RSS

Etiket arşivi: git

Google’dan şarkı tuttum

 

“elimden bir şey gelmez” yazıp google da arama yapsam!!!!

 Elimden bir şey gelmezken, google dan bir şey gelir mi? Benden bir şey olmazken, ekrandaki bir dikdörtgene bir iki sözcük yazmak…Ondan medet ummak…

“Elimden bir şey gelmez” başlıklı bi tartışma açsam sanal forumlarda, yazsa insanlar ellerindekileri, ellerinde olmayanları, olmasını istediklerini, olsa nasıl olacaklarını ya da nasıl olacaklarını sandıklarını..

 Çok karmaşık..Dünya,aslında daha basit olmalıydı.. Olmadı..Dünyayı aslında, daha basit algılamalıydım.

 ..Cam bardakta su gibi, bi demlik çay, simit peynir gibi, uzun bir sahil yolu, ağaçlı dik bi yokuş, amaçsızca çıkılmış, kısa bir tatil, bi t-shirt bi kot gibi…düğüm olmuş bi çamaşır ipi, düğmeleri eksik bi gömlek, buruşuk çarşaf, kurumuş ekmek gibi basit..freedom

 Hafıza; acımasız bi dost. unutkanlar…Şanslılar mı, yoksa unutmak zamana verilen en büyük ceza mı?

 Zaman; ilaç mı gerçekten? Gerçek ne ola ki?? Basitlikte midir cidden bu sorunun yanıtı? İşte bak bunu yanıtlamak, “gerçekten” elimden gelmez. Ama basitlik yetmez bazen onu iyi bilirim…İnsan, uğraşmak ister dünyasıyla.. Elinden dahası gelsin ister..Bi misilleme, bi meydan okuma ister ..İnsan işte, ister..

 En uğraşılası olanı “aşk” dediğimizdir. Kiminin maraziyeti kiminin ilacı kiminin yarası…Ama en yakışanı..Kabul bulanı…Hadi bundan başlayalım;

 Bi şiir gözlü kadın, bi şiir sözlü adam lazım her insanın hikayesine..

Yeminler etmeli şimdi, hiç olmadığı kadar kederliyken, hiç olmadığı kadar yürekli olmalı…Peşinden başka kıtalara, başka evlere taşınmalı pek sevgili sevdiceğin. Gelincik tarlalarında koşturmalı, baharın peşinden koşar gibi. Kendi kendine yama yapmalı yeni bir aşkla…Aşk kapamalı eskilerden kalma açıkları, merhem olmalı sıyrıklarına..

Bi süre görmezden gelinebilir eski kırıklıklar, bir süre de olsa, hepsi gelip geçmiş, dünya masalmış gibi…Bir şarkıya kaptırıp gitmeli, sözleri bütün gün ağzında gevelemeli, anlamsız yere aklında bir nakarat, olur olmaz yerde şarkı söylemeli.

Aslında en iyisi, samimi, zarif bir Erol Evgin şarkısı dinlemeli. Eski zamanların en sade, en kırılgan, en temiz aşklarından gelmeli sözleri..Ne kadar da incelermiş demeli insanlar o zamanlar.. Ansızın yoluna, eski zaman aşıkları çıkmalı. Filiz Akın, Ayhan Işık falan. Fonda, Aşıklar Tepesi’nden Boğaziçi manzarası ya da Bayraklı’dan İzmir Körfezi, Hisar, Pier Loti kahvesi, sessiz, kimsesiz, senede bir gün gibi, mekan farkeder mi?? Boyut değiştirmelisin birdenbire, sözlerin, hareketlerin değişmeli, daha bir eski zamanlardan olmalısın..Onsuz hayat boş bir virane olmalı, tüm bir yaşam boyunca sevmeye yürekli, umutlu aştan yana durmalı, meyhaneler yetmemeli aşkının coşkusundan insana..Unutmamak üzere çöllerde dolaşan bir Mecnun gibi olmalı ki ayrılık insanı divane etmeli…En sonu isyanla bitmemeli yüreğine basa basa geçen duyguların, öfkeli sokaklara dalmamalısın, “Tanrım, ben bu dünyaya alışamadım” demekle yetinebilmelisin gözyaşlarını içine akıtarak..Bağırıp çağırmadan, ah etmeden, kötü söz söylemeden, içinde büyüttüğün çiçeklere kıymadan..Efendi gibi, acını alıp, bi kenara çekilip, kül olmalısın bi Sezen şarkısıyla. “İste, yeminler ederim aşka” demelisin, deli kızın türküsünü söylemeli saçların, dağılmalısın çünkü aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk..Hem, aşkları da vururlar bilirsin, şarkıya şiir olur. Esas olan şu saniyedir, ne yaptıysa yapmıştır herşey affedilir, git..mesin…gelsin…bu gece gelsin, isterse yeniden gitsin, ne varsa verdiğin, alsın götürsün…bile bile her şeyin bittiğini hem de..büyü bozulur sonra..sonra vazgeçmelisin hiç tanımadığın, bilmediğin ellerinden o yarin..birgün eski aşklara selam bile gönderilebileceğini düşünüp su serpersin yüreğine..yaparsın…ne olursa olsun zamanın geçtiği bilgisidir hayat kurtaran…içten içe bilirsin..unutmak da olmasa insanın özünde..ölürsün..anne karnını bile unuttuğunu düşünürsün ki bu da unutulur, inanırsın. çünkü inanmadan yaşayamazsın tüm faniler gibi. bu da geçer…daha öncekiler gibi dersin…geçer mi? Geçer mi geçer..Farkındasındır artık, bu kızı yeniden büyütmenin, değirmenlerde öğütmenin vaktidir..İçindeki küçük kızın elleri kayar ellerinden, gidersin, bütün aşklar yüreğinde, ayakların geri geri…bi rumeli havası tutturursun, saat sabaha karşı 3’tür. o gün işte..ölürsün sanki, ilk öldüğün gün, o gündür… Aylardan Ekim’dir. Bi sandalye kadardır uzayda kapladığın alan, dört top olmuşsundur. Karnındadır tüm dünyanın sancısı..Vedalaşırsın, içinle, bi sabah uyanırsın..sende hiç “iç” kalmamıştır..

Zaman gelir zaman geçer sonra, küllerinden yeniden doğman gereklidir, Ajda’dan “yeniden başlasın” la ama bu kez yarım kalmasın diye, kalbinin aklıyla, daha korkusuz, daha bilerek,…Hatta “bitti” dersin, buraya kadarmış, unuttum bile, avutursun kendini, en kötü sigaraya yeniden başlarsın, bol bol alışveriş yapar, çantanı kapıp sıkça seyahat edersin..kimseye içten gülemezsin çünkü derinden dinleyemezsin bir süre..nereye bastığını, nerede yürüdüğünü anlamazsın..günler akar geçer…bir bakmışsın yeni bir film için, başka bir sinema salonunda, belki daha boyutlu bir perdenin önünde, iki koltukta yanyana oturmuşsun….. Belki o zaman..Umarım..Google’a eklersin “elimden bir şey gelir mi” nin yanıtını.. Hatta “şansımı denemek istiyorum” butonundan”elimden yaşamak gelir” çıkar..Kim bilir…

 Nisan-Mayıs’08

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 05/02/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Geçmiş Güzel Günler

Etrafımdaki herkes belli bir yaş aralığında dağılınca ortak dilden daha kolay ortak müziği bulmak. Kimi zaman serenatlar yaparken hatta içindeyken Sertab Erener’in çıkış şarkısı gibi hissederiz çoğunlukla. Neydi o hatırlar mısınız?

Sonra aradan zaman geçer bir süre sonra iki kişinin ilişkisi nihayete erince birbirlerine genelde yine benzer nidalarla yaklaşırdı etrafındakiler. Günümüzde bu şarkı türüne “Atarlı / Giderli” ya da “Demet Akalın” tarzı şarkılar deniyor. Bu şarkıların atası işte “ayar veren” ilk popüler kültür şarkımız!. Gerçi o da bir dönem klipten anlaşılacağı üzere askeri vesayet altındaymış. İleri demokrasiye geçince atardaki çeşitlilik arttı.

Sonrasında geçmişinize bakar ve sorgularsınız bir an. Gerçekten bütün bu çevreden gelip geçtikten sonra bu ana ya da bu davranışa mı dönüştürdü hayat beni diye. Nutkunuz tutulur. Kişisel normalleşme süreciniz proses hatası nedeniyle hasarlı gerçekleşmiştir. Her şey size “normal” görünür.

Bu hastalıklı bir durumdur. İster istemez ilk çıkışlarını lüks semtlerin evden bozma polikliniklerinde yapan Türk Psikiyatrlar Derneğinin üyelerinden birinin kapısını çalarsınız. Ağzınızdaki lakırdı artık itiraf karinesi taşır, masumiyetini yitirmiştir.

Doktor noktayı koyacaktır. Her durumda yapılacak en iyi ikinci şeyi yapıp sizi başından atacak ve kendisi de sürekli yakındığı sevgilisinin yanında alacaktır soluğu. Psikiyatr bile olsa gidecek bir evi kaçacak bir deliği ve hatta düzenlenmesi gereken bir hayatı vardır. Bütün gün “arabeskten olma, batıdan prematüre doğma bu şarkı tadında hikayelerden sonra kulaklarını temizlemek isteyecek ve pek tabi ki güne Wagner’den bir eser ile son verecektir. Ta ki ertesi gün aynı kakafoniye başka bir yerden bakmayı öğrenene kadar. Tabii “Wagner ile Magner ile bu iş olmaz, ömür boyu sürecek bir uğraş bulmak lazım. En  münasip yeri nerededir bu ömür boyu sürecek uğraşın? Bilen var mıdır acep?” cümlesi ile durumu kronikleşene kadar.

– Morrisse Eserese

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: