RSS

Etiket arşivi: muhabir

Nedenini buldum!

Basın danışmanlığı, mesleğe muhabir olarak başlarken hiiiiç aklınızda olmayan bir şeydir. Ancak anneleriniz, ablalarınız dualarının arasına minik bir cümle olarak karıştırır “İlerde şöyle güzel bi şirkette basın danışmanı olsun. Ayağı sıcak, başı serin piti piti işini yapsın kurumsal kurumsal…”

Ama zaman geçer, şartların ne halt olduğunu adlı adınca görürsünüz, sokakta sürünmekten ananız ağlar, vücudunuz error vermeye başlar ve o zaman yavaş yavaş sıcak ortamların da gazetecilik mesleği içinde olduğunu hatırlamaya başlarsınız. Önce ilk hedef yazı işleri olur. Şöyle bi editörlük bir şey kapatsam kıyıdan kıyıdanlarla başlayan iç macera, yazı işleri müdürlüğü ve benzeri uğraşılarla birkaç sene daha devam eder. Ama onun da bir gak dedirttiği nokta gelir elbet. Artık sokak soğuğunu unutmuş olsanız da içerinin stresi kemiklerinizi sızlatmaktadır. Acaba ufaktan bir basın danışmanlığı-…

Diye aklınızdan geçirmeye başladıysanız, zaten bir yola girmişsinizdir. Gerçi elbet gereken tecrübe, çevre, tanıma ve tanınırlık, herkesle uyumlu çalşabilecek kadar sinirlerini aldırmış olma hali de herkeste bulunabilen nimetler değildir aslında. Ama bir şekilde kapağı basın danışmanlığına attığınızda bir an, mutlaka bir kişi döner size ve “Artık gazeteci değilsin, olmayacaksın bundan sonra, farkında mısın!” romantik repliğini atar!

Benimse bu repliğe verdiğim bir tek yanıt vardır: Evet, mesleki tanımlama kelimesi olarak muhabir successolmayacağım. Ama kendi deyimimle artık kendi kurumumun muhabiri olacağım. Artık “bir tek çocuk işini daha şevkle yapar mı acaba haberinin gazetelerde yayınlandığını görünce ya da bir akademisyenin desteği moral olarak bile artar mı yaptığım haberle” diyerek çalışacağım.

Bugün beni gülümseten şey da tam böyle bir şey. 3 sene önce mezuniyetinde, farkında bile olmadan, annesiyle, hocasıyla, arkadaşlarıyla boy boy fotoğraflarını çektiğim bir öğrenci, Dubai’den selam getirdi. Ünlüüü bir oteller zincirinin bilmem ne müdürü olmuş. “Şu okulda geçirdiğim 2 sene benim için o kadar değerli ki” dedi, başka şey demedi.

Çırptığınız kanadın rüzgarı birilerinin başka limanlara varmasına vesile olur, haberiniz olmaz bile.
Ama bir gün mutlaka gülümsemesi gelir sizi bulur.

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 01/10/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

İkinci bahar yaşıyor ömrüm… – Aynalı Oda

Bu sene, “arkadaşlarının başarıları ile mutlu olma yılı” oldu benim için. Yıl boyunca arkadaşlarımın yazdıkları kitaplar, yaptıkları kitap kapakları, tanıdıklarımın oynadıkları filmler derken, pek çok başarı hikayesinden kısa da olsa bahetme şansım oldu. Sabah Egeli ekibinden Gökmen Küçüktaşdemir’in ilk kitabı Çoban Yıldızı’nı henüz okuma şansım olmadı ama bugün size Yeni Asır’ın 21 yıllık deneyimli adliye muhabiri Ali Eyce’nin ilk romanından bahsetmek istiyorum.

Aynalı Odaaynali oda

Önce, kendisini fena bir roman okuyucusu olarak tanımlayamayacak biri olarak, takıldığım bir iki küçük noktadan bahsetmek istiyorum. Ali abi gerçekten çok detaylı bir çalışmaya imza atmış. Hem de öyle detaylı bir ön çalışma yapmış ki, polisiye roman olarak değerlendirebileceğim yapıtı ile İletişim Fakültelerinin Gazetecilik bölümleri için iyi bir kaynak oluşturmuş Aynalı Oda ile. Gazetecilik nedir, nasıl yapılır, bir muhabirini sıradan bir günü, haber merkezi neye benzer, haber müdürü ne iş yapar, muhabir ne zaman neyi kıskanır, ne zaman fırça yerden tutun da.. şu an aklıma gelmeyen daha pek çok soruya yanıt vermiş. Ama daha da önemlisi Asayiş Şube, Adliye, avukatlık konularında sınavda sorulacak soruya yanıt olacak kadar çok detaylı bir anlatımı var kitabın. Mesleki tecrübeleri ile bu kadar detay bilmese de konuya aşina kişiler için sıkıcı olabilecek bu anlatıma takılmamanızı öneriyor ve kendinizi hikayetinin enteresanlığına bırakın diyorum.

Kendinizi hikayenin enteresanlığına bırakırken, yayınevi ve redaksiyondan kaynaklanan bir iki küçük sorunu da görmezden gelin, çünkü inanın, sizi son bölüme kadar merakla okumaya sürükleyecek bu kitap hakkında olumsuz bir düşünceye kapılmanıza değmez o sorunlar…

Biliyorum, Dan Brown’dan Grange’a, Türkiye’nin bence en iyi polisiye yazarı Ahmet Ümit’e hatta… sayelerinde polisiye romanları konusunda baya bir pratiğe sahip olduk yıllar içinde. Hatta artık polisiye roman okuma pratiğimiz öyle gelişti ki, sadece olayın bilinmezliği ya da çözülmezliği bize yetmediği için yazarları olayın geçtiği yerlerin tarihi özellikleri gibi detaylar vererek romanı zenginleştirmeye zorlama noktasına geldik. Tüketim toplumu işte, doyumsuzuz! Eyce’nin romanı Allah için detay verme noktasında yukarda da belirttiğim gibi gayet doyurucu:) Tüm polisiye filmleri 20’nci dakikasında çözen bir eşe sahip kişi olarak kabul, ben de çözdüm olayı daha romanın yarısına gelmeden. Ama beni, sonunu nasıl bağladı acaba, sorusu yedi bitirdi. Kitabı elime almamla sonuna varmam arası sanıyorum 8 saat falan sürdü. 400 sayfa Denizli-İzmir yolu arasında su gibi aktı gitti. Ve sizi temin ederim ki, en son bölümü de bitirip kapağı kapatırken kesinlikle mutluydum!

Ben Aynalı Oda için Özdemir Erdoğan’dan İkinci Bahar şarkısını seçtim. İzmir basını içinde yer almış, özellikle polis-adliye muhabirliği yapmış kişilerin kendilerinden, tanıdıklarından ve olaylardan pek çok şey bulacakları Aynalı Oda için neden bu şarkıyı seçtiğimse, finalde saklı! Ellerine sağlık Ali Eyce…ali eyce

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 24/06/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mehmet Erdem – Hakim Bey

İnsanın arkadaşlarının güzel şeyler yapması ne mutlu derken, paylaşacak yeni güzel bir haber daha aldım. Benim İzmir’de çömezlik günlerinde tanışma olanağı bulduğum, İzmir piyasasını hatmedip başarısını İstanbul’a taşımış bir arkadaşımdan geldi bu kez de haber. Tanıdığım en güler yüzlü, en saygılı, en şeker, sohbet etmesi insanı mutlu eden insanlardan biri olan Fox TV Muhabiri Lokman Dağ ve arkadaşı Vatan Gazetesi Polis Muhabiri Savaş Akın, eğlenceli ve sıradışı bir kitaba imza attı. “Tape’den Kodese/Sus Ulan Polis Dinliyor” için birşey söylemeye gerek yok ama ben tanıyacağınız ünlü isimlerin yorumlarını eklemeden edemedim.
Ellerine sağlık, nice başarılı işlerine…

– diardi

“Ayşe Arman, sevgili Yılmaz Özdil’le röportaj yaparken benim televizyonculuğumu soruyor. Yılmaz da ‘Uğur Dündar televizyonculuğun ZEUS’udur’ diyor. Röportajın yayınlanmasından sonra bazı yakın dostlarım bu tanımı kullanıp, bana takılmaya başladılar. Ben de şakayı sevdiğim için aldırmadım.

Bunlardan biri de sevgili Nedim Şener’di.

Sık sık telefonla konuştuğumuz günlerin birinde Nedim aradığında ‘Nasılsın Zeus?’ dedi.

Ben de şakayı devam ettirerek ‘Sağol Apollon sen nasılsın?’ diye cevap verdim. …

Nedim’in telefonda bana hitap ederken kullandığı ‘ZEUS’ tapelere ‘deyyus’ olarak geçmiş! Güler misin, ağlar mısın? …”

Uğur Dündar

“Elinizdeki kitap, ülkemizde çok acı ve üzücü anıları akla getiren ‘telefon dinleme’ olayına farklı bir boyut getiriyor. Yasal dinlemelerle suç örgütlerinin karanlık ilişkileri ortaya çıkarılırken, okuyucunun gülmekten kendini alamayacağı sahneler, diyaloglar sergileniyor. Telefonlarının dinlendiğini bilen kişilerin, buna bir önlem olarak, kısık sesle konuşmaları gibi mizah tonu yüksek yaşanmışlıklara yer veriliyor. Böyle bir kitap insanların düşgücünden değil ancak hayatın içinden kaynaklanabilirdi. Çünkü hayat, düşgücünden daha zengin.

Kitabı okudukça bana hak vereceksiniz.”

Zülfü Livaneli

“Gazetecilik için ‘objektif’ meslek denir. Halbuki, fotoğraf makinesi’nden ibaret değildir. Telefon ahizesi’dir aynı zamanda… Çünkü, gördüklerimiz bazen flu olabilir ama, duyduklarımız her zaman nettir.

Türkiye gerçeğini kulak’tan anlamamızı sağlayan, kahkahalarla okuyacağınız bir kitap bu.”

Yılmaz Özdil

“Muhabir; günlük düşünür, günlük üretir… Habercilikte; özelllikle de televizyon haberciliğinde ne yazık ki dün yoktur bugün vardır. Ancak kanımca hayata not düşmek de gerekir. Genç ve yetenekli televizyon muhabirlerinin yazdıkları kitaplar beni çok mutlu ediyor. Aynı çatı altında çalış- tığım genç ve yetenekli haberci Lokman Dağ ve arkadaşı Savaş Akın, uydudan uçup gitmemesi gereken bilgileri damıtarak kitaplaştırdı. Okuyunca iyi de ettiğini gördüm… Sanırım siz diğer okuyucular da göreceksiniz ve de tebessümle okuyacaksınız.”

Doğan Şentürk

“Telefon dinlemelerinin perde arkasında yaşananlar fıkra gibi olabiliyormuş. Okurken bu kadar da olmaz diyeceğimiz, tam bir durum komedisinin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Hızlı akan hayatın içinde size farklı duygular yaşatan eğlenceli bir kitap…”

Burak Özçivit

“Ben hep kulakmisafiri oldum. Hiç telekulak misafiri olmamıştım. Size okuyunca ne olur bilmem ama, benim gülmekten ömrüm uzadı kesin… ”

Gupse Özay

 
1 Yorum

Yazan: 08/11/2012 in Muzik, Türkçe Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: