RSS

Etiket arşivi: utku lomlu

Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi

Son zamanlarda yapmayı en çok sevdiğim şey yatıp kitap okumak. Bu mutluluk duygusu Ece Temelkuran’ın son romanı Düğümlere Üfleyen Kadınlar ile geri geldi neyse ki, çok mutluyum. Uzun zamandır elime yapışıp güneşte kalmış sakız gibi kalan, kekremsi tatlı, bitmek bilmeyen, iç bayıcı kitapları seçmek konusunda uzman olmuştum. Tahmin edersiniz ki Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ı bu üstün beceri ile ben seçmedim, Silverland önerdi. Baktı ki çıkamayacağım ben kendi başıma bu bataktan, kızın beyni azcık seratonin salgılasın, diye düşündü sanırsam.. Allah razı olsun.

ece

Utku’nun (soyadı Lomlu hani, benim liseden arkadaşım diye daha önce bahsetmiştim) yaptığı önceki kapak tasarımlarını görünce açıkçası önce pek bişeye benzetememiştim ama okudukça anladım. Adam yapmış yine yapacağını!

Bütün bunların Bulutsuzluk Özlemi’nin bu eskiiii, karanlıııık, soğuuuuk şarkısı ile ne alakası var diye düşünenler lütfen kendilerini hiç yormasınlar, tamamen bir şimşek çakması efekti eşliğinde geri dönüş anı. Lisedeydim sanırım. Canım sıkkın yolda yürüme, yürürken zaman geçirme ve ferahlama şarkımdı bu benim. Canım burnumda ağlamaya başlamak üzereyken mırıldanmaya başlar, şarkının sonunda yükselen tempo ile birlikte zıplayarak ve gülümseyerek bitirirdim yolu. Hafiflemek budur işte! Kitapta Temelkuran’ın “Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi” dediği o anda bi şimşek çaktı ve bu şarkı geldi benim aklıma. Ne zamandır söylemediğim de tabii..

 Ne zamandır söylemeye ihtiyaç duyacak kadar sıkılmamışım, ne mutlu diye düşünebilmeyi isterdim herkes gibi ama sanırım asıl bana bu şarkıyı hatırlatan, o hafifleme anlarına hakklarını yeterince teslim etmemiş olmamdı.
Bi düşünsenize, Kadri Bilinmemiş Anlar Müzesi’ne konacak neeee parçalar çıkarır bu Hades’in Tapınağı…

Diardi

 
1 Yorum

Yazan: 19/03/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

İlham Gencer-Bak Bir Varmış Bir Yokmuş

Anlatmış mıydım şimdi hatırlayamıyorum… Lisede bir arkadaşım bana Bagok’tan Gabar’a 26 gün kitabını getirmişti. Terör örgütü tarafından kaçırılan 3 gazetecinin dağlarda gezdirilerek saklandığı 26 günü anlatıyordu kitap. Utku Lomlu.. O zamandan belliydi başka biri olduğu. Farklı bir adam olacağı ilerde. Bizim tayfanın eline almadığı kitapları okur, defterlerime şiirler yazar, uzun uzun konuşurduk. Liseden sonra koptuk tabii. Ben Ankara’ya gittim, O İstanbul’da felsefe okuyormuş diye duydum sonra.

(Yıllar sonra gazeteci oldum. Bir akşam, şu an Habertürk’ün Fotoğraf Editörlüğünü yapan, fotoğrafın Türkiye’deki en başarılı isimlerinden biri, Fatih Sarıbaş İstanbul’dan gelmiş, Miko’da birşeyler içip çene yapıyoruz. Muhabbet nerden açıldıysa, bu kitaptan bahsettim. Ben taaa lisedeyken böyle böyle bir kitap okumuştum, diye. Fatih yüzüme baktı ve “O gazetecilerden biri benim” dedi. Yaşadığım şoku anlatmamın imkanı var mı, bilemiyorum.)

Yeni okumaya başladığım kitapların kapak tasarımcısına ve yayınevine bakmak alışkanlığı ile Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası kitabını elime aldığımda yeniden karşılaştım Utku’yla. Everest’te çalışıyordu ve fena bir kapak tasarımcısı olmuştu. Sonra şöyle bir interneti karıştırayım derken yaptığı bir sürü güzel işle karşılaştım. Mail attım, hemen yanıt geldi 🙂 Demokrat Radyo, felsefe, editörlük derken, tasarımcı olmaya karar vermiş. Aldığı ödüller, yaptığı birbirinde güzel tasarımlar da cabası. Ama benim için en gülümseteni, AKUT’un köpek eğitimcilerinden biri olması!

Bugün nerden aklıma geldiyse yine bir sitesine girip bakayım dedim. İyi ki de bakmışım. Tasarımları arasında yer alan Naim Dilmener’in Bak Bir Varmış Bir Yokmuş kitabına denk geldim bu sefer de. En kısa zamanda alınacak ve okunacaklar arasındaki yerini aldı tabii. Nasıl yetişeceksem ben bu okunacaklara? Zira elimde şu an yine kapak tasarımını Utku’nun yaptığı Ayşe Kulin’in dörtlemesinin üçüncü kitabı var. Ne mutlu bana, arkadaşlarım güzel güzel işler yapsın, ben onlar ile mutlu olayım 🙂

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: