RSS

Etiket arşivi: Gönül

Hüzün… – Hatırla Sevgili

Bir baş ağrısı gibi yapıştı kaldı hüzün…

Hüzün, ne sihirli bir kelimedir… Mesela sorsanız hüznün anlamını, “üzüntü” derler çoğunlukla… Ama her üzüntü hüzün değildir. Hüzün, hazan gibidir… Sonbahara benzer… Söylenişi bile başkadır. İçinde hüzün kelimesi geçen şarkılar, şiirler daha bir anlamlıdır… Bir acıya hüzün duymazsınız mesela, daha geneldir. Ruh halidir… Hani demiş ya şair, “hüzün insanlığınla doğru orantılıdır, hüznün artarsa, artar karatın”… İşte böyledir hüzün…

Yanlış anlaşılmasın… Yüzü sürekli asık, gülmek bilmez, şikayette sınır tanımayan kişiler hüznün yanından bile geçemez; çünkü hüzün, bir şekle girmez… Olgunluktur… Kalbi ve ruhi hayat mertebelerini tırmandırır, elinden tutar, kanatlandırır hatta…

Aşkın ne anlama geldiğini bilenler içindir hüzün… Aslında “gönül” gibidir… Tarif etmenizi isteseler gönlü de tarif edemezsiniz… Kalp deseniz olmaz, yürek deseniz tutmaz… Ele gelmez, vücut bulmaz… İşte böyledir hüzün… Ama bilir misiniz? Hüzündeki lezzet hiçbir şeyde yoktur… Hüznü bilenler, hüznü terk edemezler… Derman bulmak, kurtulmak istemezler… Adeta, hüzün olmadan huzur bulamazlar… Yaşayın hüznü, daha çok yaşayın…

Şburcu

 
Yorum yapın

Yazan: 24/01/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Yolcu ve Hancılara dair…

Bunca zaman içinde gitmek her daim benim istediğim oldu kalmak değil. Neden sonra fark ettim. Ben bir yerlere ayrılamayacak kadar hancıyım. Demem o ki nereye gidersem gideyim ben hancı olabiliyorum yalnızca yolcu değil. Heybesini sırtına alıp uzak memleketlerde gördüklerini bilincine yazıp, uzun yolculuk hikâyeleri anlatacak adam değilim ben. Her daim bir hanın içinde gelip geçen yolcuları izleyecek olanım ben. Ötesi değil. Nereye gidersem gideyim hanlar kurarım yolcular için. Bu öyle büyük burunlukla yapılacak bir şey değildir ama. Gelen yolcuları kabul etmek için önce yolcu beklemeyi öğrenirsin. Uzak yollardan gelen yolcuları tekrar gelebilsinler diye güler yüzle karşılarsın. Nereden geldiklerinin de nereye gideceklerinin de önemi yoktur. Yolcudur çünkü onlar kendi yolunda. Alt tarafı bir dinleniş ya da bir durak olduğunu unutmazsın. Seferi hikâyeleri içinde pek fazla yerin olmayacağını bilirsin. Onların hayatında bir şey ifade etmeden onları izleme, onları gözetleme geride bıraktıklarını toplayıp düzenleme imkânı verdikleri için seversin hancı olmayı, yolcuları ağırlamayı, onlar seni sevdiğin için değil. Bir çıkarın yoktur hayatta hancı olmakla. Yerin yurdun bellidir en fazla ama yolcu hikâyeleri karşılığında yatacak yeri, giderken geride bıraktıkları anıları içinse yemeği verirsin yolculara.

Onlara kıyasla şanslı olduğun tarafta vardır şansız olduğun tarafta. Bir ömrün içindeki yolculuktur onlarınki. Gitme emri için kuzey rüzgârının saçlarını savurması yeter. Habis bir virüs gibi sarar keşfetme isteği yolcuları. Doğdukları yeri geride bıraktıklarından beri gitmek istedikleri bir yer hep olacaktır. Yurt ettikleri yer sırt çantasına sığdırabildikleri kadarıdır. Yurtsuz olmak ille de nerde noktayı koyacaklarını bilmemek onları maceradan maceraya sürükler. Konakladıkları yerlerde geniş halkalar kurulur etraflarında. Ağızlarından çıkan hikâyeleri pür dikkat dinleyenlere, uzak diyarların hikâyelerini  dilleri döndüğünce anlatırlar. Her hikâyede dalar gözleri uzağa. Ne eksik ne fazla anlatma telaşı içinde saklamak istediklerini es geçerek anlatırlar uzak diyarların hikâyelerini…

*Metin Yolcu – Hancı ikilemi Kısa Hikayeler – Kiper’den alıntıdır.

– morrisseeserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: