RSS

Etiket arşivi: Bisiklet

Eat pray love – The Long Road

Kitabını da filmini de uzun süre reddetmiştim..Aman işte bunlar popülist mevzular,modern zaman insanlarının boşluk duygularını sömürüyorlar bla bla..

Hatta kitap birkaç yıl önce, önüme doğüm günü hediyesi olarak düştü de o derece kabalık edip suratına bakmadım “Best seller okumam ben” diye hava da yaptım..Filmi seyredip beğenen bir arkadaşım CD sini getirdi, ayıp olmasın diye aldım eve koydum. Seyredeyim diye bile düşünmedim bir kez..

Sonra günlerden bir gün..Tv paketinde bir sorun çıktı ve aynı gece evde birkaç lambayı aynı anda patlatmayı başardım..Üstüne üstlük uyku da bir türlü tutmadı..

Yapacak birşey kalmadı, bir film seyredelim de bugün güzel bitsin bari kararıyla, filmleri karıştırmaya başladım.  Seyredilmedik tek bir film bile kalmamış..O’nun dışında yani..Halbuki ne çok severim Julia Roberts’ı da, Javier Bardem’i de.. Allahım teknoloji yoksunluğunun beni düşürdüğü duruma bak bu filmi izliycez artık napalım …

“Günlerini nasıl geçireceğini bilmeyen” Elizabeth Gilbert’ın hikayesini anlatan Ye/Dua Et/Sev (Eat/Pray/Love) filmininden bahsediyorum. Hani o “modern dünyanın kadınlar üzerine kurduğu baskıyı hafifletmek için haplaştırılmış Amerikan filmleri” kategorisine koyduğum film/kitap..

İyi ki seyretmişim.. Üstümüze her geçen gün ne anlamsız yükler biniyor hatta kendi korkularımızdan düşmanlar yaratıyoruz kendimize..O amaaan dediğim filmin konusu bu işte..Şu koca dünyada nasıl yaşayacağını bilmeyen insan hali..

Halbuki bütün dünya , kadın erkek farketmeksizin bunun peşinde değil mi..Bu dünyada nasıl vakit geçecek? Oku, iş bul, evlen, ev al, yazlık al, çocuk yap..Hatta her yıl mutlaka çok yıldızlı otelde mümkünse yurt dışında tatil yap, iphone ile bol bol fotoğraf çek onları olay yerinden instagram a yükle hatta dönünce de facebook a albüm yap..Arkadaşlarını da tembihle like etsinler..İyi mi…

Bize öğretilen hayat yaşama/vakit geçirme yöntemi bu değil mi? Bunlardan herhangi bir tanesi eksik olduğunda, eksikliğini kişisel olarak hissetmesek bile birileri sanki ev ödevimizi eksik yapmışız gibi davranmıyor mu? Ah yazııık hiç yurt dışına çıkmadın mı? Ulen salak, sen Türkiye’de kaç şehir gördün ki yurt dışının nanesini yiyosun? Ah canım yaa sen de işte bi türlü dikiş tutturamadın ha iş mi beğenmiyosun yoksa? Ulen gerizekalı iş mi var gözünü sevdiğimin ülkesinde sanki kapıma gel çalış diyolar da ben gitmiyorum..

Ah yaa, sen de bi türlü evlenemedin be kızım ? Adam gibi adamlar geldi kapımıza dizildi de,  ben çok bayılıyorum senin gibi salakları dinlemeye , sırf sana söz yaratmak için evlenmedim..

Aman ya sen de bir türlü şu teknolojiye ayak uyduramadın alalım sana bi iphone (ki bu diyaloğun, açalım sana da artık bi facebook hesabı versiyonu da vardı, duydu bu kulaklar)// Bedava dağıtıyolar di mi telefonu da hattını da? Her neyse uzayıp gider bu liste…

Siz isteyin ya da istemeyin..Sürekli, bir tick atmalısınız listeye.

Peki, üstünüzdeki rolleri çıkarsalar alsalar üstünüzden , nasıl birisi olursunuz? İşinizi mesela..O sandalyeyi çekip alsalar altınızdan..Ha hiç yaşamadık mı sanki işsizliği de gördük diyebilirsiniz..Süreli bir işsizliği değil, hani bir iş yapan/çalışan olma rolünü kastediyorum..Evde kendi kendine vakit geçiren bir Ali ya da Veli olabilir misiniz?

Eşiniz /sevgiliniz mesela? Uzuuun yıllardan sonra hiç olmamış gibi olsa? Bunu “tek başınıza” kaldırabilir misiniz? Bir koca mortgage kredisini tek başına ödemek zorunda kalsanız mesela? Mesela son okuduğunuz okulun diploması geçerlilğini yitirse aniden?

Bunlarsız,onlarsız şunlarsız..Hatta “akıllı telefonsuz” olmayan, olmazsa olmazlarımızla dolmuş hayatlarımızda..

Kim istemez şööyle bir içsel yolculuğa çıkmayı..Astral değil ama. Gerçeğinden şöyle..  Meditasyon olsun uzun yürüyüşler olsun dalış olsun (kendi içine dalış) kim istemez? Hem Hindistan uzaktan insanı çağırmaz mı?

Ahh seçe seçe şunları bunları seçtiğimin dünyasında..Bir gökyüzü, bir uzun düzlük, bir bisiklet, bir biz kalsak..Kendimizi sevmeye sevilmeye bırakabilsek, yalın, en düz halimizle..Affedebilsek kendimizi ve herkesi, dua etsek birbirimiz için..Oyunsuz gülsek..Şükretsek bol bol..Üstüne de güzel yemekler yiyip güzel şaraplar içsek..

Bu kadar basit aslında herşey..”Herşeyimizsiz” de herşeyiz aslında..

Sabah gurusu gibi oldum yine 🙂  Uyandığım şu güzel sabahın niyetine, uzun yolumuzu anlatan filmin güzel şarkısı da sizlerin nacizane beğenisine sunulur efenim…

@silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cocoon – Chupee

Bugün bir yerde denk geldi. Cocoon’un Chupee şarkısı. Şarkının güzel bir ezgisi var ama color correction ile retro efecti verdikleri kliplerini ölü hayvan derisi kostümleriyle çekmeselermiş daha güzel olurmuş.

Google a sordum kim bu grup diye; isimlerini Fransız bir ruj firmasından almışlar. 20’li yaşlardaki Mark Daumail ve Morgane Imbeaud’tan oluşan grup tek parçalık bir tanıtım albümünden sonra 2007 yılında “My Friends All Died In A Plane Crash” (Tüm Arkadaşlarım Bir Uçak Kazasında Öldü) albümü çıkarmışlar ve ondan sonra da biraz daha popüler olmuşlar.

Bisikletle uzun yolda ya da gün ortasında dinlendiğinde hoş bir ezgi barındıran grubunun bu şarkısının dışında kendileri hakkında pek bir bilgim yok. Dinleyince onları da paylaşırım.

Bir de akustik versiyonunu buldum. O da oldukça keyifli

— Emin

 
Yorum yapın

Yazan: 26/06/2012 in Akustik, Muzik, Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

3 Haziran 1963 – Nazım’a özlemle…

Genco Erkal – Bugün Pazar & Karıma Mektup

Bugün pazar…

Bugün, beni ilk defa
Güneşe çıkardılar.
Ve ben, ömrümde ilk defa
Gökyüzünün
Bu kadar benden uzak,
Bu kadar mavi,
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,
Kımıldamadan durdum
Sonra, saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda;
Ne düşmek dalgalara,
Bu anda;
Ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak,
Güneş ve
Ben…
Bahtiyarım…

Karıma Mektup

Bir tanem!
Son mektubunda:
‘Başım sızlıyor yüreğim sersem! ‘ diyorsun.
‘Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
‘yaşıyamam! ‘
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim…

Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.

Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.


Nazım Hikmet

* Tüm bunlarla birlikte hep düşünürüm, Genco Erkal’la birlikte bir yarısı daha mı gidecek Nazım’ın diye. Sesiyle Nazım’ı var eden Erkal’ın uzun yıllar susmaması dileği ile..

– diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 01/06/2012 in Blog, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Laurent Wolf – No Stress

Pazartesi sabahlarına böyle başlamak insanın bütün enerjisini düşürüyor.
Sen Cumartesi tshirt ile bisiklete bin, ertesi gece aralıksız yağmur yağsın.
Daha da kötüsü Salı günü İzmir için yine kar gösteriyor. -4 dereceye kadar düşecekmiş hava sıcaklığı.
üff.. Hava raporunda İzmir’in yanında kar işareti görmek bile beni ürpertiyor.
Hele hafta böyle başlayınca..

Laurent Wolf’dan haftaya başlangıç şarkısı “No Stress”

— Emin

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: