RSS

Etiket arşivi: aşk

Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku

​Atlanan eşikler önemlidir ya hayatta. Açılan ve kapanan kapılar da öyle. Hele kitapsız yazarın dediği gibi kapı kapanırken duyulan o “çıt”​ sesimuzeyyen bazen her şeyden önemlidir. Hatırladığınız tek ses olur diyaloğun tek kelimesini hatırlayamazken. “Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku..” Tutku mu, aşk mı, ilişki mi? Hadi bir tanımlamaya çalışın bakalım neler dökülecek… Sizin tercihiniz hangisi olurdu?
Diardi
Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 19/02/2015 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Herkesin aşkı, hayal kurabildiği kadarmış

Yakın zamanında yapılan bir televizyon röportajında Özdemir Erdoğan’a sordular: “Hala en sevilen ve söylenenler arasında bu kadar çok şarkınız olmasına rağmen neden klip çekmiyorsunuz eski şarkılarınıza?”…cin ali

Cevap çok güzeldi: “Bu şarkıların nasıl yapıldığını anlatmalıyım sanırım size küçükhanım” dedi Özdemir Erdoğan. “Çok okurduk biz. Okur, okuduklarımızı birbirimizle mutlaka paylaşırdık. Sadece Türk sinemasını değil, dünya sinemasını takip ederdik. Şiir değildi tek ilgimiz şarkı sözü olur diye. Romanlar, bilim, felsefe… Doğa yürüyüşleri yapmaya bayılırdık. Piknikler, akşam yemekleri hep beraber. Akşamları bir araya gelir, pikaba bir plak koyardık. Bir köşede birileri müzik üzerine konuşurken diğer köşede birileri o müziğin verdiği ilhamla söz yazar ama ekran olmadığı için hepimiz o şarkıyla kendi hülyamıza dalardık. Herkes kafasında kendi aşkını yaşardı, hayal kurabildiği kadar… Şimdi bakıyorum da, klipte şarkıcı sevgilisine olan aşkını anlatıyor. Arkasında biri sarışın, biri esmer, biri kızıl saçlı üç birbirinden güzel hatun dans ediyor. Kim inanır o şarkının meçhul sevgiliye yazıldığına?!”

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 13/02/2015 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aşk nereye kadar

Kaynak: upcat.net

aşk’ın evrimini pek güzel anlatan bir ortaçgil şarkısı…

aşk başlar
aşk varır
aşk yaratır
aşk verir
aşk sorar, sorgular
aşk dinler
aşk anlatır
aşk çözer, geliştirir
aşk çarpar, değiştirir
aşk sorari sorgular
aşk üretir, dönüştür
kendi kendine bir sor
nereye kadar
bütün değerlerin geometrik artar
genelden özele yolculuk bu
bütün en güzeller sende toplanır
kapılar kapatılır kalıcı mutluluk
aşk yıkar
aşk yapar
aşk yorar
aşk yeniler
aşk sorar, sorgular
aşk yaşanır
aşk biter
kendi kendine bir sor
nereye kadar
aşk çözer geliştirir
aşk çarpar değiştirir
aşk sorar, sorgular
aşk üretir, dönüştürür

 

Etiketler: , , , , ,

Ah Benim Tatlı Izdırabım

 

paris

Kahvaltının mutlulukla ilgisi ne kadarsa, Paris’in de aşkla ilgisi bir o kadar..

Kendini “dünyanın çocuğu” olarak ifade eden Indila, Hintçe, Arapça ve Fransızca
söylüyor şarkılarını..Şu arabesk gırtlağın yakıp kavurduğu tınılara, Fransızca şahane yakışıyor..

Geçtiğimiz yııln en baba şarkılarından Derniere Danse’nin bu dinleyeceğiniz versiyonu, Arabik tınılı Fransız chansonu tadı vermekle birlikte “Son Dans” anlamına geldiğinden, Paris’te Son Tango’yu da anımsatıyor. Üstüne bir de “Ah benim tatlı ızdırabım, kendimi Paris’te terkediyorum” sözlerinin çarpıcılığıyla “Arkadaş, Paris’in gerçekten aşk ile bir ilgisi var” dedirtiyor….

– silverland-

http://www.dailymotion.com/video/x1fagx3_indila-derniere-danse_music

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bugün günlerden AŞK

Ekibin hatun kişileri karar verdik, hepimiz “AŞK”ı seviyoruz. Aşk; iyi eder. Aşk; mucizelere inandırır. Aşk; eveask

ekmek getirmez belki ama ruhunu doyurur.. Aşk; insanın hayata bağlanma aynı zamanda da hayattan kopma sebebidir. Aşk; insanın kendine ters düşmesidir. Bazen kendisiyle barışması. Bazendir…

Aşk; şiir de yazdırır, şairliği de bıraktırır..O’ndan ala şiir yoktur.

Aşk; aynaya bakarken O’nu görmektir.

Bu konuştuklarımıza daha niceleri eklenir.. Siz de sizinkileri ekleyin lütfen. Bugün günlerden Pazartesi değil,

bugün Aşk günü olsun..Kısacası; Aşk; iyidir…

İmza: Ekip Hatunları

 

SANA BAKMAK

 

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla 

uçak örneğin uçurtma mesela 
altına konulabilir 
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için 
sallanan bir masanın 
veya şiir yazılabilir 
süresi ötekilerden kısa 
bir ömür üzerine. 

bir beyaz kağıda 
her şey yazılabilir 
senin dışında 
güzelliğine benzetme bulmak zor 
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan 
her şeyden 
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor 
belki tabiattadır çaresi 
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin 
ve benim 
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim 
anlarım bitkiden filan 
ama anlatamam 
toprağın güneşle konuşmasını 
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla 

sen bana ışık ver yeter 
bende filiz çok 
köklerim içimde gizlidir 
gelen giden açan soran bere budak yok 
bir şiir istersin 
“içinde benzetmeler olan” 
kusura bakma sevgilim 
heybemde sana benzeyecek kadar 
güzel bir şey yok 

uzun bir yoldan gelen 
tedariksiz katıksız bir yolcuyum 
yaralı yarasız sevdalardan geçtim 
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu 
her şeyi anlattım 
olan olmayan acıtan sancıtan 
bilsem ki sana varmak içindi 
bütün mola sancıları 
bütün stabilize arkadaşlıklar 
daha hızlı koşardım 
severadım gelirdim 
gözlerinin mercan maviliğine 

sana bakmak 
suya bakmaktır 
sana bakmak 
bir mucizeyi anlamaktır 

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır 
aşk sorgusunda şahanem 
yalnız kelepçeler sanıktır 
ne yazsam olmuyor 
çünkü bilenler hatırlar 
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar 
bahçıvanlar değil tüccarlardır 
sen öyle göz 
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı 
sen teninde cennet kayganlığı iken 
sana şiir yazmak ahmaklıktır 

bir tek söz kalır 
dişlerimin arasından 
ben sana gülüm derim 
gülün ömrü uzamaya başlar 

verdiğim bütün sözler 
sende kalsın isterim 
ben sana gülüm derim 
gül sana benzediği için ölümsüz 
yazdığım bütün şiirler 
sana başlayan bir kitap için önsöz 

sana bakmak 
bir beyaz kağıda bakmaktır 
her şey olmaya hazır 
sana bakmak 
suya bakmaktır 
gördüğün suretten utanmak 
sana bakmak 
bütün rastlantıları reddedip 
bir mucizeyi anlamaktır 
sana bakmak 
Allah’a inanmaktır

 

Yılmaz Erdoğan

 

 

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 16/12/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Başını yastığa huzurla koyduğun kadar zenginsin

2008 yılından önceki yılbaşlarından biri olmalı. 10 numara alakasız insanların bir araya toplandığı, (Rusya’dan Eskişehir’e. E niye Eskişehir’e diyorum, zira biz İzmir’deyiz..) bir akşam ama bahsettiğim. Karşıyaka’daki mutlu zamanlarımız. Çoluk yok çocuk yok, kağıt oynayıp 70’liklerde balık avladığımız bitmeyen film geceleri falan…

Neyse işte yılbaşı akşamı 10 kişiden de fazlayız. Rusya’da bir adet varmış. Yılbaşı gecesi çiftler bir kağıda yeni yıl için 3 dileklerini yazar, ceplerine koyarlarmış. Yeni yıla girilen dakikalarda da herkes eşinin kağıdını alır açar, örtüşen dileklere sevinilir, örtüşmeyenler için yeni planlar yaparmış. (Bizdeki Hıdırellez’e benzettim bak şimdi yazarken. İster ülke ister coğrafya değişsin. İnsan faktörünün girdiği her yer aynı demek ki..)

Neyse… Eşim ve ben de diğer çiftler gibi yazdık bir şeyler, koyduk cebimize. Saat oldu 12, havai fişekler, yeni yıla girdik şamatası falan. Çıkardık cebimizden kağıtları. Ben, “Aşk, huzur, sağlık” yazmışım, eşim “Huzur, aşk, sağlık”:) Diyecek bir şey yok, boşuna yaşlanmıyoruz birlikte. (Bak şimdi, bunu da yazınca aklıma yarın evlilik yıldönümümüz olduğu geldi:))
huzur
Çok uzattım lafı, nerden nereye geldim yine. Aslı Peker’in Milliyet’teki köşesini okuyordum bugün. Mark Twain’in bir sözüne takıldım: İyi arkadaşlar, güzel kitaplar ve uykulu bir vicdan, işte ideal hayat budur! Diyeceksiniz, nerden bağladın “huzur”a? Huzursuz bir ruhun iyi arkadaşları ile sağlıklı ve keyifli ilişkileri olamaz. Huzursuz bir ruh, kitapların dünyasında kaybolamaz, huzursuz bir ruh başını yastığa koyup vicdanı rahat, deliksiz bir uyku uyuyamaz.

Öfke ve şiddetle dolduğumuz, yaşadığımız stresi gerçek hayatın ta kendisi sandığımız günler içinde kapısını kapattığınız anda huzurlu ve mutlu yaşadığınız evler ve yürekler dilerim.

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 17/09/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Fırt Emin

Geçenlerde Emin’in doğum günüydü biliyorsunuz. Alsancak’ın benim için yeni, bisikletçiler içinse belki de eski -bilemiyorum- mekanı Cinatı’nda oturduk. Malum tayfada pedaltepiciler çok. Özgü’nün biricik “aşk”ı, Özgü’nün o “Aşk” tonlamasını nereden çaldığını bilenler bilir, Cemre, Emin’e hediye olarak tabii ki bir Ortaçgil söyledi. Hastayım, falan demesine bakmadık tabii biz, yine çok başarılıydı. cinati

“Tamam Emin Ortaçgil hastasıdır da bence bu akşam biri söyleyecekse Fırt Emin’i söylesin yaaa…” dedim, benim yaaa’nın son aa’ları havada kaldı. Zira kimse bu şarkının adının Fırt Emin olduğunu bilmiyormuş. Yeni jenerasyon işte ne yapacaksın… Yaşar Kurt, Ankara’nın Kolej’i, 3 katlı apartmanın terası ve tüm terastakiler için gelsin…

Diardi

 
1 Yorum

Yazan: 07/04/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: