RSS

Etiket arşivi: londra

Kaç 7 yıl geçti hayatınızdan?

Geçen gün kime anlattım hatırlamıyorum.. 17 yaşındaydım ilk kez yurtdışına çıktığımda. Ailede herkes fıttırı fıttırı gezmiş uçaklarla, nasıl eksikleniyorum..

Peki o zaman, dediler, gidiyorsun!
Nereye?
Kanada’ya!

Bir an bende hatlar karıştı. Yaş 17, üniversite sınavına yeni girmişim. Kafa karışık zaten, hatlar yanık. Gidilir mi gidilir. Hem de ne kadar zamanlığına, 3 aylığına. Yuh!

İlk kez yalnız bindim uçağa. Hem de ne binmek. İzmir-İstanbul, İstanbul-Londra, Londra-Toronto… Her binişte uçak biraz daha büyüyor, her aktarmada bekleme süresi biraz daha artıyor, yalnızım elin havaalanlarında. Kaçırsam etsem s.çtım. Benim “Eh öyle, idare eder..” dediğin İngilizceme ne haksızlık ediyormuşum ben meğerse, bülbül gibi şakıdığımdan haberim yoktu!:) İzmir’den Toronto’ya vardığımda aradan 17 saat geçmişti. Ortama uyum sağlama şudur budur derken 1 ayın nasıl geçtiğini anlamadım bile.

Şimdi hatırladım, bugünlerde doktora için Almanya’ya gidecek bir arkadaşımla konuşurken hatırladım bunları ben…

Elimde fotoğraf makinesi, CN Tower’ı çekeceğim. Ama o zamanlar öyle böyle değil, “dünyanın en uzun kulesi!” CNTowerAttım kendimi yere, anca kadraja sığdırdım kareyi ve o an şunu söyledim: Tanrım, şu an nerde ne yaptığımı bir sen biliyorsun, bir de ben ve bu çok güzel bir duygu!

Sonra döndüm. Ardından Ankara’ya gittim, bir yeniden başlama seansı daha, bir kaybolma hali. Elimde valizimle AŞTİ’ye indiğim an akşam nerde kalacağımı bilmiyordum. Sonra herşey oturdu zamanla yerine. 5 sene bitti de nasıl geri geldiğimi anlamadım.

Sonra bu kez yeniden İzmir’e alışma zamanı. Üniversite okumadığınız bir yerde iş bulmak çok zormuş ne kadar doğduğunuz kent olsa da. Kentlerin değişme hızı insanlarınkinden daha yüksek, asla yetişemiyorsunuz. Hele bu aralar içinde yaşarken bile ona yetişemediğimi hissediyorum… Geçti bir 10 sene daha.

Sabah sabah amma konuştum di mi.. ama sebebim var. Bu aralar kariyer nedeniyle şehir değiştiren, değiştirsem mi diye düşünen, karar veremeyen, heveslenen, yeni hayatlara gebe bir sürü arkadaşım var. Hepsi daha güzel hayatları, hayallerini gerçekleştirmeyi hak eden insanlar. Hepsi, gidecekleri yerde başarılı olacaklar. Ki bence, eğer ailenizin sağlık sorunu gibi hayati nedenlerle size ihtiyacı yoksa
(yanlarında olmanıza paha biçilemeyeceği için birşey demiyorum o kısma),
eşiniz-sevgiliniz-nişanlınızla yenilenebilmeyi paylaşabilecekseniz ama daha güzeli bekarsanız,
ruhunuzun yaşı hala yeni heyecanlara ayak uydurabilecek kadar gençse ve
bedeniniz de ona hala eşlik edebiliyorsa…

Doğum yapan annenin hayata getirdiği bebekle birlikte kendi hücrelerinin de yenilenmesi gibi bir şey bu bence. Hem yeni öğrendiğim bir bilgiye göre 7 yılda bir insanın vücudundaki bütün hücreler yenilenirmiş. Yani düşünsenize, 7 yılda bir yeni bir siz, yeni bir kendiniz. Kaç 7 yıl geçti hayatınızdan? Bir yenisine yeni bir hayatla başlamak güzel olmaz mıydı?

Diardi

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 27/09/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Stevie Wonder – You are the sunshine of my life

Stevie Wonder – You are the sunshine of my life

1974 yılında Londra Gökkuşağı Tiyatrosu’nda verdiği konserden yapılan kayıt ile Stevie Wonder’ı tanıyabilenler ayağa kalksın şimdi. “Kendilerine benden bir konser bileti hemen!” diyebilmeyi çok isterdim tabii ama nerdeeee. Ben anca konserlerin duyurusunu yaparım biliyorsunuz. 22 ödül ile Grammy’nin en fazla ödül alan ve hala yaşayan sanatçı rekoruna sahip olan Wonder, “Garanti Caz Yeşili” etkinlikleri kapsamında, 14 Eylül Cuma günü Santral İstanbul’da sevenleriyle buluşacak(mış).

Biliyorum, bir kuşak kendisini I Just Called To Say I Love You ya da Part Time Lover şarkıları ile hatırlamaktan pek de öteye geçemeyecek ama özellikle dans ve aşk şarkıları olan Wonder’ı yeniden bir hatırlamanın faydası var bence. Mesela Wonder’ın Happy Birthday adlı şarkısının özellikle Amerikan halkı için ayrı bir yeri var. Zira bu şarkı, Martin Luther King’in yaşgününün ulusal tatil ilan edilmesini isteyen bir kampanyayı canlandırmış. Wonder, 1981’de King’in yaş gününün tatil olmasını sağlayabilmek için gerçekleştirilen gösteriye ve bir sene sonraki 50 bin kişinin toplandığı gösteriye de katılarak destek vermiş.

Ha bu bilgi ne işime yarayacak diye düşünüyor olabilirsiniz şu an, yanıt: hiç. Ama olsun, insan bizim şarkıcıların sosyal sorumluluk, toplumsal olaylara olan tepkileri gibi durumları bir an kafadan tartmıyor değil yani duyunca…

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Vashti Bunyan – Train Song


Bu aralar teknolojinin geçmişte farkedemediğimiz, az daha yitireceğimiz değerleri ortaya çıkardığına şahit oluyorum. Bir televizyon markasının reklamlarında dinlediğim ve etkilendiğim müziği araştırma çabalarım,
70’ine merdiven dayamış, İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Vashti Bunyan ile tanıştırdı beni…

Hakkında çok fazla bilgi yok ancak bilinen şu ki; sanatçı Oxford Üniversitesi’ nde güzel sanatlar okumuş ve o dönemde, zamanının çoğunu şarkı yazarak geçiriyormuş hatta bu yüzden derslerde de başarısızlık göstermiş ve okuldan atılmış. Oradan ilk durağı New York olmuş ve söylediğine göre burada Bob Dylan’ın müziğini keşfetmiş. Dylan’ın etkisiyle hayatını müziğe adamaya karar vermiş ve Londra’ya döndükten sonra Rolling Stones’un menajeri Andrew Loog Oldham ile tanışmış.

1970 yılında ilk albümü “Just Another Diamond Day” i çıkaran sanatçı, albümün çok az satması üzerine cesareti kırılarak müzik kariyerini sonlandırma kararı almış. 2000’li yıllarda internette yayınlanan şarkılarıyla popüler olan Bunyan, 30 yıllık boşluğun ardından müzik kariyerinin ikinci baharında yeni şarkılar besteledi.

Şimdilerde ise bir çok yerde onun sesine rastlamak mümkün. Sadece bu şarkısı dünyanın spor ve elektronik devi 2 büyük şirketin reklamlarında kullanılıyor.

— Emin

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: