RSS

Etiket arşivi: the

The Black Keys – Little Black Submarines

The Black Keys – Little Black Submarines


The Black Keys’in Aralık 2011’de yayınlanan yedinci stüdyo albümü El Camino’nun
enfes şarkısı “Little Black Submarines”
Başından sonuna kadar akustik ilerleyen parça, son kısımda Led Zeppelin ağırlığına dönüşüyor.
Gerçekten de Stairway To Heaven’a benziyor. Ama gayet başarılı.

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Metallica – The Unforgiven

Metallica – The Unforgiven

Berbat bir iş gününde birden içimden canavar çıktı sanırım. Sabahın köründe kalkılıp okula gidilen zamanlarda -düşün ki sabah 07.00 falan- bi çocuk parkının kenarındaki bankta oturup walkman’imden dinlediğim -ki düşünün artık neee kadar eski- Unforgiven sanırım beni anca kendime getirirdi, getirdi de. Bunun arkasından bir de Nothing Else Matters… daha ne istersin!

Metallica – Nothing Else Matters

— diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 18/07/2012 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

The Connells – ’74-’75

Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
Pazar gecesi saat 1 olur hala bilgisayar başından kalkamazsın sonra.
Gözlerin de tam kısılmaya başlamıştır.
Arka planda bir şarkı çalar ve seni 90’ların ortasına götürür.

The Connells adlı Amerika kuzey Carolina country-rock grubunun 1994 yılında Ring adlı albümden çıkardıkları “seventyfour-seventyfive” ’74-’75 şarkıyı yıllar sonra bu gece ilk kez dinledim ve izlediğim klibi gözlerimin açılmasına yetti 🙂 Değişimden kaçılmıyor…

– Emin

 
Yorum yapın

Yazan: 16/07/2012 in Muzik, Pop, Rock

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Rainbow – Temple Of The King

Rainbow – Temple Of The King

Bazı yaşlılar olur ya evlerinden hiçbir şey atmaya kıyamazlar.
Kullanılan yoğurt kaplarını bile atmaz, ilerde lazım olur diye saklarlar.
Bu sabah kendimi öyle hissettim 🙂
MP3 Player’in içi arap saçına dönmüş.
Shuffle modunda Ortaçgil’den sonra Buika ardından Büyük Ev Ablukada filan çalabiliyor.
Yıllardır ne bulursam atmışım içine. Bir playlist de oluşturmadan takılıyorum.
Ama bir güzelliği var. Uzun süredir dinlemediğin şarkılar günün ilk saatinde kulağına çınlıyor.
Bu sabah da öyle oldu. Ritchie Blackmore’un sesini özlemişiz. İyi geldi.
1995 yılından bir canlı performans videosu bulup öyle paylaşayım istedim.

– Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

The Doors – Riders on the storm

 

The Doors – Riders on the storm

Ölüm yıldönümünde Jim Morrison’dan…

“Ölümü ilk keşfettiğim an… Ben, annem, babam, büyükannem ve büyükbabam gün batarken çölde ilerliyorduk. Bir kamyon dolusu kızılderili başka bir kamyona ya da bir şeye çarpmıştı. Kızılderililer bütün ana yola dağılmıştı; ve kanlar içinde ölümü bekliyorlardı. Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi. Ben daha çocuktum, o yüzden arabada oturup beklemem gerekiyordu. Ben bir şey görmedim. Tek gördüğüm şey garip, kırmızı boya ve yerde yatan insanlardı, ama bir şey olduğuna emindim. Çünkü onların yaydıkları dalgaları hissedebiliyor ve birden yerde yatan insanların da olay hakkında benim bildiğimden daha fazlasını bilmediklerini farkettim. İşte o an ilk kez korkuyu tattım…”

— diardi

 

 
Yorum yapın

Yazan: 03/07/2012 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Irma – I know

İsmini duyunca aklıma ilk “Sokak kızı İrma” gelmişti..ya da küçük bir kedicik.. Zaten çikolata renkli, kadife sesli, işte efendim çok sayıda sevimlilik sıfatına sahip bir kızcağızımız. Ama öyle küçük görünüşüne bakmayınız, baya birşey yaşamış bu esas oğlan ile, ki bakınız nasıl da yalvarır bir tonda sesleniyor, “rahatsız ettiğim için çok üzgüünüm, aptal olduğumu da düşünebilirsin, sen bilirsin..Biliyorum zamanın çok kıymetli.. Ama bana bir saniye ver anlatayım derdimi..Bu bir rüya değil, senin her türlü taktiğini gördüm, seni biliyorum ” diye sürüp gidiyor..Ama senden nefret ediyorum yok bu şarkıda…gizliden bir “hani bir bakışınla devrilirim, geri dönerim” i var bence..Sizce??  

– silverland

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

The Moody Blues – Melancholy Man

5 dakika dur ve ne yaptığını düşün önce!

Kaybedenler Kulübü’nün sadece Tolga Örnek’in çektiği bir film, hayal ürünü olduğunu düşünen bir üniversite öğrencisi ile tanıştım geçen gün. Kendisinin de r”adyo programcısı” olduğunu, aylık 1000 kişiden fazla dinleyiciye ulaştıklarını söyledi. Hiç radyo dinlemezmiş hali ile radyo programcılarını da tanımazmış ve iyi bir radyo programının nasıl yapıldığını öğrenmek için ayıracak vakti de yokmuş. Bazen sırf geyik yapıyorlarmış ama yine de dinleyenlerden inanılmaz geri dönüşler varmış!

Konuşmanın sonuna kadar nasıl sakin kalabildiğim konusunda inanın hiçbir fikrim yok! Hani “Bizim gençliğimizde…” diye başlayan cümlelere kıl olma hakkı herkesin bakii kalmakla birlikte, hakikaten bizim gençliğimizde genel kültür diye bir şey vardı. Haddini bilmek ve cüret diye de bir şey vardı sonra. En azından yapmaya kalkıştığımız iş nasıl yapılıyormuş diye bir kafamızı sudan çıkarır bakardık iyi örneklerine. Hayatında hiç radyo programı dinlememiş, radyo dinleme alışkanlığı yok, ama sorduklarında radyo programcısıyım diyor… La havle…

Sanırım bu yüzden tutuk, çekinik, içine kapanık, girişimcilikten uzak ve kokmaz bulaşmaz tipler olarak kaldık biz yeni nesile göre. “Eğer rezil olma ihtimalimiz varsa, hiç girmeyelim bu işe. Abi dalga geçtirmeyelim kendimizle, önce şu işin güzelini bir öğrenelim, sonra başlarız. Aman aman büyük harfle söylemeyin daha, daha olmadık biz o kadar!” diye diye bir hal oluyoruz hala!

Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk’a saygılarımla… (Şimdi “Bunlar da kim ola ki?” diye düşünüyordur o şaşkın! Hay Allahım!)

-Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: