RSS

Etiket arşivi: yalnızlık

Yaşar Kemal – Yalnızlık

Güney’de köylüler büyük gruplar halinde koyunlarını kapıp kaçan kutları avlamaya çıkarlarmış. Her kurdun koyun katliamından aynı ölçüde sorumlu olmadığını bilirler, en çok koyun öldüren kurdu da tanırlarmış. İşte özellikle o kurdu canlı yakalamaya gayret ederlermiş. Yakaladıktan sonra da, boynuna bir çan takar ve serbest bırakırlarmış. Çanlı kurt bir daha asla avlanamaz, yiyecek bulamazmış. Hangi ava yaklaşsa, boynundaki canın sesini duyan av kaçar, kurt da sonunda acı içinde kıvranarak birkaç haftada açlıktan ölürmüş. yasar-kemal

Yaşar Kemal bu öyküyü 30 yıl boyunca nasıl yaşadığını tanımlayabilmek için anlatmış. Bir kez komünist damgası yedikten sonra kimse iş vermemiş. Değişik isimlerle yazılar yazmış, düzeltmen olarak çalışmış. Ama her seferinde birileri çanın sesini duymuş ve işinden olmuş.

Diardi

Reklamlar
 

Etiketler: , , , ,

Yalnızlık Paylaşılmaz Senfonisi

Kimi zaman hiç bir şey yokken ortada bir anda dünya tepe taklak olmaya niyetlenir. Sonra etrafındakilerin sesi ve nefesi ile umut bulacağım derken bir kez daha tepe taklak olursun.

 Aklına ergenlikte yazdığın şiirin dizeleri gelir.

“Daha ana karnında anladın

Herkes tek gelir dedin

İstisnalar ya ikizlerdi

ya da mükemmeller”

sadri alışıkSonra içindeki sancı, yara artık o her ne ise vücudunda sanki onmak nedir bilmeyen bir yara gibi sızlar durur.Yine de bilirsin içten içe. Bir gün her şey yoluna girecek ve seninle kahkahaları paylaşanlar yine paylaşacaklar kahkahaları… Ne de olsa iyi günde… ve pek tabii iyi bir günde gülmektir esas olan….Biliyorum, insan yaz günü yalnızlık çekmez. Partilerde kaçamaklarda, kısa kollu günlerde ya da ramazanda yalnızlık çekmez. İnsan her daim yalnızdır da bir türlü yalnız olduğunu kabul etmek istemez. Sözüm kendime, başkasına zerre kadar ucu dokunuyorsa yalnızlığımda boğulayım!

Not: Gezi Parkı eylemleriyle yalnız olmadığını sanan, Çok yalnızım be atam diye bağıran siyasi gündeme gönderme niteliği taşımayan, sürrealist bireysel bir pazartesi iç konuşmasından başka bir tezahürü yoktur metnin; şu altında her şey çoktan söylenmiş gökkubedeki yankısında

Morrisse Eserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Zuhal Olcay – Ayrılık da sevdaya dahil

Zuhal Olcay’ın 2004 tarihli 9 Eylül Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde verdiği konserden “Ayrılık da Sevdaya Dahil…”

Ayrılık sevdaya dahil

açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek şkımız

Atilla İlhan

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: