RSS

Kategori arşivi: konser

Efsaneler kayıp giderken…

Efsanelerin tek tek yitip gittiği bir yüzyıla denk gelmişiz..

silverland

leonard-cohen

 

Etiketler: , , , ,

Hakikatli Şarkı

 

pretend

Eskisi gibi şarkı-türkü takip edemiyorum son yıllarda. Hani öyle birşey olmalı ki, dinletmeli kendini, kalbime dokunmalı. Teknoloji gibi, müzik endüstrisi de dünyadan daha hızlı hareket ettiği için yetişilmiyor da artık. Dikkatimi çekmesi için “mış gibi” değil de şöyle hakikatli birşey olması gerekiyor (Yaşlanmıyorum! seçiciliğim artıyor:)

İyi müzik kendini bende şöyle belli ediyor: Bıkmadan, yıllar geçmesine rağmen arada bir hatırlıyor dinliyorsam benimdir, ilk 30 saniyede cezbetmiyorsa zaten hiç benim olmamıştır:) Son yılların en kaliteli müziğini yapan sayılı birkaç sesten bir tanesi olduğunu düşünüyorum Tom Odell kardeşimizin. Tabi bu kişisel fikrim, duygum. Müzik eksperliğim yok neticede.  Ama tarzını bozmadan giderse, son günlerin meşhur tabiriyle buradan yürür gider. Daha uzun yıllar dinleriz kendisini. Son birkaç yıldır ara ara aklıma gelip defalarca dinlediğim şarkısını da buyrunuz; Şarkı “imiş” gibi değil, Diardi’nin dediği gibi “anam babam” şarkı işte;  Can’t Pretend, hakikatli şarkı!

Silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Nerede kalmıştık?

Bayılıyorum radyo reklamlarına.

Jotun diye bir boya firması var mesela. Muhteşem bir reklam hazırlamışlar. “Eyfel kulesi. Bilmem kaç metre yüksekliğinde, şu şu şu joshua bellözelliklere sahip. Serdarların evi. 7 metre 10 santim yüksekliğinde, 3 oda, 1 salon. İkisinin ortak yanı, Jotun boyası!”

Bazen çok anlamlı ile çok anlamsız, çok kıymetli ile çok kıymetsiz yan yana pek de güzel durabiliyor. Hangisinin ne anlama geldiğini çözebilmek bazen çok zaman alıyor, bazen hiç becerilemiyor.

Joshua Bell. Konser biletlerinin fiyatı ortalama 100 dolar. Metro istasyonunda 45 dakika sokak çalgıcısı kıyafetleri ile 6 eser çalmış, epi topu 32 dolar toplayabilmiş. Güzel çalmıyor mu? Elbette çalıyor. Farkına varabilmek, bazen imkansız.

Bir ay önce bir randevu aldım. Yapacağım görüşme ortalama 20 dakika sürecek. Randevunun bedeli 465 TL. Çıkışta “Hadi geçmiş olsun, nerede kalmıştık?” diyeceğiz. Değer mi, değer.

Diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , ,

Sevmek Bil Ki Doğmaktır Yeni Baştan

 

Hep şarkılara şiirler, şiirlere şarkılar yakıştıracak değiliz ya..Ekiple izleyip üstüne uzuun uzun konuştuğumuz filmler var..Nothing Hill de onlardan biri (Evet hala ergeniz:)

Hani o meşhur sahnesi filmin, esas kız esas oğlana dökülür kapının önünde.. İşte o kapının önündeki sahneye de Erkin Koray’ın o muhteşem şarkısı yakışırdı valla. Her dinlediğimde o meşhur sahne niye gelsin yoksa aklıma? Ama işte ne bilsin elin Hollywood’u bunu?  Ah bir bilseler ne kaçırdıklarını!

Silverland

nothing hill

William: The thing is, with you I’m in real danger. It seems like a perfect situation, apart from that foul temper of yours, but my relatively inexperienced heart would I fear not recover if I was, once again, cast aside as I would absolutely expect to be. There’s just too many pictures of you, too many films. You know, you’d go and I’d be… uh, well buggered basically. I live in Notting Hill, you live in Beverly Hills. Everyone in the world knows who you are, my mother has trouble remembering my name.
Anna: Fine. Fine. Good decision. The fame thing isn’t real you know? And don’t forget I’m… I’m also just a girl, standing in front of a boy, asking him to love her!!!

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Purple Rain – Prince

İnsanın sinir bozukluğunun nasıl ortaya çıkacağının en keskin olduğu yerler cenazeler bence. Beni mesela, gülme tutar! Hatta bir arkadaşımınprince babasının cenaze evinde tabii ki Süleyman’la kahkaha atmışlığımız var balkonda. Ne ayıp diyeceksiniz ama adı cenaze diye herkesle birlikte salya sümük akıtmak mı gidenin arkasından üzülmek? Ya da en sevdiğiniz şarkının ağız dolusu söylediğiniz nakaratında gözyaşlarına boğulmak mı? Belki de bir dağ başında, en güzel gün doğumuna karşı yanınızdaymış gibi konuşmak… “Ne güzel gülerdi şimdi burada olsa, kesin severdi buraları” demek, “Bu saçmalığı en güzel o anlatırdı” ya da “İşte bu anı yalnızca O anlardı”.

Sohbetlerin artık sağlık durumlarını sorarak başladığı günlerde birileri daha eşiğin öbür tarafına geçiyor, benim aklıma sadece şiirler geliyor.

Diardi

...
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse 

Eylül toparlandı gitti işte 
Ekim filanda gider bu gidişle 
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar 

Turgut Uyar
 

Etiketler: , , , ,

Dönsek ya!

ace

 

Şu aralar buralar Zayn Malik denilen arkadaş sebebiyle baya sarsılıyor. Yeni yetmelerin yeni idolü, genç kızların yeni “aşkı(!).”

Üyesi olduğu One Direction grubundan ayrılma konserinde, bütün salon hüngür hüngür ağladı. İşte ben diyeyim Tarkan, siz diyin Behlül gibi birşey bu aralar buralarda.

İnanın bizim de vardı böyle dönemlerimiz. Hani bir çığlık atmışlığım yoktur ama, aynı şarkıyı üstüste 20 kere bir kasete çektirip (kasetçiler vardı o zaman:)) saatlerce tekrar tekrar dinlediğimiz çok olmuştur. )

Bir anlık öyle, şu şarkıları dinlediğimiz günlere dönsek ya..Walkman zamanlarına..New Kids on The Block’lu, Ace of Base’li, UB40’li günlere..Ne iyi gelir, gelmez mi?

Silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

“Biz popçu değiliz ok?”

İlhan Ersahin İstanbul Sessions (3)

Türkiye’de sadece telif gelirleri ile geçinmek bir yazar için nasıl imkansızsa, sadece kendi istediği türde müzik yapıp onunla geçinmek de bir o kadar imkansız. Niye? Çünkü para yetmiyor! Hali ile en iyi cazcıların pop müzik albümlerinde çaldığı, rezil pop konserlerinin ardından dinlenmek için caz söyleyen insanları olan garip bir ülkeyiz. Bunu hatırlatan kim? İlhan Erşahin.

İzmir Avrupa Caz Festivali 23’üncü kez, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions’un konseri ile başladı ama ne başlama. Salonu düzeninde oturup izlemenin en zor olduğu konserlerden biriydi. Tahminim 1888’de yapılan after-party çoook eğlenceli olmuştur. İlhan Erşahin (11)Ama en güzeli konsere başlamadan önce Erşahin’in uyarısıydı:

“Biz popçu değiliz ok?”

Çünkü birlikte sahne aldığı ve alkışlamaktan avuçlarımızı patlatan Alp Ersönmez, Turgut Alp Bekoğlu, İzzet Kızıl’ın bir şekilde cazın yanı sıra para kazanmak için yaptığı pop işlerle dalgasını geçti durdu. Müjdeler olsun ki albümleri basılmış, hatta ilk 25 plağını dün akşam hayranları için imzaladı. En kısa zamanda alına, eğlene eğlene dinlene.

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: