RSS

Kategori arşivi: Rock

Hakikatli Şarkı

 

pretend

Eskisi gibi şarkı-türkü takip edemiyorum son yıllarda. Hani öyle birşey olmalı ki, dinletmeli kendini, kalbime dokunmalı. Teknoloji gibi, müzik endüstrisi de dünyadan daha hızlı hareket ettiği için yetişilmiyor da artık. Dikkatimi çekmesi için “mış gibi” değil de şöyle hakikatli birşey olması gerekiyor (Yaşlanmıyorum! seçiciliğim artıyor:)

İyi müzik kendini bende şöyle belli ediyor: Bıkmadan, yıllar geçmesine rağmen arada bir hatırlıyor dinliyorsam benimdir, ilk 30 saniyede cezbetmiyorsa zaten hiç benim olmamıştır:) Son yılların en kaliteli müziğini yapan sayılı birkaç sesten bir tanesi olduğunu düşünüyorum Tom Odell kardeşimizin. Tabi bu kişisel fikrim, duygum. Müzik eksperliğim yok neticede.  Ama tarzını bozmadan giderse, son günlerin meşhur tabiriyle buradan yürür gider. Daha uzun yıllar dinleriz kendisini. Son birkaç yıldır ara ara aklıma gelip defalarca dinlediğim şarkısını da buyrunuz; Şarkı “imiş” gibi değil, Diardi’nin dediği gibi “anam babam” şarkı işte;  Can’t Pretend, hakikatli şarkı!

Silverland

 

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , ,

Sevmek Bil Ki Doğmaktır Yeni Baştan

 

Hep şarkılara şiirler, şiirlere şarkılar yakıştıracak değiliz ya..Ekiple izleyip üstüne uzuun uzun konuştuğumuz filmler var..Nothing Hill de onlardan biri (Evet hala ergeniz:)

Hani o meşhur sahnesi filmin, esas kız esas oğlana dökülür kapının önünde.. İşte o kapının önündeki sahneye de Erkin Koray’ın o muhteşem şarkısı yakışırdı valla. Her dinlediğimde o meşhur sahne niye gelsin yoksa aklıma? Ama işte ne bilsin elin Hollywood’u bunu?  Ah bir bilseler ne kaçırdıklarını!

Silverland

nothing hill

William: The thing is, with you I’m in real danger. It seems like a perfect situation, apart from that foul temper of yours, but my relatively inexperienced heart would I fear not recover if I was, once again, cast aside as I would absolutely expect to be. There’s just too many pictures of you, too many films. You know, you’d go and I’d be… uh, well buggered basically. I live in Notting Hill, you live in Beverly Hills. Everyone in the world knows who you are, my mother has trouble remembering my name.
Anna: Fine. Fine. Good decision. The fame thing isn’t real you know? And don’t forget I’m… I’m also just a girl, standing in front of a boy, asking him to love her!!!

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Coşarım ben bahar şenliginde bu akşam!

Geldi bahar ayları, titrer dizimin bağları.

Finaller öncesi çocuklar stres atsın diye bahar şenliği düzenleyip bizim kadar yorulan başka ekip var mıdır bilmiyorum. Gerçi bahar şenlikleriduman sayesinde dinlemediğim ne kadar grup varsa hepsinin bir konserine gitmiş kadar oluyorum ama…

Bedük dinledim ki hiç beklemediğim kadar güzel müzik yapıyormuş, elektronik müzik o kadar da kötü bir şey değilmiş. Atiye’nin şarkıları ilgimi çekmese de 9-8’lik bir millet olarak her şeye oynayabiliyormuşuz. Bununla birlikte kadın o topuklu ayakkabıların üstünde gerçekten bir saniye durmadan dans edip aynı zamanda şarkı söyleyebiliyormuş. Ayrıca hakikaten çok güzel bir kadınmış. Kesinlikle fotoğraflarından daha güzel. Athena gerçekten eğlenceli bir grupmuş. Sıfır kapris, bol muhabbet, canım… Model hiç fena değilmiş. Öyle duyduğum ama onların olduğunu bilmediğim bir sürü şarkıları varmış.

Ama asıl bomba bu akşam: Duman! Konserine de gittim, şarkılarını da dinlerim de… insan işin eğlence değil de organizasyon tarafında olunca başına neler geleceğinden korkmuyor değil.

Kazasız belasız…

Diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Aklımı tutamadım kafatasımda uçtu uçtu!

Dünyanın en zor şeylerinden biri bence köşe yazarlığı. Bloggerlık o yüzden mis.. Hani sürekli sayfam tıklansın, mecralardan mecralara akayım derdin yoksa, yazmışsın, yazmamışsın pek de fark etmiyor. En azından yazmadığın için kimse seni işten kovmuyor. Ha okumayı sevenler bekler.. ama onlar da bilir ki, zorlama yazmaya kalksan kekremsi olur tadı. Yazma daha iyi!snoopy

Atilla Atalay, hangi kitabında hatırlamıyorum ama Şakacı yazısında duruma fena derecede noktayı koymuştu:

“Bazen konuşamaz, diyemez oluyorum… Kalemi sıkıyorum, elime yapışıyor… Tüm dünya üstüme geliyor… Kalemleri gökyüzüne fırlatıp duvarlara tükürüyorum… “Beklerler” deyip “o gülünçlü yazılardan” yazarken, elimdeki kalemi kocaman bir direk gibi hissediyorum… Ben o koca direkle, kan ter içinde, bir o tarafa bir bu tarafa savrula savrula debelenirken, birileri şaka yapıyorum sanıp gülüyor… Anlatamıyorum.” 

Bugün de twitter’da pek çok kişi gibi benim de paylaştığım Sercan Sarıkaya’nın Journo’da yazdığı “8 adımda Ahmet Hakan gibi yazı yazma kılavuzu”nu okuyunca önce kahkahayla güldüm, sonra Mikro’yu hatırladım. Hatırladım da, en zoru bu yazıya şarkı uydurmak oldu. Bunun da kılavuzu var mıdır acaba?

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

İşçisin sen işçi kal, hatları karıştırma bi zahmet!

Ranciere, esas “tehlikeli” sınıfların toplumu aşağıdan çökertmeye çalışan “uygarlaşmamış” olanlar değil, kendilerine yüklenen işin dışındaki faaliyetlere zaman ayıran ve bu sayede burjuvazi/ploleterya, iş/boş zaman sınırlarını bulanıklaştıran bu sınıflar arası “göçebeler” olduğunu söyler. Ranciere’e göre “tehlike”, bireyin sömürülüyor olduğunu fark etmesi değildir; sömürüldüğü ve belli bir pozisyona sıkıştırılıp kaldığı bu dünyanın dışında da bir dünya olabileceğini görmesi, o dünyayı, kaçamak dahi olsa, deneyimlemesidir.isci

A. Vatansever- Prekarya Geceleri

Ağustos’un 20’si olmuş, hala tatil yapmamışsın. Ha bununla beraber tez yazmaya çalışıyorsun. Daha da fenası konun prekarizasyon üzerine. Yani, esnek ve güvencesiz istihdam. Hali ile devrelerin yanmış olması çok da garip karşılanmamalı.

Ranciere’nin sözlerini ne güzel özetlemiş di mi Cem Karaca, “İşçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları!”

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Güneşimden Kaç!!

hico

 

Bazı günlerde sabahlara uyanmak zül olur ya, sanki dedim bugün de öyle olacak. Derken gün ağırıp güneş o aydınlık yüzünü odamın içinden göz bebeklerime dikinceye dek. O andan itibaren bir türkü tutturmaya karar verdim. Gün benim günüm, dünün benim olduğu gibi, yarının da olacağı gibi… yani her zaman olduğu gibi… Yeni olan her güne şükürler olsun…

Destina!..

 

Etiketler: , , , , , ,

Petula Clark – Downtown

Petula Clark

Petula Clark – Downtown

R. Şafak Başgan’ın 1963 İstanbul özlemi gibi bazen benim de müzikte 60’lı yıllar özlemlerim oluyor.
Günün şarkısı bu aralar radyolarda da çok çalmaya başlanan Petula Clark’tan Downtown..

– denemeseskontrol

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: