RSS

Etiket arşivi: konya

Aklımda hala rüzgarda uçuşan saçları, özgürlüğüne koşan yabani atlar…

Rivayet ederler ki, Orhan Pamuk roman yazarken 8 ila 10 editörle çalışır, yazdığı her bir sayfayı noktasını koyar koymaz editörlerine yollarmış. O editörler de parça parça metni söker, kitabın neresine, hangi bölümünün geleceğine karar verirlermiş. Ancak daha da önemlisi, Orhan Pamuk kitabını yazarken bir yandan da hangi dillere çevrileceğinin hesabını yapar, kelime seçimini bile ona göre belirlermiş. O nedenle, anlatan çevirmenin yalancısıyım, bir romanında Kars’taki bir kahveden bahsederken İngilizce’ye “cafe” olarak çevrilmesinin istediği oryantalist etkiyi vermeyeceği düşüncesi ile mekanı “çayevi” olarak tanımlamış ki “teahouse” olarak çevrilebilsin. Ya da üstün coğrafya bilgisi ile donanımlı Batılı okurların işini kolaylaştırabilmek için başka bir kitabında, yine anlatanın dediğine inanarak yazıyorum, Konya’dan “Asya’nın en Batı noktası” olarak bahsedermiş.

Tüm bunları hatırlamamın nedeni aslında sadece Mustang. Bu sene Oscar’a Fransa’nın adayı olarak gösterilen Deniz Gamze Ergüven’in filmi. Son zamanlarda izlediğim, aklımda günler sonra hala kareleri ile kalan tek film oldu. Ergüven de elbette filmin hangi festivallere yollanacağı, dünya çapında anlaşılabilir olması ihtiyacı ile Amerika’da doğaya salınan ve zaman içinde yabanileşen sahipsiz atlara verilen Mustang ismini koymuş filmine. Benimse aklım hep bozkırın Yılkı atlarında kaldı. Yılmaz Güney’in Yol’undan sonra Fransa’da en fazla izlenen Türk filmi olduğunu düşünürsek Ergüven’in stratejisi kesinlikle işlemişe benziyor. Ancak film o kadar iyi işlenmiş ki Mustang-Yılkı atı ikilemine takılmak yazık olur.

Filmin, özellikler kızkardeşi olanların, kızkarderşi ile birlikte şişen, oynayan, sıkılan, sıkıntıdan yeni oyunlar bulan, isyan eden, boyun eğenlerin anlayacağı inanılmaz bir dili var. Anlattıkları ise hep bilindik hikayeler… Güneş Nezihe Şensoy, Doğa Zeynep Doğuşlu, Elit İşcan, Tuğba Sunguroğlu ve İlayda Akdoğan oynamamış. Sanırım daha doğal olamazlardı.

Aklımda hala rüzgarda uçuşan saçları,
özgürlüğüne koşan yabani atlar…

Diardi

yilki

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Dayanıklı milletiz vesselam!

Türklere bir şey pazarlamak istiyorsanız, içinde ağlak zırlak bir şeylerin mutlaka olması gerek. Yoksa boşa gider o paralar. 
 
Ferzan Özpetek ile son filmi “Kemerlerinizi Bağlayınız” hakkında Hürriyet için yapılan röportajda tırnak içinde verilmiş: gözyaşlarına boğulabilirsiniz! Bir de, son nefesini Türkiye’de verip hatta Mevlana’ya yakın, Konya’da bir yere gömülmek istediğini açıklamış Farid Farjad. Ve sanıyorum öğünülerek belirtilmiş, sadece Türkiye’de “Kemanı ağlatan adam” olarak tanımlanıyor, diye. 
 
Halimiz duman. Her sabah yeni bir skandal.. atasözümüz bile var “Gülüyoruz ağlanacak halimize” diye ama hala eğer bize “pazarlanacaksa” bir şey, temel satış noktası ağlamak! Çocuğunu “eşşoğlu eşşek” diye severek küfürü normalleştir, pazarlama stratejisi olarak gözyaşlarını kullan, ağlamayı normalleştir. Ne dayanıklı milletmişiz, hala yaşayabiliyoruz bu psikolojiyle!
Diardiöfke
 
Yorum yapın

Yazan: 28/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: