RSS

Etiket arşivi: Mikroorganizma Müzik Blog

Mikroorganizma Müzik Blog

Büyük Ev Ablukada

Mikroorganizma’ya gelen Büyük Ev Ablukada aramalarından sonra kısaca grup hakkında fikir vereyim istedim. Bu aralar herkes onları dinliyor.. Evin salonunda kendi aralarında müzik yapıp, bir şeyler tıngırdatmaktan zevk aldığı izlenimini veren grup, isimleri, şarkıları, müziğiyle, hızla ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılıyor.

Aslında Berkun Oya, Bartu Küçükçağlayan, Okan Yalabık, Onur Ünsal, Alican Tezer gibi ‘yıldız’ bir kadroya sahip grup, bu isimlerin yerine Canavar Banavar, Afordisman Salihins, Bass Bariton, Ben Tek Siz Hepiniz, Gelicem Nerdesin, Balon Suyla da Dolar, Galvaniz Gelbiraz, Baksen Oyalama gibi nickleri kullanmayı tercih ediyor.

Büyük Ev Ablukada, kendi deyimleriyle Canavar Banavar ve Afordisman Salihins tarafından 2008 yılında saat altı gibi kurulmuş. Bass Bariton ve Bentek Sizhepiniz’le bir olup ev ortamında ilk kayıtlarını, Çukurcuma’ya bakarken yapan grup, şarkıları internette paylaşınca, bir anda binlerce kişiye ulaşmış. Derken bir gün eşe dosta konser verelim fikriyle, Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nda, Canavar Banavar ve Afordisman Salihins’in karşılıklı oturup hem çalıp, hem muhabbet ettiği “Ay Şuram Ağrıyo!” adlı akustik bir konser veriyorlar. Konser büyük ses getirince hemen ardından tıklım tıklım dolan Peyote ve İKSV Salon Konserleri geliyor. Yıllarca alınan müzik eğitimi, albüm, PR gibi etkenler olmamasına rağmen, bir anda bir salon dolusu insan hep bir ağızdan şarkılarını söylemeye başlıyor.

Şimdilerde, sıkça artan konserler, hemen hemen birbirinin aynısı olan şarkılar ile grup üretimini sürdürüyor. Biz de Arda, morrisseeserese, diardi, silverland ile birlikte İzmir’de verdikleri bir konsere gitmiştik. Dandik ses düzeni, bulunduğumuz yerin konumu, ruh halimiz, ruh halleri, kanlardaki alkol miktarı vs sebeplerle çok da hoşumuza gittiği söylenemez. Ancak konser kayıtlarını ve şarkılarını beğeniyle dinliyoruz.

Grubun konser performans videoları filan eğlenceli ancak benim en çok Berkun Oya’nın Radyo Eksen’de radyoculuk yapmadığı programdaki performansları hoşuma gidiyor. Canavar Banavar, Afordisman Salihins ve Galvaniz Gelbiraz’ın canlı performans sergilediği Görüntülü Radyo Eksen Filanı programının tamamını bu videodan izleyebilirsiniz.

Büyük Ev Ablukada – Görüntülü Radyo Eksen Filanı (1:06:42 Dakika)




Büyük Ev Ablukada – Babylon Konseri



NOT: Büyük Ev Ablukada ile ilgili daha önce de şurada bir şey paylaşmıştık.
https://mikroorganizma.wordpress.com/2011/12/06/en-cirkini-guzellerin/

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

The Passenger

Hafta sonunu karşılarken, en güzel Cuma şarkısı; I am a passenger

— Emin

 
1 Yorum

Yazan: 17/02/2012 in Muzik, Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hakan Vreskala – Her köyde bir deli var

Hakan Vreskala – Her köyde bir deli var

10 yıldır İsveç’te ikamet etmekte. İzmirli. Sokak şarkıcılığı yapmışlığı, Kürt düğününde de Süryani vaftiz töreninde de çalmışlığı, Şiwan Perver’le çalışmışlığı, ‘Duvara Karşı’ operasının müziklerini yapmışlığı var. Türkçe, Kürtçe, İsveççe söylüyor. Perküsyon delisi ve müzikal çeşitliliği epey geniş. Yeni çıkan albümü ‘Her Köyde Bir Deli Var’ın hissettirdiği şu: İsveç’te bir sürü dilde ve çeşit çeşit enstrümanla müzik yapıp, Türkiye’ye dertlenen bir adam, Hakan Vreskala. Albüme adını veren şarkıda “Hâlâ bayramda öpecek el, harçlığı kapacak zibidi varsa/ Hâlâ köy öğretmeni doğuya kitap seferberliği yapıyorsa/Derim ki her köyde bir deli var/Bu köyün delisi senle beniz/Takma, inanma, teslim olma/Yalnız değilsin umut var hâlâ…” gibi umut aşılayan sözlerle gelirken, ‘Dağılın Lan!’da “Bir kardeşim mayınlara bastı, diğerinin Tuzla’da ayağı kaydı. Ablam kottan silikoz kaptı. Dağılın lan dağılın!” diye sabırların taştığını haykırıyor.

(Bahar Çuhadar_Radikal)

— diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sezen Aksu – Kalbim Ege’de Kaldı

Sezen Aksu – Kalbim Ege’de Kaldı

Beyazıt Öztürk demişti bi programında, “Sevsin sevmesin, herkesin bi Sezen şarkısı ile hatırladığı anısı vardır şu dünyada” diye. Sanırım doğru. Hatta sanırım değil, kesinlikle doğru. Seveni bol, sevmeyeni azdır ama bi Orhan Gencebay durumu vardır Sezen Aksu’da da.. Her türlü müziği dinleyenin bi dinlemişliği vardır kendisini. Ya müziği dolanır diline, ya sözü. Bazen tebessümle oturur bazen acıyla diline..

Mehmet Barlas’ın NTV’de yayınlanan 45 Dakika programına konuktu dün akşam. Şu Mehmet Barlası da bi müzik konuşurken gülümser görüyorum ya, iyi ki müthiş bir müzik keyfi var adamın diyorum her seferinde. Haberiniz yoksa mutlaka izleyin, Oğuz Haksever’le yaptığı Makam Farkı programı da çok güzel oluyor.
Bu arada, elbette İzmir’siz bir program değildi. “145 sokakta, çiçeğe, böceğe, denize dokunarak büyüdüm ben” dediği yerde oturuyor olmak da benim keyfimdi, kimse kıskanmasın lütfen 😉

— diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Long Way From Home – Istanbul Acoustic Sessions

Fransa’da, Paris’teki sokak performanslarından oluşan La Blogotheque benzeri bir etkinlik olan Long Way From Home – Istanbul Acoustic Sessions, gönüllerde yer etmiş sanatçıların samimi tavırlar içinde İstanbul’da geçen akustik konserlerinin videolarından oluşan bir proje…

Levent Sevi, Gün Erdoğdu, Arda Funda, Ceren Yançatarol ve Yiğit Yemez ile çok sayıda eşi dostu 2010 yılı Kasım ayından beri güzel bir proje peşindeler. İstanbul’a gelen sanatçıları, önce kentin sokaklarını gezdiren ve sonra “bakın şehir yukarıdan daha güzel görünüyor” diyerek üst katlara çıkartan grup, sonra da akustik olarak şarkı çalmalarını isteyerek filme alıyor. İstanbul’a ve Boğaz’a yukarıdan bakan sanatçıların hayranlıklarını gizleyemediği projede şimdiye kadar Midlake, Melissa Auf der Maur, Oi Va Voi, Ólafur Arnalds, Easy Star All Stars, Fatima Spar und die Freedom Fries, Villagers, Touchy Mob, Piano Magic, Brazzaville, La Boétie, Nouvelle Vague, Hooverphonic, Dub FX, The Lost Fingers, Ane Brun, Wild Beasts, Red Snapper ve Milow gibi sanatçıları ağırladı. Devamını da merakla bekliyoruz.

Ane Brun – To Let Myself Go

Ane Brun’un içinde az söz çok müzik barındıran güzel şarkısı..

to let myself go / kendimi gidişatına bırakmak
to let myself flow / kendimi akışa bırakmak
is the only way of being / varolmanın tek yolu (benim için)
there’s no use telling me / boşuna aksini söyleme bana
there’s no use taking a step back / boşuna kendini geri çekme
a step back for me / benden geri 


Oi Va Voi – Every Time

Müthiş klibiyle tanıştığımız Oi Va Voi şarkısına da akustik bir klip çekmiş arkadaşlar.
Dinlenmesi tavsiyesiyle..

Ülkemize gelen yabancı müzisyenlerin İstanbul’un muhtelif yerlerinde gayet samimi bir şekilde sergiledikleri akustik performanslara aşağıdaki Long Way From Home’un Vimeo linkinden ulaşabilirsiniz. Ben bazılarını sizinle paylaştım. http://vimeo.com/longwayfromhome/videos


— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nazan Öncel – 7’n Bitirdin

Tartışılır ama, müziğimizin hakikaten “farklı” bir yönünden üfluyor Nazan Öncel.

Hayatla konuşmalarını melodik bir küfüre çevirip kulaklarımıza savurabiliyor. Çok da umursamıyor bunu yaparken..Bir beklentisi yok, biraz delikanlı, biraz umursamaz, biraz kırılgan bir tavır..
Ne olursa olsun adı, kadın, güzel anlatıyor derdini..

— silverland

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Zuhal Olcay – Ayrılık da sevdaya dahil

Zuhal Olcay’ın 2004 tarihli 9 Eylül Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde verdiği konserden “Ayrılık da Sevdaya Dahil…”

Ayrılık sevdaya dahil

açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek şkımız

Atilla İlhan

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: