RSS

Etiket arşivi: Muzik

İşiniz gücünüz yok mu?

Güne dayak yemiş gibi başlayanlar vardır aramızda ya da ben bugün gerçekten yorgun uyandım. Umutsuz, garfieldmutsuz değilim de şöyle bahar havası günde işyeri dışında olsam sanki bütün kaslarım bayram edecek. Havanın aydınlığında ışık süzmeleriyle birlikte dans edecek hücrelerim.  Bi de çay olsa… Müziğin ritmi de, ben de bi bayram havası… Eskilere gidip Nazan Öncel’e takılasım geldi, çok uzun zamandır da Öncel’i dinlemeyince hadi işe güce…

Keyifli olsun günümüz…

Destina…

 
Yorum yapın

Yazan: 18/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Sözsüz..

in the mood for loveYağmurda en çok giden şarkıları seçmiştik geçenlerde.. Yumeji’s Theme’i atlamışız. Hoş, bu havaya en çok giden film de In The Mood For Love olurdu ya.. Bir sırrın yağmurla yıkanışı, zerafetle salınan bir kadının ağlayışı gibi.. Çok yavaş, telaşsız.. Yarın yok gibi.. Söze hacet yok.. Müzik durumu olduğu gibi anlatıyor, iyi dinle…

 

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 13/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Duvar

lemurHafta sonu kalkar o duvarlar. Herkes için her şey mümkün olur bir anda. Ne de olsa hayat ne zaman bir gerçeği kucağına bıraksa, duvar ustası kesilir insan. Kulaklarını tıkar, bunu Zeynep’çe aristokratlığa yakılmış bir ağıt naifliğinde yapabildiği gibi Kontak gibi bir yarı öfke patlamasıyla ama çocukça bir utangaçlıkla da yapabilir.

Hayat hiç kimseye adil değil. İnsan doğası gereği adil değil. Adalet tüm dünyada en fazla zalimlerce aranan ve mutlak olarak sunulduğu söylenen en büyük eziyet 21. yüzyılda bile…

Gününüz aydın olsun! Tatiliniz bol güneşli ve yazı aratmayan bir kasım günüyle neşeye boğsun sizi! Hayatınızda her daim aradığınız adalet bir duvarda önce yosunlanıp sonra küflenmekten öte hayatınızın hep orta yerinde vücut bulsun!

Seninle bir daha aynı yolda yürümemDuvara_karşı_film_afişi 
Seninle yürüyene yolda tuzakların var 
Bir daha asla dokunmam tenine 
Senin teninden önce duvarların var 
Ben o duvarlara çarpa çarpa 
Nasır tuttum 
Ağlaya ağlaya 
Yosun tuttum 
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz 
Yükümüz ağır 
Yeni bir söz söylemek için 
Ölmek mi gerekir 
Hadi bir cesaret 
Sen de taşın altına koy elini inadına inadına 
Sevişmeli bağır çağır

Söz – Müzik: Sezen Aksu, Alper Nalman, Fettah Can 

Morrisse Eserese

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Ayşegül Aldinç – Gözlerin su yeşili

çayHadi çay içelim mi?

Çay,  ayrı bir mevzudur. Bir çok konudan ayrı ve derin hatta. Her ortama giren, her türe uyan “bir şey”den bahsediyoruz burada. Acısı da tatlısı da olan “bir şey”.

Bir sokak arasında, balkon sefasında, iki dostun arasında, bir hasta odasında, üniversite kantinlerinde, piknikte, gecenin bir yarısında ve sabahın kör saatlerinde, yola düşmeden önce, şehirler arası mola yerlerinde… Tanımadığınız bir mekanda, tanımadığınız bir kimsenin karşısına oturup bir içki söylemek farklı anlamlara hasıl olur da. Çay söyleyip, tanımadığın birisinin masasına oturmanın, hiç konuşmadan karşılıklı çay içmenin lafı bile olmaz düşünün. Yeri zamanı, kişisi, mekanı olmadı olmaz..Bazen boş boş baktığımız o ince belli çay bardağına bir sor, neler neler bilir o..Anlatmaz..

Kavganın da, dostluğun da, sırların, ayrılığın her adımında…Yerine kahve koymaya kalkanlar da olur da..Uymaz o bir türlü. Çay, ayrı bir mevzudur. Çay insanın aklına düştü mü, rakı, bira, votka ve benzeri içecekler hikayedir bilesiniz. Onlarla efkar dağıtılır, neşe perçinlenir falan. Çay öyle mi? Ona öyle yaslanamazsın, o da sonrasında sana yaslanmaz. Ona kahredemezsin, o da sana etmez.  Efendi ve  ekabirdir o… Bozmaz kendini..Öyle demiyle, rengiyle, efendi gibi. Bir sözü yoktur örneğin, bir adabı. Çaydanlıkla –demlik. Birşey söylemez..Eşlik eder.

Ekibe olur olmaz yerlerde “Çay içelim mi?” demişliğim olduğu doğrudurJ O kadar içilmiş gecelerin sonunda “durun bir çay demleyelim” demişliğim, ülkelerden, şehirlerden çay taşımışlığım ve çoğunu kendi içmişliğim..

Demem o ki; paylaşmak istediğimdendir “çay halini”..

Kirpi’nin Zerafeti’ni okurken (ki bu kitap ayrı bir yazı konusudur), çayın zerafetine rastladım.. Şu an her biri bir tatil yöresinde ya da ofis masasında çaylanan ekibe gelsin;

Hadi bi çay içelim mi? 🙂

 

“O halde, bir fincan çay içelim;

13. yüzyıldaki Moğol kabilelerinin isyanına, ölümlere ve yıkımlara yol açtığı için değil, Song kültürünün meyvelerinden en değerlisini, çay sanatını yok ettiği için üzülüen Çay Kitabı’nın yazarı Kakuzo Okakura gibi ben de çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında, küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?

Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit , sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş, çay yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi;  yani çay ritüeli , hayatlarımızın saçmalğında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşulkla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O halde, bir fincan çay içelim. Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgar işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur , kedi sıcak bir ışık içinde uyur. Ve her yudumda zaman iyice yücelir”

Kirpinin Zarafeti (orjinali Fransızca; L’Élégance du hérisson) –Muriel Barbery

— Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 22/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Kadınların en çok sevdiği 10 şarkı

Üniversite eğitimim dolayısıyla Ankara’ya gittiğimde en yakın arkadaşlarımdan biri walkman’imdi. Hani düşünün o kadar eski… Her sabah 4 km, akşam 4 km olmak üzere 8 kilometrelik yolda günlük takip ettiğim radyolar, rastgele aramalar, yürüyüş temposunu ya da kişisel modu ayarlayıcı şarkılar derken radyo istasyonları hayatımın bir parçası haline gelmişti. Radyo ODTÜ, o zamanları bilenler hatırlar 99.5 Capital, NTV Radyo ve radyo tiyatroları vazgeçilmezimdi. Hatta akşam uyku kaçmalarında Muzo dinlemişliğim bile vardır. Kim bilir nerede şimdi o adamcağız…

Ancak İzmir’e döndükten sonra alışkanlığımı kaybettim. Yürüyüş mesafelerim kısaldı, walkman’in hayatımdan çıkıp mp3’lerin girmesi arasında bir kopukluk oldu. Radyo istasyonlarının programlarından eski keyfi alamaz oldum falan filan… Son bir yıldır, iş güç koşturmacasının arasında o siyah ekrana bakmaktan tiksintimin yükselmesi ile birlikte radyo ve müzik dinleme ihtiyacım geri geldi ve bu arada neyse ki Joy Fm ile tanıştım. Zaman zaman kendilerinin de sürekli aynı parçaları döndürmesinden içim bayılmıyor değil ama genel modları, program mantıkları, DJ’lerinin sakin ve usturuplu tavıları hoşuma gidiyor. Hatta onlardan zaman zaman youtube listeme parça bile çalar oldum.

ekim baykaraSabahları muhteşem geçeceğine inandığım iş gününe hazırlanırken evden çıkış, otobüs ve işe yürüyüş arasında Ekim Baykara’ya rastlıyorum. Eskiden Radyo D’nin Muzo’sunun tipini merak ederken artık Gıgılana sayesinde hemen sesin sahibine ulaşmak mümkün tabii.. bugün bi Ekim Baykara’ya bakayım dedim ben de. Baykara sitesinde “Kadınların en çok sevdiği 10 şarkı” listesi yapmış kendi programına gelen istekleri baz alarak. Listede 3 Doors Down’dan Madonna’ya birçok iyi şarkıya rastlamak mümkün ama benim seçimim bugün için Maroon 5 – If I Ain’t Got You oldu. Tam liste aşağıda. Eklenecekler olabileceği gibi çıkarılabilecekler de var elbette…

Ekim Baykara’dan Kadınların En Çok Sevdiği 10 Şarkı Listesi:

Maroon 5 – If I Ain’t Got You
3 Doors Down – Here Without You
Madonna – Frozen
Robbie Williams – Feel
Morrissey – Let Me Kiss You
Maria Mena – Just Hold Me
Leonard Cohen – Dance Me To The End Of Love
Adele – Someone Like You
Natasha Bedingfield – Chasing Cars
Lana Del Rey – Summertime Sadness

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 18/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ali Alışır: “Fotoğraf makinem fırçam, bilgisayarım tuvalim oldu”

Bütün ailesi opera sanatçısı olunca insanın, en çok karşılaştığı sorulardan biri “Sen neden tercih etmedin? Gazetecilik de nereden çıktı?” oluyor. Gerçi sadece müzik temelli değil köküm, babamdan gelen resim ve fotoğraf temelini de azımsamamak lazım ama gazetecilik dediğimde kimse bu detayı hatırlamıyor nedense ya da bilmiyor zaten böyle de bir geçmiş olduğunu ailemde. 

Son günlerde, seneler sonra da olsa flaşsız fotoğraf çeker oldum. Sanırım yaşlanıyorum ya da yavaşlıyorum. İş telaşının koşturmasını karelerde doğal renklerle güzelleştirmek zamanı yakalamaya çalışmaktan daha önemli gelir oldu. Tam da böyle bir zamana geldi Fotoğraf Buluşması…

Gitmeden önce de biliyordum zevk alacağım bir şeyler çıkacağını ama tahmin etmiyordum. Mehmet (Çeliksan) yavrum… bu buluşmanın düzenlenmesi lafı ortaya atıldığından bu yana Ali Alışır dedi durdu da ben ne dediğini anlamadım. Anlamalıymışım. Vaktini (nereden bulacaksam) bulup dersime önceden çalışacakmışım. Böyle boş boş gitmeyecekmişim adamın karşısına. Sonra böyle ağzım açık kalırmışım… Beter olayım ben. 

“Fotoğraf makinem fırçam, bilgisayarım tuvalim oldu”

Hani nasıl anlatayım şimdi sohbeti muhabbeti bilemiyorum ama siz benim gibi yapmayın, bir şekilde http://www.alialisir.com adresini ziyaret edin. Hatta vaktiniz varsa gidin sergisine, edinin çalışmalarından bir tane. “Fotoğraf makinem fırçam, bilgisayarım tuvalim oldu” diyen bu adamla tanışın. Kendi yüzünden yoksun insanların kendilerine ve birbirlerine yabancılaşmalarından ve her geçen gün birbirlerine daha çok benzemelerinden yola çıktığı Sanal Bedenler’ine, Survivor ve BBG evleri ile doğal olmaktan uzaklaşan hayatların mekanlarına yeni bir yorum getirdiği Sanal Mekanlar’ına ve seneler sonra bir Ankara sabahında ikinci Körfez Savaşı’nın ilk görüntüleri ile neden hüngür hüngür ağlamaya başladığımı anlatan Sanal Savaşlar sergisine bir şekilde ulaşın, portfolyosuna bir göz atın.

Hazırladığı sunumlarında fotoğraflarına eşlik etmesi için seçtiği müziklerin çarpıcılığı (Requiem for a dream gibi..) ile beni her ne kadar kökümden sarsmayı başarsa da, sohbeti sonun yanından ayrıldığımda nedense ben Sertab Erener’in Lal’ini söylüyordum. Sanırım fikrim bir şekilde masumiyete sığınmak istedi o kadar sanallığın ardından…

Bir de siz deneyin bakalım, size hangi şarkıyı söyletecek?

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 13/05/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sezenler Olmuş…

Kaynak: flickr arthurvankruining
İnsanın, zamana karşı biricik şansıdır aşk…
Onca kapı onca duvar içinde, bulur aynasını..

Ş. Erbaş

— Silverland

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: