RSS

Etiket arşivi: popçu

“Biz popçu değiliz ok?”

İlhan Ersahin İstanbul Sessions (3)

Türkiye’de sadece telif gelirleri ile geçinmek bir yazar için nasıl imkansızsa, sadece kendi istediği türde müzik yapıp onunla geçinmek de bir o kadar imkansız. Niye? Çünkü para yetmiyor! Hali ile en iyi cazcıların pop müzik albümlerinde çaldığı, rezil pop konserlerinin ardından dinlenmek için caz söyleyen insanları olan garip bir ülkeyiz. Bunu hatırlatan kim? İlhan Erşahin.

İzmir Avrupa Caz Festivali 23’üncü kez, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions’un konseri ile başladı ama ne başlama. Salonu düzeninde oturup izlemenin en zor olduğu konserlerden biriydi. Tahminim 1888’de yapılan after-party çoook eğlenceli olmuştur. İlhan Erşahin (11)Ama en güzeli konsere başlamadan önce Erşahin’in uyarısıydı:

“Biz popçu değiliz ok?”

Çünkü birlikte sahne aldığı ve alkışlamaktan avuçlarımızı patlatan Alp Ersönmez, Turgut Alp Bekoğlu, İzzet Kızıl’ın bir şekilde cazın yanı sıra para kazanmak için yaptığı pop işlerle dalgasını geçti durdu. Müjdeler olsun ki albümleri basılmış, hatta ilk 25 plağını dün akşam hayranları için imzaladı. En kısa zamanda alına, eğlene eğlene dinlene.

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Geçmiş Güzel Günler

Etrafımdaki herkes belli bir yaş aralığında dağılınca ortak dilden daha kolay ortak müziği bulmak. Kimi zaman serenatlar yaparken hatta içindeyken Sertab Erener’in çıkış şarkısı gibi hissederiz çoğunlukla. Neydi o hatırlar mısınız?

Sonra aradan zaman geçer bir süre sonra iki kişinin ilişkisi nihayete erince birbirlerine genelde yine benzer nidalarla yaklaşırdı etrafındakiler. Günümüzde bu şarkı türüne “Atarlı / Giderli” ya da “Demet Akalın” tarzı şarkılar deniyor. Bu şarkıların atası işte “ayar veren” ilk popüler kültür şarkımız!. Gerçi o da bir dönem klipten anlaşılacağı üzere askeri vesayet altındaymış. İleri demokrasiye geçince atardaki çeşitlilik arttı.

Sonrasında geçmişinize bakar ve sorgularsınız bir an. Gerçekten bütün bu çevreden gelip geçtikten sonra bu ana ya da bu davranışa mı dönüştürdü hayat beni diye. Nutkunuz tutulur. Kişisel normalleşme süreciniz proses hatası nedeniyle hasarlı gerçekleşmiştir. Her şey size “normal” görünür.

Bu hastalıklı bir durumdur. İster istemez ilk çıkışlarını lüks semtlerin evden bozma polikliniklerinde yapan Türk Psikiyatrlar Derneğinin üyelerinden birinin kapısını çalarsınız. Ağzınızdaki lakırdı artık itiraf karinesi taşır, masumiyetini yitirmiştir.

Doktor noktayı koyacaktır. Her durumda yapılacak en iyi ikinci şeyi yapıp sizi başından atacak ve kendisi de sürekli yakındığı sevgilisinin yanında alacaktır soluğu. Psikiyatr bile olsa gidecek bir evi kaçacak bir deliği ve hatta düzenlenmesi gereken bir hayatı vardır. Bütün gün “arabeskten olma, batıdan prematüre doğma bu şarkı tadında hikayelerden sonra kulaklarını temizlemek isteyecek ve pek tabi ki güne Wagner’den bir eser ile son verecektir. Ta ki ertesi gün aynı kakafoniye başka bir yerden bakmayı öğrenene kadar. Tabii “Wagner ile Magner ile bu iş olmaz, ömür boyu sürecek bir uğraş bulmak lazım. En  münasip yeri nerededir bu ömür boyu sürecek uğraşın? Bilen var mıdır acep?” cümlesi ile durumu kronikleşene kadar.

– Morrisse Eserese

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: