RSS

Etiket arşivi: movie

Kırık Midyeler

Mikroorganizma için mutlu günler başladı. Gerçi başlayalı uzun zaman olmuştu ama doğruca “Diardiii, mikroorganizmada kullanırsınız belkim diye gönderiim istedim” diyerek yollanan mail almak bugün bana iyi geldi. Demekki birileri takip ediyor ve takip edenler, edilenlere duyurulması için mikro’yu önemsiyor. Ne mutlu bize!

Baharoz’un sizlere “Bu hafta sonu ne izlesem diyenler için bir öneri :))” diyerek tanıtmamı istediği film, Kırık Midyeler. Basın bülteninde iletildiğine göre, (Genç Yönetmen Seyfettin Tokmak’ın geçtiğimiz haziran ayında vizyona giren ilk uzun metraj filmi Kırık Midyeler’in DVD’si satışa sunuldu. Birleştirdiği pek çok öğe açısından ilklerin filmi olarak anılan Kırık Midyeler’in yapımcılığını Serkan Çakarer, senaristliğini Kenan Kavut üstleniyor. Engin Benli (Cevat) ve Selma Alispahiç (Medina) gibi deneyimli oyuncuların güçlendirdiği filmde, ilk kez bir filmde oynayan çocuk oyuncuların performansı da eleştirmenlerden beğeni toplamayı başardı. Eleştirmenlerin ‘Marlon Brando’ya benzettiği Mardinli Uğur Barış Mehmetoğlu (Hakim) ile Seydo Çelik (Faysal) ve Afrikalı müzisyen Enzo İkah (Babatunde) filmin renkleri olarak ön plana çıkıyor. Film, dört farklı dili konuşan oyuncu kadrosunun yanı sıra, çekim ekibinin çok sesliliğiyle de dikkat çekiyor.) muş.

Elçiye zeval olmaz 🙂

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bulut Atlası’nın Ardından

Bulut Atlası’nın Ardından

Fragmanını izlediğimden beri, bu filme gitmek için can atıyordum. Sonunda benim girişimlerimle kalabalık bir arkadaş grubu toplandık ve Cumartesi akşamımızın 3 saatini bu filme ayırdık. Filmin ardından hepimiz karışık duygular içindeyiz. 🙂 Bir arkadaşım, uzun bir süre benim seçtiğim filmlere gitmeyeceğini beyan etti. Diğerleri o kadar da kötü olmadığını söylediler. Aslında filmin ana teması karma, reenkarnasyon, “ne ekersen onu biçersin” felsefesi üzerine kurulu. Er ya da geç, iyi ya da kötü, bütün yaptıklarının bedelini ödersin mesajı veriliyor. Fakat aynı aktör 8 farklı rolü, 10 dakika içinde ve 5 farklı zaman diliminde oynayınca, insan haliyle takip etmekte zorlanıyor! Avustralya’da filmi seyreden bir kadın, bitince ayağa kalkıp “Teşekkürler Tanrım” demiş! Ama gerçekten kostümler ve makyajlar çok başarılı. Oyuncular da rollerinin hakkını vermişler. Komutan Hey-Ço-Çen (eminim böyle yazılmıyordur ama idare edin artık) rolünü Keanu Reeves oynasa yakışırdı sanki. Gel gelelim, herkesin seveceği bir film değil. Ama ben yine de zevk aldım. Aslında filmi en güzel diardi özetledi. Affınıza sığınarak paylaşmak istiyorum: “Bugün yediğin hurmalar, yarın g.t.nü tırmalar!”:)

Solenzara

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eat pray love – The Long Road

Kitabını da filmini de uzun süre reddetmiştim..Aman işte bunlar popülist mevzular,modern zaman insanlarının boşluk duygularını sömürüyorlar bla bla..

Hatta kitap birkaç yıl önce, önüme doğüm günü hediyesi olarak düştü de o derece kabalık edip suratına bakmadım “Best seller okumam ben” diye hava da yaptım..Filmi seyredip beğenen bir arkadaşım CD sini getirdi, ayıp olmasın diye aldım eve koydum. Seyredeyim diye bile düşünmedim bir kez..

Sonra günlerden bir gün..Tv paketinde bir sorun çıktı ve aynı gece evde birkaç lambayı aynı anda patlatmayı başardım..Üstüne üstlük uyku da bir türlü tutmadı..

Yapacak birşey kalmadı, bir film seyredelim de bugün güzel bitsin bari kararıyla, filmleri karıştırmaya başladım.  Seyredilmedik tek bir film bile kalmamış..O’nun dışında yani..Halbuki ne çok severim Julia Roberts’ı da, Javier Bardem’i de.. Allahım teknoloji yoksunluğunun beni düşürdüğü duruma bak bu filmi izliycez artık napalım …

“Günlerini nasıl geçireceğini bilmeyen” Elizabeth Gilbert’ın hikayesini anlatan Ye/Dua Et/Sev (Eat/Pray/Love) filmininden bahsediyorum. Hani o “modern dünyanın kadınlar üzerine kurduğu baskıyı hafifletmek için haplaştırılmış Amerikan filmleri” kategorisine koyduğum film/kitap..

İyi ki seyretmişim.. Üstümüze her geçen gün ne anlamsız yükler biniyor hatta kendi korkularımızdan düşmanlar yaratıyoruz kendimize..O amaaan dediğim filmin konusu bu işte..Şu koca dünyada nasıl yaşayacağını bilmeyen insan hali..

Halbuki bütün dünya , kadın erkek farketmeksizin bunun peşinde değil mi..Bu dünyada nasıl vakit geçecek? Oku, iş bul, evlen, ev al, yazlık al, çocuk yap..Hatta her yıl mutlaka çok yıldızlı otelde mümkünse yurt dışında tatil yap, iphone ile bol bol fotoğraf çek onları olay yerinden instagram a yükle hatta dönünce de facebook a albüm yap..Arkadaşlarını da tembihle like etsinler..İyi mi…

Bize öğretilen hayat yaşama/vakit geçirme yöntemi bu değil mi? Bunlardan herhangi bir tanesi eksik olduğunda, eksikliğini kişisel olarak hissetmesek bile birileri sanki ev ödevimizi eksik yapmışız gibi davranmıyor mu? Ah yazııık hiç yurt dışına çıkmadın mı? Ulen salak, sen Türkiye’de kaç şehir gördün ki yurt dışının nanesini yiyosun? Ah canım yaa sen de işte bi türlü dikiş tutturamadın ha iş mi beğenmiyosun yoksa? Ulen gerizekalı iş mi var gözünü sevdiğimin ülkesinde sanki kapıma gel çalış diyolar da ben gitmiyorum..

Ah yaa, sen de bi türlü evlenemedin be kızım ? Adam gibi adamlar geldi kapımıza dizildi de,  ben çok bayılıyorum senin gibi salakları dinlemeye , sırf sana söz yaratmak için evlenmedim..

Aman ya sen de bir türlü şu teknolojiye ayak uyduramadın alalım sana bi iphone (ki bu diyaloğun, açalım sana da artık bi facebook hesabı versiyonu da vardı, duydu bu kulaklar)// Bedava dağıtıyolar di mi telefonu da hattını da? Her neyse uzayıp gider bu liste…

Siz isteyin ya da istemeyin..Sürekli, bir tick atmalısınız listeye.

Peki, üstünüzdeki rolleri çıkarsalar alsalar üstünüzden , nasıl birisi olursunuz? İşinizi mesela..O sandalyeyi çekip alsalar altınızdan..Ha hiç yaşamadık mı sanki işsizliği de gördük diyebilirsiniz..Süreli bir işsizliği değil, hani bir iş yapan/çalışan olma rolünü kastediyorum..Evde kendi kendine vakit geçiren bir Ali ya da Veli olabilir misiniz?

Eşiniz /sevgiliniz mesela? Uzuuun yıllardan sonra hiç olmamış gibi olsa? Bunu “tek başınıza” kaldırabilir misiniz? Bir koca mortgage kredisini tek başına ödemek zorunda kalsanız mesela? Mesela son okuduğunuz okulun diploması geçerlilğini yitirse aniden?

Bunlarsız,onlarsız şunlarsız..Hatta “akıllı telefonsuz” olmayan, olmazsa olmazlarımızla dolmuş hayatlarımızda..

Kim istemez şööyle bir içsel yolculuğa çıkmayı..Astral değil ama. Gerçeğinden şöyle..  Meditasyon olsun uzun yürüyüşler olsun dalış olsun (kendi içine dalış) kim istemez? Hem Hindistan uzaktan insanı çağırmaz mı?

Ahh seçe seçe şunları bunları seçtiğimin dünyasında..Bir gökyüzü, bir uzun düzlük, bir bisiklet, bir biz kalsak..Kendimizi sevmeye sevilmeye bırakabilsek, yalın, en düz halimizle..Affedebilsek kendimizi ve herkesi, dua etsek birbirimiz için..Oyunsuz gülsek..Şükretsek bol bol..Üstüne de güzel yemekler yiyip güzel şaraplar içsek..

Bu kadar basit aslında herşey..”Herşeyimizsiz” de herşeyiz aslında..

Sabah gurusu gibi oldum yine 🙂  Uyandığım şu güzel sabahın niyetine, uzun yolumuzu anlatan filmin güzel şarkısı da sizlerin nacizane beğenisine sunulur efenim…

@silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Adele – Skyfall – James Bond official theme song

Dünyada bugün James Bond günüymüş. Vay be ile kolay Sean Connery’nin ‘Dr. No’ filminde James Bond’u canlandırmasının üzerinden tam yarım asır geçmiş.

Bu özel günde, Adele’in serinin son filmi ‘Skyfall’ için seslendirdiği şarkı internette yayınlandı.
2 Kasım’da gösterime girecek olan film, dünyanın gelmiş geçmiş en uzun soluklu film serisi olan 007’nin yirmi üçüncü filmi olma özelliği de taşıyor.

Çekimlerinin bir kısmı İstanbul’da geçen hatta çekimler sırasında tarihi dokulara zarar verdiği iddiasıyla pek çok kez gündeme gelen filme yakışır bir şarkı olmuş.

– Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Perry Como-Magic Moments

Kaynak : musicweb-international.com

Artık ‘Çalan bu şarkının ismi neydi?” diye de düşündürmeyecek bu akıllı cep telefonları bize.
Geçen gün diardi ile sohbetini yaptığımız gibi aslında teknolojinin nimetlerinden mi yararlanıyoruz yoksa doktorların söylediği gibi alzeimer a davetiye mi çıkarıyoruz? Telefon rehberimizdeki kaç kişinin numarasını ezbere biliyoruz, bundan 10 sene önce kaç kişininkini biliyorduk?

En son blogdaşımız ateşteakrep ile sohbetini etmiştik (bu arada nerde o 🙂 dinlediğimiz bir şarkının ismini hatırlamıyoruz bazen. Onun ile ilgili akıllı telefonlar çeşitli programlar geliştirmişler. pek çok program ve yöntem var ancak en popüler ve ücretsiz olanı iphone ve android telefonlar için SoundHound uygulaması. Her hangi bir müzik çalarken programı çalıştırıp şarkıyı dinletiyorsunuz. Uygulama size hangi parça olduğunu kimin söylediğini, youtube linkini hatta anında satın alabilmeniz için link bile getiriyor.

Dün akşam da yemek yaparken çalan bu şarkıyı hatırlamak için bu programı kullandık. Bugün de buradan hem şarkıyı hatırlatalım hem de Perry Como’ya saygılar sunalım istedik…

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Damien Rice – The Blower’s Daughter (Closer Soundtrack)

(Closer Opening Scene)

Bugünün Cuma olması mı beni güzel uyandırdı, huzurlu uyku mu bilmem ama bi gülümseyerek kalktım bu sabah yataktan. Sabahın ilk şarkılarında Bülent Ortaçgil dinlerken çalma listem Closer’ın film müziklerine, ordan da unutulmaz açılış sahnesi ve müziği Damien Rice- The Blower’s Daughter’a.

Herkesin kişisel kült filmleri vardı ya. Benimkilerden biri de Closer. Senaryosu, müzikleri ve oyunculuklarını falan geç, replikleri ile giden bir film. Ha tabii ne Natalie Portman’a, ne Julia Roberts’a, ne Clive Owen ya da dünyada olup olabilecek en dayanılmaz ve sıcak ve … İngiliz Jude Law’a diyecek söz yok. Bu kadar iyi ismin bir araya geldiği, denge ve uyumun bu kadar başarıyla yakalanabildiği bir yapım olur mu, bilemiyorum ama izleyenler izlemeyenlere mutlaka izletsin lütfen. Hatta bu akşam için planı olmayanlara şimdiden iyi bir fikir bence. Yalnız rica ederim, orjinal ya da orjinalinden alt yazılı izleyin zira filmin tüm esprisini oluşturan replikleri kötü çeviriler ile heder olabiliyor.

Filmi izleyenler içinse…
Belki bir sabah sersemliğinde çarpılma hissi, belki biraz buruk ama anlamlı bir tebessüme neden olacak bu müzik ve görüntüler sadece…
“Hello stranger..”

Bu arada, şarkının tamamı ve Damien Rice’ın klibi için lütfen aşağıdaki linki izlemeyi de unutmayın.

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Elvis Presley – Are You Lonesome Tonight

Elvis Presley – Are You Lonesome Tonight

Elvis ya da Frank Sinatra’nın filmlerini televizyonda izleyen bir kuşağın üyesiyim ben. Kaç kişi hatırlıyordur bilmem ama akşam haberleri biter, “TRT mantığı ile” bir “magazin programı” vardır arkasından. Ki bu magazin programı hiiç şu an televizyonlarda örneğini gördüğünüz gibi değildir. Nerde kültür-sanat aktivitesi, nerde güzel bişiler, onlardan haberdar olursunuz… Sonra film kuşağı başlar ve kaçınılmaz an: Uyku saati ile çakışır. Ve hayatında yemek yemek için elini masaya kaldırmayan Diardi birden bire meyve (Amasya elması) yemeye başlar. Bir Amasya elması, iki Amasya elması, üç… Başta “Aman en azından meyve yiyo, bırakın maşallah”lar sekizinciden sonra “Çocuğum karnın ağrıyacak”lara döner. “Ama anne daha elmamı bitirmediiiiiiim”ler, saksı altına çaktırmadan gömülen sapları kovalar… Ben Elvis filmlerini çocukken seyrettim işte.

Bir de, karavanlar çıkılan 3 aylık tatillerde babamın değişmeyen kasedi döner dururdu teypte. Yakın zamanda kasedin ne olacağını bilmeyenlerle birlikte olacağımızı bilmek de bir garip ya. Elvis, Dalida, Gipsy Kings… döner dururdu yol boyu. Hepsini hala ezbere bildiğim şarkılar. Hala çok sevdiğim ve sanırım asla bunlar kadar güzeli bir daha yapılamayacak şarkılar. Şimdi eminim Elvis söylüyor bir elinde gitar, babam hayran hayran gülümseyerek dinliyor. Bense sadece özlemle yetiniyorum…

Are you lonesome tonight…

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: