RSS

Etiket arşivi: roman

Huzursuzuz…

Doğru, son dönemde hepimizin en fazla hissettiği şey “huzursuzluk”.

Livaneli “huzursuzluk” deyip sürükleyici, çok Türkiye’den, yine dokunmadığı şey kalmasın diye uğraşılmış bir roman yazmış. Roman bir yana, sadece kapağı bence Aragon’un sözleri için hazırlanmış sanki Geray Gençer tarafından.

Yalnız kitabın tanıtımlarında kullanılan Harese anlayışı bana çok tanıdık geldi Andrey Platonov’un Can’ından, yeniden bir bakmak lazım…

“Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve  dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 29/03/2017 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Herkesin aşkı, hayal kurabildiği kadarmış

Yakın zamanında yapılan bir televizyon röportajında Özdemir Erdoğan’a sordular: “Hala en sevilen ve söylenenler arasında bu kadar çok şarkınız olmasına rağmen neden klip çekmiyorsunuz eski şarkılarınıza?”…cin ali

Cevap çok güzeldi: “Bu şarkıların nasıl yapıldığını anlatmalıyım sanırım size küçükhanım” dedi Özdemir Erdoğan. “Çok okurduk biz. Okur, okuduklarımızı birbirimizle mutlaka paylaşırdık. Sadece Türk sinemasını değil, dünya sinemasını takip ederdik. Şiir değildi tek ilgimiz şarkı sözü olur diye. Romanlar, bilim, felsefe… Doğa yürüyüşleri yapmaya bayılırdık. Piknikler, akşam yemekleri hep beraber. Akşamları bir araya gelir, pikaba bir plak koyardık. Bir köşede birileri müzik üzerine konuşurken diğer köşede birileri o müziğin verdiği ilhamla söz yazar ama ekran olmadığı için hepimiz o şarkıyla kendi hülyamıza dalardık. Herkes kafasında kendi aşkını yaşardı, hayal kurabildiği kadar… Şimdi bakıyorum da, klipte şarkıcı sevgilisine olan aşkını anlatıyor. Arkasında biri sarışın, biri esmer, biri kızıl saçlı üç birbirinden güzel hatun dans ediyor. Kim inanır o şarkının meçhul sevgiliye yazıldığına?!”

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 13/02/2015 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Edebiyat, Gezi, popüler kültür ve diğerleri…

Suç ve Ceza’yı okurken kriz geçirmiştim. Elbette bir dünya klasiği yaratan Dostoyevski’nin bir suçu yoktu ancak benim zamanlamam baya bir yanlıştı. Sen tek tuşla her sabah bilmem kaç yüz kişiye mail at, sonra vicdan azabını kağıda dökebilmek için yataklara düşen Raskolnikov’u anlamaya çalış. Gerçekten her şey zamanında yapılmalı. Dünya klasikleri de mümkünse belli bir yaşa kadar okunmalı, bitirilmeli, fikir edinilmeli, çok isteniyorsa detaylı ikinci okumaları ileri yaşlarda yapılmalı. Hele hele yeni çevirilerini dönüp dönüp okuyabilen insanlara ayrıca bir hayranlık besliyorum. 
 
Okumak istediğim kitaplara asla yetişemeyeceğim hele böyle her gün yenileri eklenirken. Artık öyle bir “maruz kalma” hali yaşıyoruz ki, sadece kitaplar ya da gazeteler değil okumak istediklerim, internet ve sosyal medyadan da yüzlerce sayfa yağıyor her an ekranıma. Sadece günceli takip etmek bile 7/24 çaba gerektiriyor. Okuyucu olmanın yetmediği, bir figür olarak sosyal medya içinde yer almaya çalışmak ise ayrı bir sorun. İnsanların garip endişeleri türedi. Sosyal medyada bir şey paylaşmak da dert. Bir yanda Ali İsmail’in annesi, elinde yavrucağının fotoğrafı ile onu döve döve bu dünyadan alanlara seslenirken, “doğru yazılışını asla ezberleyemeyeceğiniz 20 kelime” paylaşımları ile 30 saniye de olsa gülmeye eriniyor insan. Çoğu zaman gizli gizli attığı kahkahalar bile boğazına düğümleniyor. 
 
Bir başka açıdansa, her şeyin birbirine girmesi edebiyatımızı da kötü etkiledi. Kötü etkiledi diyorum çünkü bugün yazılan ve piyasaya sürülen kitapların pek çoğunda artık gözle görülür derecede popülerlik kaygıları söz konusu. Bu konuda Ahmet Ümit, ne yazık ki attığım tweetleri yaptığı retweet’ler arasına alınmaya layık görmese de, son romanı ile beni fena derecede hayal kırıklığına uğratanların başında geliyor. Biliyorum, telif konusu öyle beter bir noktadaki, insanların telif gelirleri ile hayatlarını sürdürecek parayı kazanmaları ve yeni şeyler üretmeleri mümkün değil. Öte yandan da satış rakamlarını artıracağım diye roman daha piyasaya sürülmeden her televizyon kanalına konuk olmak, anlata anlata romanda merak edilecek bir küçük paragraf dahi bırakmamak da bana biraz garip geliyor. Ki sen bir polisiye yazarısın… Ama bence daha acısı, artık romanların sadece pazarlanmasının değil yazılışının da popüler kaygılar taşıyor olması. Zeka oyunlarından, betimleme meziyetinden uzak ama bir yerinde mutlaka Gezi’ye, polis şiddetine, kadın şiddetine, rant gelirlerine dokundurarak belli bir kesimin takdirini kazanmaya çalışmak, biliyorum hoşlanmayacağınız bir kelime olacak ama, edebiyatı “ucuzlaştırıyor”. 
 
donusBu sorunla karşılaştığım son roman da Ayşe Kulin’in Dönüş’ü oldu. Akıcı dili, detaylandırmalarındaki inceliklerle her zaman okumaktan zevk aldığım Kulin de Dönüş’te Ahmet Ümit’le aynı kaygıya düşmüş. Eşcinselliği işlemesi konusunda son günlerde basında yer alan Melik Gökçek’li tartışmalarından bahsetmiyorum. Bu kez Çamlıca’ya yapılması için proje yarışması açılan cami malzeme olmuş. Belki, nefret ettiğim bir tanımlama ile, “sanatçı duyarlılığını” romanına yansıtmak istemiş Kulin ama “Sultanahmet’in kopyasına birincilik veren jüriyi eleştiren bir yazı yazdığı için politik kaygılarla işten çıkarılan ve hayatını Ege’nin huzurlu kıyılarında sürdürmeye karar veren bir mimar” bana yine biraz zorlama geldi. İşin kötü yanı, tweeter’da saniyede binlerce tweet ekranınızda nehirler gibi akarken, her saniye Youtube’a 60 dakikalık videolar yüklenirken, 4,5 milyar yaşındaki dünyanın tüm bilgisinin yüzde 90’ı son iki yılda üretilmişken… bu duyarlılığı, bu kaygıları dile getirmek ve daha hatırlanabilir kılmak için başka bir şeyler yapmak gerekiyor gibi geliyor bana. Düşünsenize, artık elinden akıllı telefonunu düşürmeyen, tabletsiz nefes alamayan ancak kitap ile “gözükmekten” utanan gençler var hayatımızda. Gençlerin ve potansiyel yeni okuyucuların ilgisini çekebilmek için kalemine yeni kavramlar eklemek elbette gerekli ama sanırım bunu yaparken temel çıkış noktasının kaçırılmaması şart.
 
Diardi
 
Yorum yapın

Yazan: 05/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: