RSS

Etiket arşivi: rusya

Marina Abramovic Enstitüsü’nde Lady Gaga ya da “Performans Sanatçığılı” ne ola?

Dün ve bugünkü gazetelerde rastlamışsınızdır pyotrmutlaka, 29 yaşındaki Performans Sanatçısı Pyotr Pavlensky, Rusya’nın bir polis devletine dönüşmesini protesto etmek için kendini testislerinden Moskova Kızıl Meydan’a çiviledi. Herkesin içini kaldıran ve elbette dünya çapında yankı bulan bu eylem bende yine “Performans Sanatçılığı ne ola ki?” sorusunu düşündürdü. Zira Pavlensky başka bir performansında da dudaklarını dikmişti…

Bir yandan da Milliyet’te yayınlanan “Dünyayı Şoke Eden 10 Performans” haberinde Marina Abramovic ile karşılaştım yine. Şimdiye kadar birkaç performansını izleyip “Hımm bir derdi var hakikaten bu adamların dünyayla ve bir şeyler yapıyorlar” dedirten Abramovic, bu aralar da Lady Gaga ile çalışıyormuş. Ya da Lady Gaga onun enstitüsünde eğitim alıyormuş mu demeli daha doğrusu…

Enteresan iş, detayını öğrenmek lazım…

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 13/11/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Başını yastığa huzurla koyduğun kadar zenginsin

2008 yılından önceki yılbaşlarından biri olmalı. 10 numara alakasız insanların bir araya toplandığı, (Rusya’dan Eskişehir’e. E niye Eskişehir’e diyorum, zira biz İzmir’deyiz..) bir akşam ama bahsettiğim. Karşıyaka’daki mutlu zamanlarımız. Çoluk yok çocuk yok, kağıt oynayıp 70’liklerde balık avladığımız bitmeyen film geceleri falan…

Neyse işte yılbaşı akşamı 10 kişiden de fazlayız. Rusya’da bir adet varmış. Yılbaşı gecesi çiftler bir kağıda yeni yıl için 3 dileklerini yazar, ceplerine koyarlarmış. Yeni yıla girilen dakikalarda da herkes eşinin kağıdını alır açar, örtüşen dileklere sevinilir, örtüşmeyenler için yeni planlar yaparmış. (Bizdeki Hıdırellez’e benzettim bak şimdi yazarken. İster ülke ister coğrafya değişsin. İnsan faktörünün girdiği her yer aynı demek ki..)

Neyse… Eşim ve ben de diğer çiftler gibi yazdık bir şeyler, koyduk cebimize. Saat oldu 12, havai fişekler, yeni yıla girdik şamatası falan. Çıkardık cebimizden kağıtları. Ben, “Aşk, huzur, sağlık” yazmışım, eşim “Huzur, aşk, sağlık”:) Diyecek bir şey yok, boşuna yaşlanmıyoruz birlikte. (Bak şimdi, bunu da yazınca aklıma yarın evlilik yıldönümümüz olduğu geldi:))
huzur
Çok uzattım lafı, nerden nereye geldim yine. Aslı Peker’in Milliyet’teki köşesini okuyordum bugün. Mark Twain’in bir sözüne takıldım: İyi arkadaşlar, güzel kitaplar ve uykulu bir vicdan, işte ideal hayat budur! Diyeceksiniz, nerden bağladın “huzur”a? Huzursuz bir ruhun iyi arkadaşları ile sağlıklı ve keyifli ilişkileri olamaz. Huzursuz bir ruh, kitapların dünyasında kaybolamaz, huzursuz bir ruh başını yastığa koyup vicdanı rahat, deliksiz bir uyku uyuyamaz.

Öfke ve şiddetle dolduğumuz, yaşadığımız stresi gerçek hayatın ta kendisi sandığımız günler içinde kapısını kapattığınız anda huzurlu ve mutlu yaşadığınız evler ve yürekler dilerim.

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 17/09/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

3 Haziran 1963 – Nazım’a özlemle…

Genco Erkal – Bugün Pazar & Karıma Mektup

Bugün pazar…

Bugün, beni ilk defa
Güneşe çıkardılar.
Ve ben, ömrümde ilk defa
Gökyüzünün
Bu kadar benden uzak,
Bu kadar mavi,
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,
Kımıldamadan durdum
Sonra, saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda;
Ne düşmek dalgalara,
Bu anda;
Ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak,
Güneş ve
Ben…
Bahtiyarım…

Karıma Mektup

Bir tanem!
Son mektubunda:
‘Başım sızlıyor yüreğim sersem! ‘ diyorsun.
‘Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
‘yaşıyamam! ‘
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim…

Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.

Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.


Nazım Hikmet

* Tüm bunlarla birlikte hep düşünürüm, Genco Erkal’la birlikte bir yarısı daha mı gidecek Nazım’ın diye. Sesiyle Nazım’ı var eden Erkal’ın uzun yıllar susmaması dileği ile..

– diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 01/06/2012 in Blog, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: