RSS

Kategori arşivi: Arabesk Fantezi

Gezi Parkı’nın direniş şarkıları

Her protesto kendi müziğini de yaratır…

gitar
direniş şarkılarından bir derleme…

Boyun Eğmeyenler

New York’lu Çapulcular – Şimdi İstanbul’da Olmak Vardı Anasını Satayım

Boğaziçi Caz Korosu: Çapulcu musun vay vay

Ceyl’an Ertem – Bir Başka

Boğaziçi Caz Korosu: Çapulcular oldu mu?

Kardeş Türküler – Tencere Tava Havası (Sound of Pots and Pans)

 Marsis – Oy oy Recebum

ODTÜ Sosyalist Düşünce Topluluğu’ndan Direniş Şarkısı

Duman – Eyvallah

Serhad Raşa ”Çapulcu’nun Şarkısı”

FlowArt – Gezi Parkı

– Tayfa

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yağmur Şarkıları | içinde yağmur geçen şarkılar

İzmir’in bir aylık hava durumuna bakınca, yağmur şarkılarından oluşan bir liste yapalım dedik..

izmir-hava

Creedence Clearwater Revival – Have You Ever Seen The Rain

The Doors – Riders On The Storm

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel

Patty Ascher – Raindrops Keep Falling On My Head

Eric Clapton – River Of Tears (Live)

Tom Waits – Rain Dogs

Gök gürültüsünden korkup,
Yamacıma sokulan sevgilime,
Sarıl bana, sarıl sarıl, öp öp öp beni dedim.
Baksana allah yıldırımlarla resmimizi çekiyor.
Can Yücel

Morphine – You Look Like Rain

Singing In The Rain performed by Gene Kelly

Yağmur olsan binlerce damla arasından bulur tutardım seni.
Çünkü korkarım; toprak aldığını vermiyor geri
Cemal Süreya

Guns N’ Roses – November Rain

Anima – Yağmurla Gelen

Buluşmak Üzere
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Can Yücel

Murat Köseoğlu – Yine Yağmurlar Yağıyor Duygularıma

Creed – Rain

Travis – Why Does It Always Rain On Me

Ahmed Arif - Yağmur
Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Üşür sokaklarda evsiz kediler
Bir ölüm yalnızlığı bende her gece
Siyaha bürünür mechul sevgiler

Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Bir sevda türküsü söyler karanlık
Evlerde ışıklar söner sessizce
Kapımda belirir o an yalnızlık

Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Kimsesiz caddeleri taşır içime
Her köşe başında bir hayal bekler
Zifiri bir korku salar içime

Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Saçlarımı dağıtır bir deli rüzgar
Ta arşa yükselir ayak seslerim
Gönlümü harman eder gizli günahlar

Dışarıda bir yağmur çılgın ve ince
Secdeya kapanır çıplak ağaçlar
Koşmaktan, yorulmaktan sızlar her yerim
Düzlüklere inat uzar bende yokuşlar

Leonard Cohen – Famous Blue Raincoat

Mazhar Alanson – Bir sonsuz yağmur yağsa

Gökhan Kırdar – Yağmur

Murathan Mungan - Yağmur Taneleri
Damla düştü toprağa cemre misali
En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam,
Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı
Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz,
Tek tek ama beraberce kardeşcesine Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi , Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu, Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri

Joan Baez Bob Dylan A Hard Rain’s A-Gonna Fall

Bertuğ Cemil – Yağmur

Yağmuru seven, bir fincan kahveyle hafif müzik eşliğinde yağmuru izleyen, yağmur yağdığında mutlu olan herkese keyifli dinlemeler 🙂

— Ekip 🙂

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Korkmadan, Korkmaktan korkmadan yaşa dostum, Nice Yıllara !

Bizi tanıyan herkes bilir, senle ben eskiden beri tanışırız. Ve yine bilir ki hiç derdimiz olmadan yaşadık yan yana. Bilmiyorum o çok sevdiğin filmi görünce neler hissettin ama ben bir hayli kızgındım sana. Ne de olsa “Papatya” özel ve önemliydi o sıra.  Daha sonrasında “Papatya” kısmi olarak zaman içinde önemini azalarak kaybetse de bizim seninle yollarımızın kesiştiği ilk şarkı belki bu nedenle “Papatya olmuştu – Teoman’dan”

Sonrasında zaman içinde “büyümek” ya da “evrilmek” denilen kavramın ne olduğu konusunda bir fikrimiz oldu. Evrim her zaman insanın içindeki iyiliğin yüzüne yansıması ya da insanın bir yalanın ardından kendisini kaptırması demek değildir dedik kendi kendimize. Bu sırada Dante’nin İlahi Komedyasındaki Mephisto’yu oynayan  Hendrik Hoefgen gibi bir adam olacağımızı ya da en azından sonrasında buna dönüşeceğimizi bilemezdik. O sıralar havalar çok sıcaktı. Biz sadece bir gece kahve içmek için çıkıp yola alev alev yanan içimizi pide eşliğinde söndürdük Foça’da. Güzel günlerdi.

Her zaman git ve gel dolu ilişkilerde zaman ve mekân çokça girdi araya. Neler geçmedi başından. Neler delip geçmedi insan hayatında yüreğimi. Birçoğunda yanımda dimdik ayakta duranların arasında sen de oldun. Bir kısmında salt yokluğun için bin bir kalayı yedin durdun. Kim bilir zaman içinde insan saflığına dair içine baktığında sadece geçmişin gölgesinde karar verdiğindendir belki de. Burak nasıl benim çocukluğumsa sen de benim gençliğimsin sanırım. Öyle görünüyor.

 

Bizim seninle sarı saçlarından suçladığımız kimse olmadı. Zaman konusunda tutmakla ilgili bir sıkıntımız da olmadı ona keza. Sanırım zaman bir yerinden tutuldu ve yırtıldı çoktan. Şimdilerde elimizde kalan zamansız iklimlerde beyhude bir var olma çabası hayata dair.

Sevimli olmayı hiç beceremedim şu hayatta. Yanında her şeye rağmen egomu aşağıda tutabildiğim, içimin çirkinliğini dışarı taşırmadığım ve engellenmiş hissetmeden yanında makul durabildiğim ender kişilerden birisin sen hayatımda.

Burnumu soktuğum her şeye burnumu ne olursa olsun yine sokarım dediğim anları hayatıma sokmuş adamsın. Zaman zaman içine çöreklenen meslek hastalığı nedeniyle kendinden kıllanan adama dönme halini sevmesem de yani kadı kızı alırken kusuru olduğunu bilsem de buradayım. Basit bir hesapla;

26 çilekli pasta,

2 Feridun Düzağaç konseri,

Sayısız ve haritada belirlenemeyecek miktarda İzmir İçi Turu

2 Feridun Düzağaç, 3 Duman kaseti

Sıcak çikolata dökülmüş yeni alınan pantolon,

Bülent Ecevit, Cem Uzan, Adriana Lima, Zuhal Olcay arası bir mevki,

Şapşal bir arkadaşı Kır çiçeğinde  hesap olarak bırakma,

Yüzlerce ayrılık, onlarca aşk, binlerce ağız dalaşı

Monopoly ve Katil kim arasında,

Karşıyaka Antalya yollarında,

Ve mümkünse bundan sonrasında da

Yolun açık olsun!

Korkmaktan vazgeçersen hayat senin olacak asil dostum,

Doğum günün kutlu olsun…

 Morrisse Eserese…

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Ferdi Özbeğen

Bir çoğunuz onu Kaybedenler Kulübü ile keşfettiniz. Belli bir yaşın üstünde olanlar olağan üstü durumlarda ve yalıtılmış odalarda büyümediyse zaten sesine aşinadır. Kabul edelim Orta Doğu topraklarında bu sesler ve nefesler yaşam biçimidir ve yine kabul edelim, kimi zaman bir başkasının ölümle kavgası üzerinden siz çocukluğunuzu gömersiniz.

Ferdi Özbeğen, Arif Susam, İbrahim Tatlıses, Kayahan, Nilüfer, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Yıldırım Gürses, Ahmet Özhan, Edip Akbayram, Ajda Pekkan benim çocukluğum. Arada unuttuklarım vardır mutlaka. Plakla kaset arası dönemde kendi elimle hiç bir şey almadığım/ alamadığım o dönemde kulaklarımı dolduran ezgiler bu ve benzerlerinden çıkmaydı.

ferdi özbeğenUtanacak sıkılacak hiç bir tarafım yok. Bu ülkenin siyasi dönüşümü içine denk gelen zamanda doğmayı ne de olsa ben seçmedim. Sonrasında da geçmişi eşeleyip biliyor ya da bilmiyormuş gibi görünmedim. Ben parçalarımı hep kabul ettim. Şimdilerde haliyle iyileşme sürecinde olan Müslüm Gürses’e de Ferdi Özbeğen’e de ister istemez üzülüyorum. Bir çok insanın yukarıdan bakarak gördüğü tablo ile benim üç adım dışarıdan ve bizzat içinden bakarak gördüğüm elbet bir olmayacaktır. Acil şifalar diliyorum her ikisine de büyük bir bencillikle. Ben çocukluğumun en saf en temiz kısmının cenazesini henüz kaldırmaya hazır değilim.

PS: Piyanoyu frankofonluktan çıkararak toplum için normalleştirmede önemli mihenk taşısın adamım. Hatta belki Anadolu’da gavur icadından normale döndürensin. Başka mihenk taşı olduğun yerleri de müzik tarihçileri bulup paylaşsın, umarım çabuk toparlarsın…

Morrisse Eserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Dünyanın iki ayrı yerinde aynı nefesi üflemek – Ya da nefes tüketmek…

Dies Irae (Requiem) – Karl Jenkins & Adiemus

sameİdrak anla ilgili bir kelimedir. Çoğunlukla bir sürecin son anına kadar gerçekleşmez. Sürecin sonunda çat diye karşınıza çıkınca  gelir adamı bulur. Arapçadan gelir idrak. Kelimenin kökeni  bizden bir hal olmasa da biliriz. Duyar duymaz kelimenin şekli bedenin ve aklın şeklini alır.  Hiç öyle gelmese de “idrak” kelimesinin karşılığı  “perception” a denk gelir tahakkümü yüksek batı dilinde. “İdrak” size “aydınlanma” gibi gelse ve bu yorumuyla kullanılsa da aslında sadece “algılamaktır.”

Orta Doğuda yaşamak Pink Floyd’un kasetinin hemen yanında Orhan Gencebay kasetinin durması demektir. Metalica ezberinden daha fazla Sezen Aksu bilebilmek, rakı masasında Zeki Müren dinlemek, Bülent Ersoy’a kayıttan bile artarda iki şarkıdan fazla tahammül edememek ama buna rağmen sesini önemsemek, Led Zeppelin’in hemen akabinde ve detayında Cengiz Kurtoğlu’na  maruz kaldığında şaşırmamak demektir.

Belki de “yargılamadan anlamak” demektir. Her şeyi bilmek ve hiçbir şeyi bilmemek arasındaki farksızlıkta salınım yapmak demektir.

Geçiş iklimlerinde yaşayanların temel problemi her şeye maruz kalıp içselleştirdikleri arasındaki illiyet bağını açıklayamamaktır çoğunlukla.

Bugünler benim için arabeskin ruhsal bir fanteziye, klasik müziğin aynı anda bir eziyete ve kaçışa dönüştüğü günler. Bugünlerde yüreğimdeki ezgileri terbiye etmek için bir anne terliğinden fazlası gerek bana…

“Algı karmaşası içinde” Cuma günleri pazartesi günleri kadar karışmaz insan sözde. Bütün bildiklerim gibi bu da normalliğini kaybedebilir her an.

Sözün meclis içindeki platforma çekimi mümkün olursa her şeyin mümkün olduğu bir coğrafya da bir şey söylemek ve beka sahibi olmak ne mümkün diyerek sizleri müziğin kollarına bırakıyorum.  Ve pek tabii her kanaldan anlamak için farklı iki rotadan veriyorum coşkuyu kolonlara…

Orhan Gencebay Sende haklısın

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: