RSS

Aylık arşivler: Nisan 2016

Purple Rain – Prince

İnsanın sinir bozukluğunun nasıl ortaya çıkacağının en keskin olduğu yerler cenazeler bence. Beni mesela, gülme tutar! Hatta bir arkadaşımınprince babasının cenaze evinde tabii ki Süleyman’la kahkaha atmışlığımız var balkonda. Ne ayıp diyeceksiniz ama adı cenaze diye herkesle birlikte salya sümük akıtmak mı gidenin arkasından üzülmek? Ya da en sevdiğiniz şarkının ağız dolusu söylediğiniz nakaratında gözyaşlarına boğulmak mı? Belki de bir dağ başında, en güzel gün doğumuna karşı yanınızdaymış gibi konuşmak… “Ne güzel gülerdi şimdi burada olsa, kesin severdi buraları” demek, “Bu saçmalığı en güzel o anlatırdı” ya da “İşte bu anı yalnızca O anlardı”.

Sohbetlerin artık sağlık durumlarını sorarak başladığı günlerde birileri daha eşiğin öbür tarafına geçiyor, benim aklıma sadece şiirler geliyor.

Diardi

...
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse 

Eylül toparlandı gitti işte 
Ekim filanda gider bu gidişle 
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar 

Turgut Uyar
 

Etiketler: , , , ,

Yara – Küçük İskender & Attila Özdemiroğlu & Sertab Erener

Yara

Kör noktalar vardır her aşkta
İnsan doğar ölmez o suçlaattila ozdemiroglu
Orada o küçük çoçukla kalan
Ağlar hayatın sonsuzluğuna

Kim tutar ki elini bir daha
İçini kanatan bir rüya olur bu yara
Bir masalın sonunda ölüme
Aşkını anlatan bir kadın olur bu defa

Hiç konuşmaz bazen gül susar
Yaprak titrer acıyla düş yanar
Orada o güzel uykuda hüzün
Büyür büyünün sonsuzluğuna

Söz: Küçük İskender
Müzik: Attila Özdemiroğlu

 

Etiketler: , , ,

Aklımı tutamadım kafatasımda uçtu uçtu!

Dünyanın en zor şeylerinden biri bence köşe yazarlığı. Bloggerlık o yüzden mis.. Hani sürekli sayfam tıklansın, mecralardan mecralara akayım derdin yoksa, yazmışsın, yazmamışsın pek de fark etmiyor. En azından yazmadığın için kimse seni işten kovmuyor. Ha okumayı sevenler bekler.. ama onlar da bilir ki, zorlama yazmaya kalksan kekremsi olur tadı. Yazma daha iyi!snoopy

Atilla Atalay, hangi kitabında hatırlamıyorum ama Şakacı yazısında duruma fena derecede noktayı koymuştu:

“Bazen konuşamaz, diyemez oluyorum… Kalemi sıkıyorum, elime yapışıyor… Tüm dünya üstüme geliyor… Kalemleri gökyüzüne fırlatıp duvarlara tükürüyorum… “Beklerler” deyip “o gülünçlü yazılardan” yazarken, elimdeki kalemi kocaman bir direk gibi hissediyorum… Ben o koca direkle, kan ter içinde, bir o tarafa bir bu tarafa savrula savrula debelenirken, birileri şaka yapıyorum sanıp gülüyor… Anlatamıyorum.” 

Bugün de twitter’da pek çok kişi gibi benim de paylaştığım Sercan Sarıkaya’nın Journo’da yazdığı “8 adımda Ahmet Hakan gibi yazı yazma kılavuzu”nu okuyunca önce kahkahayla güldüm, sonra Mikro’yu hatırladım. Hatırladım da, en zoru bu yazıya şarkı uydurmak oldu. Bunun da kılavuzu var mıdır acaba?

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Dönsek ya!

ace

 

Şu aralar buralar Zayn Malik denilen arkadaş sebebiyle baya sarsılıyor. Yeni yetmelerin yeni idolü, genç kızların yeni “aşkı(!).”

Üyesi olduğu One Direction grubundan ayrılma konserinde, bütün salon hüngür hüngür ağladı. İşte ben diyeyim Tarkan, siz diyin Behlül gibi birşey bu aralar buralarda.

İnanın bizim de vardı böyle dönemlerimiz. Hani bir çığlık atmışlığım yoktur ama, aynı şarkıyı üstüste 20 kere bir kasete çektirip (kasetçiler vardı o zaman:)) saatlerce tekrar tekrar dinlediğimiz çok olmuştur. )

Bir anlık öyle, şu şarkıları dinlediğimiz günlere dönsek ya..Walkman zamanlarına..New Kids on The Block’lu, Ace of Base’li, UB40’li günlere..Ne iyi gelir, gelmez mi?

Silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: