RSS

Etiket arşivi: yazmak

Triggerfinger – I Follow Rivers

mark24 saat açık olmalı bilgisayarı insanın. Özellikle de geceleri. Dün gece mesela, kafamda deli sorular. Öyle böyle değil neler diyorum içimden neler. Kendimle muhabbetim bi sağlam! Lan yazsam bunları ya dediğim anda kim açacak bilgisayarı, bekleyecek de kendine gelmesini falan.. Bak şimdi yazasım var, kafamda kelime yok.

 
Yorum yapın

Yazan: 07/08/2015 in Muzik

 

Etiketler: , , , ,

Unutulmaz yaz şarkıları

bodrumZaten 5 gün tatil var, onu da idareli kullanmak lazım. Ekonomi malum, herkesi cebinde akrep var. Hani hem keseyi haddinden fazla dağıtmayacak hem de gönlümüze göre olacak bir tatilin peşine düştüm bu aralar. İşten bunaldıkça mavisi yeşili denizi ile gün batımını terastan izlediğin pansiyon sitelerine dalıyorum. Bir yandan da karavanla o koy senin, bu orman benim gezdiğim tatilleri yad ediyorum. Ah o zaman değerini bilmeyen kafama…!

İzmir’den Göcek’e gezmediğimiz yer kalmazdı. Fiti fiti dağda yatar deniz kenarında uyanırdık. Ah ne günlerdi derken çok da eski olmayan bi şarkı takıldı dilime Bodrum’dan kalma. Allahım o yaz ne çaldı ne çaldı şarkı da, ben ne bileyim kim söylüyor, adı ne? Neyse ki Silverland var. Zeki kız! Kim anlar gtalk üzerinden anlatılmaya çalışılan şarkının ne olduğunu? Anladı, vallahi de billahi de anladı! 🙂 Angela Dimitriou’ymuş meğerse o güzel sesli teyze, şarkı da Magapay’mış. Öyleymiş..

Hadi dedim tesadüftür, bi şarkı daha var, onu bul. Buldu! Bir iki başarısız denemesi olmadı değil ama buldu! Les Respectables’ten Amalgame dinleyip bugünü çıkarabilmeyi umuyorum..

Diardi

 
1 Yorum

Yazan: 09/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Fikret Kızılok – Kalbim

Bazı insanlara, kendi sonunu yazmak kısmet oluyor galiba…

Fikret Kızılok da 1995 yılında geçirdiği bir kalp rahatsızlığı sonucu bu şarkıyı yaptığında, 6 sene sonra bu hastalığın hayatına mal olacağını tahmin ediyor muydu acaba…

Kalbi yarı yolda bırakacak gibiydi, hakikaten de bıraktı büyük ustayı…

Vefat öncesi Hürriyet Gazetesi’nde Yenen Süsoy’a verdiği röportajdan alıntı ile devam ediyoruz..

Sabahları genellikle 07.30’da kalkarım. Duş, kahvaltı derken sıra gazeteleri okumaya gelir. Öğle yemeğini hafif şeylerle geçiştiririm. Öğle yemeğinden sonra mutlaka iki saat uyurum.

İyi bir balıkçı değilim, hiçbir şey bulamazsam, yosun salatası yaparak karnımı doyururum.

Kırmızı et, sakatat, kızartma asla yemem. Tavuğun göğsü ile çiğ balık, yeşil salata ve yosun yerim. Zeytinyağından başka yağ kullanmam.

İçki olarak kırmızı şarap ve rakıyı tercih ediyorum.

Dört yıl önce Çapa’da kalbe giden iki damarıma stend koydular, kafes gibi bir şey. Geçenlerde biraz taşikardi oldu, nabız 130’ya yükseldi, gerekeni yaptık düzeldi. Kullandığım ilaçlar bazen tirodimi düşürüyor onu da idare ediyorum. 

Paslanmaz ve denize dayanıklı kadın arıyorum

İki defa evlendim, 15 sene arayla. İkinci eşim beni terk etti. Terk edilmek bence güzel bir şey. Bugüne kadar hiçbir kadınımın kalbini kırmadım, gururunu zedelemedim. Onlar hissederler ve terk ederler. Ben terk edersem, acı vermiş olurum. Hadiseyi yapan ben değilim, ben yoluma devam ediyorum, o yoldan geri dönen onlar. Bütün istediğim okumak, yazmak, huzurlu yaşamak.

Bu satırları tam da gecenin üçünde yazarken, dinlememek olmaz…

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: