RSS

Aylık arşivler: Aralık 2011

Tüzmen – Son Rüya

AŞK MEŞK VESAİRE…

Özel radyoların yayın hayatına başladığı 90’lı yıllar. Show Radyo’da Neslihan Yeldan’ın unutulmaz programı Aşk Meşk Vesaire…

Canlı telefon bağlantıları, kenara çiziktirmeler, ucundan şiirler, arkada çalan rock tınıları eşliğinde muhteşem bir program yapardı Neslihan Yeldan. Yazık ki internet o zamanlar hayatımızın merkezinde durmadığı için kayıtlarına ulaşma şansım olmadı ama bilenler bilir. Şanssızdı sanırım biraz, bi gün bir dinleyicisi, güzel de giden bi sohbetin arasında intihar edeceğini söyledi. (Bir bir biii) Bi tıkanıklık oldu o anda herkeste. İnanır mısınız, hissettim. O radyo programını dinleyen herkes biraz daha açtı radyonun sesini. Bir şekilde ikna edip birkaç gün daha uzun uzun konuştu dinleyicisi ile Neslihan. Öyle saçma sapan şeyler de söylemiyordu hani telefondaki adam. Keşke daha net hatırlayabilsem.. Neyse işte sonuç olarak, 4 gün sonra falan gerçekten intihar etti. 3 gün yayın yapmadı Neslihan, sonra da programı bitirdi. Uzun yıllar ne yaptı ne etti bilemedim, ta ki Bir Demet Tiyatro’da sesinden tanıyana kadar.

Program kaydını bulamadığım için 1994 yılının unutulmaz şarkısı ile bağlamaya çalıştım ben de konuyu. O zamanlar ne büyük sükse yapmıştı klibi için bir araba patlarak! Şimdiyle kıyas kabul etmez tabii ama bence hala iyi bi şarkıdır.

Keyifli dinlemeler…

– diardi

 
 

Etiketler: , , , , ,

JE T’AIME – LARA FABIAN LIVE ” NUE -2002 “

SEYİRCİNİN CANLI PERFORMANSINA ALKIŞ LÜTFEN!

Canlı performans diye ben buna derim! Lara ablaya diyecek bir şey zaten yok ama bence burda plaketi seyirciye takdim etmek lazım.

Hayatında hasbelkader birkaç kez sahneye çıkmış bir insan olarak kadının yerinde olmanın hissini tarif bile edemiyorum.

Tanrı katına ulaşmıştır sanırım büyük bir keyif ve hak edişle..

— diardi

 

Etiketler: , , , ,

Angel’s Gone Can Gox – Kaybedenler Kulübü

Öyle enteresan bir kuşak ki 80’ler, denk gelmediği olay, görmediği insan, buluş vs. yok. Yaş grubumla bunun uzun uzun geyiğini yaparız zaman zaman ama bu başka bir yazının konusu. Ben direk “Kaybedenler Kulübü” diyeceğim bugün.

Hatırlarsınız, özel radyoların yayına başladığı yıllar. Çılgınlar gibi dersi, televizyonu, anayı babayı ekip radyo başına odaya kapandığımız, ertesi gün okulda da akşamki programın geyiğini yaptığımız, radyoyu aramaya cesaret edemeyip arayanları hayranlıkla dinlediğimiz ama -bi bok atıcaz ya illa- kendi aramızda konuşurken “amma aptalca konuştu ama!” dediğimiz yıllar. (Unutturmayın, bir ara Show Radyo ve Neslihan’dan da bahsedeceğim ama önce programını bulmam lazım)

Kaybedenlerin Öyküsü, Hikmet Temel Akarsu’nun İstanbul Dörtlüsü’nün ilk kitabı.
İzmir’de Kaybedenler Kulübü’nü dinleyemiyoruz radyodan ama sağ olsun Hikmet abi yaptı bi güzellik, kitabını yazdı. Biz de ucundan, kıyısından da olsa başladık moda girmeye ama var bi eksiklik. Ne muhabbetin ne ortamın ne barın ne çetelerin esamesi var İzmir’de. Yapacak birşey yok, dörtlünün diğer kitapları ile avuttuk kendimizi, ki güzel de kitaplardır. Hala bugünden kopup azcık özlediğiniz kendinize gitmek isterseniz okumanızı da tavsiye ederim.

Geçen seneydi sanırım Tolga Örnek filmini çekince yine gündeme geldi radyo programı. Bizim kuzu çetesiyle gittik tabii filme ilk seanslarından birinde. Ama bir sorun var ki, benden başka kitabı okuyan yok. Ya da haksızlık etmeyeyim, sanırım bi Hakan okumuştu… Tolga Örnek çok akıllıca bir şey yapmış, klasik “ama kitabı daha güzeldi” dedirtmemenin yöntemini bulmuş. Kitapta Hikmet abi, Kaybedenler Kulübü’nü dinleyen looser’ların bunalımlarını anlatırken Tolga Örnek bodoslama programı yapan Kaan ve Mete’den girmiş konuya. (Kitabı okurken ve filmi izlerken bu isimleri bulamayınca bana çemkirmeyin, filmi izliyorsanız ardından kitabı okuyun ya da tam tersi!)

Bu arada, biz filmi izledik, gayet de güzeldi allah için. O zamanlar kuzu çetesinde sigara içen sayısı daha fazla, çıktığımız gibi tütsüledik ortalığı. Yavrum Emin’den “valla iki senedir ilk defa canım sigara istedi!” diye bi isyan yükseldi. Ama biz kendisine hiç yüz vermeyip giriştik geyiğe..

Benim için en keyifli kısmı ertesi sabah oldu. Akşam yatarken elime aldım kitabı, zaten küçücük-kısacık bir şey. Okurum da uyurum derken sızmışım. Ertesi sabah kalktım ve en sevdiğim şeyi yaptım: Yataktan kalkmadan kitabı elime aldım, iki saatte bitti zaten. Sonra tabii ki bi süre dalgın ve gülümseyerek gezdim ortalıkta.. O arada hatırladıklarım da bana kalsın canım, herşeyi de merak etmeyiverin! 🙂

Kitap bende var ama temiz okuyacağına inanmadığıma vermem, baştan söyleyeyim.
İyi seyirler, mutlu dinlemeler!

– diardi

 

Etiketler: , , ,

Natalie Imbruglia – Torn ( Performance, Live and Videoclip)

Bulabildiğim en iyi canlı performansı 2007 yılına aitti. Bir dönemin önemli kalp hırsızlarında Natalie’nin en iyi performansı sanırım Mim ile birlikte sahnelediğiydi. Bence zekice bir kurguydu bu. Bir adamın aklının basit çalışma prensibi etrafında gezinen zeki bir kadın… Bir süre kadın adamı kendine döndürmeye çalışsa da sonuçta evrimdeki gibi basit olan hayatta kalıyor adama eşlik etmeye başlıyor kadın. Kadının eşliği ile birlikte bize itici, tuhaf ve basit gelen gösteri bir anda ahenkli ve tamamlanmış oluyor. Basit bir fikir ama güzel performans…. 

Türkçesini de eklemek isterdim ama kasmanın bir anlamı olmadığı kanaatindeyim zira google translate diye bir şey var canım aaaa…

Lyrics:

I thought I saw a man brought to life
He was warm
He came around
And he was dignified
He showed me what it was to cry

Well you couldn’t be that man I adored
You don’t seem to know
Or seem to care
What your heart is for
I don’t know him anymore

There’s nothin’ where he used to lie
My conversation has run dry
That’s what’s going on
Nothings right
I’m torn

I’m all out of faith
This is how I feel
I’m cold and I am shamed
Lying naked on the floor
Illusion never changed
Into something real
I’m wide awake and I can see the perfect sky is torn
You’re a little late
I’m already torn

So I guess the fortune tellers right
I should have seen just what was there and not some holy light
But you crawled beneath my veins
And now, I don’t care
I have no luck
I don’t miss it all that much
There’s just so many things
That I can’t touch
I’m torn

There’s nothin’ he used to lie
My inspiration has run dry
That’s what’s going on
Nothing’s right
I’m torn
Chorus

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Across The Universe – Hey Jude

Her ne kadar Emin’e başka şarkılar hitap etse de bu filmde bence asıl müzik olmadan olmaz… Eksik kalmasın diyerek Across the Universe filmdeki versiyonuyla…

Bence bu parça da kesinlikle atlanamaz bu filmde. Bir arkadaşım flütle çok güzel çalarak beni büyülemişti, onu da anmadan geçmeyelim… Hey Jude….

 

Etiketler: , , ,

Dikkat Feci Halde Gökhan Kırdar içermektedir…

Bir şekilde bağlı hayat ucundan kıyısından birbirine… Akustikhane sevdiğim ama sadece internet üzerinden parçalarını takip ettiğim bir program. Yine de müzik adına başarılı sayılabilecek işler yapıyorlar/yapıyorlardı. Nasıl olsa bir gün bu programda reyting canavarları ve reklam gelirleri gibi zırvalardan dolayı tarihin unutulmaya yüz tutan sayfalarına düşecek…

Gökhan’a gelince, Gökhan benim jenerasyonum için bir mihenk taşıdır adeta.Ha bu tarafından tutturamadığı için memnun olduğum çoğunluğu kurtlar vadisi gibi çok konuşulan dizilere jenerik müziği yaparak tutturmuş böylece sanırım hayatını idame edecek kadar para kazanmaktadır…

 Bizleri faytona bindirmiş, yerine sevdirmemiş, isyanını sadece yanışına yapmış hatta hicran sokağında yar tarafından ayartılmış hissetmişizdir sayesinde.

Yine de yerine sevemediklerim için gece melek ve bizim çocukları ruhumuza üflesin yeter…

 

 

The Beatles – Come Together

Az önce Across the Universe izlerken Joe Cocker’in hem oynayıp, hem söyleği
versiyonunu dinleyince yeniden aklıma geldi. Aerosmith ve Michael Jackson
yorumları da müthişti ama orjinalinin yeri ayrı.

Acroos the Universe ve Beatles’tan bahsetmişken,
Jim Sturgess’tan söz etmemek olmaz.
Zira filmin yönetmeni Julie Taymor‘un isteğiyle, Sturgess’in solo olarak söylediği,
Girl, All my loving, I’ve just seen a face, Something, Revolution ile Across the universe
şarkılarını çekim sırasında canlı olarak kaydetmişler.

işte onlardan biri…

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: