayan, bardaktan çıkartılan muhteşem tınılarla desteklenen bu yorum oldukça başarılı olmuş.

I Follow Rivers / Orjinal sözleri ve Türkçe Çevirisiyle birlikte

oh i beg you: can i follow?   /  Oh sana yalvarıyorum takip edeyim ?
oh i ask you: why not always?  / Oh soruyorum sana neden olmaz herzaman?
be the ocean, where i unravel,  / Okyanus ol, çözüldüğüm yerde
be my only, be the water where i’m wading.  / benim ol, sığ olduğum suda ol

you’re my river running high,  / sen benim yükselen nehrimsin,
run deep, run wild. / daha derin daha vahşi

i i follow, i follow you / ben ben takip ediyorum, takip ediyorum seni
deep sea baby, i follow you  / deniz derin  bebeğim, seni takip ediyorum
i i follow, i follow you  / ben ben takip ediyorum, takip ediyorum seni
dark doom honey, i follow you / / kötü kader balım, seni takip ediyorum

Ruben Block

Ruben Block

Heed a message, I`m the runner / Mesajımı dikkate alın, ben bir çığırtkanım.
He`s the rebel, I`m the daughter waiting for you / O bir isyancı, bense seni bekleyen kızım.

you’re my river running high,  / sen benim yükselen nehrimsin,
run deep, run wild. / daha derin daha vahşi
i i follow, i follow you / ben ben takip ediyorum, takip ediyorum seni
deep sea baby, i follow you  / deniz derin  bebeğim, seni takip ediyorum
i i follow, i follow you  / ben ben takip ediyorum, takip ediyorum seni
dark doom honey, i follow you / / kötü kader balım, seni takip ediyorum

you’re my river running high,  / sen benim yükselen nehrimsin,
run deep, run wild. / daha derin daha vahşi

Grubun Studio Brussel’deki canlı performans videosu da burada
Triggerfinger – I Follow Rivers (Studio Brussel live)

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Red Hot Chili Peppers – Californication

Az kaldı di mi Red Hot Chili Peppers konserine 🙂 Santralistanbul’da 8 Eylül’de coşacak bir grup şanslı insan biliyorum. Kılı kırk yarıp para biriktirip konsere gitmeye hazırlanan, fuarda bileğine balon bağlanmış gibi mutlu koca koca bebekler… Haklısınız, ne deseniz haklısınız. Pop dünyası abuk sabuk isimler ile yıkılırken ve bizim yarım akıllı yeni yetmelerimiz kimin neresine bakacağını şaşırmışken Red Hot Chili Peppers’ın “Türkiye’ye gelmesi en çok istenen grup” olması ne mutlu değil mi?

2000 yılı MTV Video Müzik Ödülleri’nde yılın “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Sanat Yönetmeni” ödüllerini alan videosu Californication benim en sevdiğim şarkılarından biri. Gerçi bu albüme gelene kadar grubun başına gelmeyen kalmamış. Bilgi tazelemek adına şöyle bir vikipedi karıştırayım dedim de… Grubu kuran, dağılan, uyuşturucuya bulaşan, milleti yarı yolda bırakan, terk eden ve geri dönen isimleri arka arkaya yazmaya mecalim yetmedi. Merak ederseniz bir zahmet bakıverin artık.

Konsere gidebilecek olanlara şimdiden iyi eğlenceler

— diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 04/09/2012 in Alternatif, Rock

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Irma – I know

İsmini duyunca aklıma ilk “Sokak kızı İrma” gelmişti..ya da küçük bir kedicik.. Zaten çikolata renkli, kadife sesli, işte efendim çok sayıda sevimlilik sıfatına sahip bir kızcağızımız. Ama öyle küçük görünüşüne bakmayınız, baya birşey yaşamış bu esas oğlan ile, ki bakınız nasıl da yalvarır bir tonda sesleniyor, “rahatsız ettiğim için çok üzgüünüm, aptal olduğumu da düşünebilirsin, sen bilirsin..Biliyorum zamanın çok kıymetli.. Ama bana bir saniye ver anlatayım derdimi..Bu bir rüya değil, senin her türlü taktiğini gördüm, seni biliyorum ” diye sürüp gidiyor..Ama senden nefret ediyorum yok bu şarkıda…gizliden bir “hani bir bakışınla devrilirim, geri dönerim” i var bence..Sizce??  

– silverland

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Awolnation – Sail

Bir yerlerde dinlemiş sevmiştim. Bugün Cenk önerdi. Tekrar dinleyince daha çok hoşuma gitti.

Awolnation Amerikalı rock grubu. indie tarzında güzel müzik yapıyorlar. Aaron Bruno, Christopher Thorn, Hayden Scott, Dav Amezcua, Kenny Carkeet gibi elemanlardan oluşan grup, özellikle Sail adlı şarkılarıyla şu sıralar oldukça popüler. Umarım bizler paylaştıkça, sizler de dinledikçe grubun ismi bir yerlere gelir ve parladıkları gibi sönmez.

Grubun Megalithic Symphony albümünden Sail in dışında Kill Your Heroes ve Wake Up şarkıları da çok hoş.

– Emin

 
Yorum yapın

Yazan: 20/02/2012 in indie, Muzik, Rock

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: