RSS

Etiket arşivi: gazeteci

Mehmet Erdem – Hakim Bey

İnsanın arkadaşlarının güzel şeyler yapması ne mutlu derken, paylaşacak yeni güzel bir haber daha aldım. Benim İzmir’de çömezlik günlerinde tanışma olanağı bulduğum, İzmir piyasasını hatmedip başarısını İstanbul’a taşımış bir arkadaşımdan geldi bu kez de haber. Tanıdığım en güler yüzlü, en saygılı, en şeker, sohbet etmesi insanı mutlu eden insanlardan biri olan Fox TV Muhabiri Lokman Dağ ve arkadaşı Vatan Gazetesi Polis Muhabiri Savaş Akın, eğlenceli ve sıradışı bir kitaba imza attı. “Tape’den Kodese/Sus Ulan Polis Dinliyor” için birşey söylemeye gerek yok ama ben tanıyacağınız ünlü isimlerin yorumlarını eklemeden edemedim.
Ellerine sağlık, nice başarılı işlerine…

– diardi

“Ayşe Arman, sevgili Yılmaz Özdil’le röportaj yaparken benim televizyonculuğumu soruyor. Yılmaz da ‘Uğur Dündar televizyonculuğun ZEUS’udur’ diyor. Röportajın yayınlanmasından sonra bazı yakın dostlarım bu tanımı kullanıp, bana takılmaya başladılar. Ben de şakayı sevdiğim için aldırmadım.

Bunlardan biri de sevgili Nedim Şener’di.

Sık sık telefonla konuştuğumuz günlerin birinde Nedim aradığında ‘Nasılsın Zeus?’ dedi.

Ben de şakayı devam ettirerek ‘Sağol Apollon sen nasılsın?’ diye cevap verdim. …

Nedim’in telefonda bana hitap ederken kullandığı ‘ZEUS’ tapelere ‘deyyus’ olarak geçmiş! Güler misin, ağlar mısın? …”

Uğur Dündar

“Elinizdeki kitap, ülkemizde çok acı ve üzücü anıları akla getiren ‘telefon dinleme’ olayına farklı bir boyut getiriyor. Yasal dinlemelerle suç örgütlerinin karanlık ilişkileri ortaya çıkarılırken, okuyucunun gülmekten kendini alamayacağı sahneler, diyaloglar sergileniyor. Telefonlarının dinlendiğini bilen kişilerin, buna bir önlem olarak, kısık sesle konuşmaları gibi mizah tonu yüksek yaşanmışlıklara yer veriliyor. Böyle bir kitap insanların düşgücünden değil ancak hayatın içinden kaynaklanabilirdi. Çünkü hayat, düşgücünden daha zengin.

Kitabı okudukça bana hak vereceksiniz.”

Zülfü Livaneli

“Gazetecilik için ‘objektif’ meslek denir. Halbuki, fotoğraf makinesi’nden ibaret değildir. Telefon ahizesi’dir aynı zamanda… Çünkü, gördüklerimiz bazen flu olabilir ama, duyduklarımız her zaman nettir.

Türkiye gerçeğini kulak’tan anlamamızı sağlayan, kahkahalarla okuyacağınız bir kitap bu.”

Yılmaz Özdil

“Muhabir; günlük düşünür, günlük üretir… Habercilikte; özelllikle de televizyon haberciliğinde ne yazık ki dün yoktur bugün vardır. Ancak kanımca hayata not düşmek de gerekir. Genç ve yetenekli televizyon muhabirlerinin yazdıkları kitaplar beni çok mutlu ediyor. Aynı çatı altında çalış- tığım genç ve yetenekli haberci Lokman Dağ ve arkadaşı Savaş Akın, uydudan uçup gitmemesi gereken bilgileri damıtarak kitaplaştırdı. Okuyunca iyi de ettiğini gördüm… Sanırım siz diğer okuyucular da göreceksiniz ve de tebessümle okuyacaksınız.”

Doğan Şentürk

“Telefon dinlemelerinin perde arkasında yaşananlar fıkra gibi olabiliyormuş. Okurken bu kadar da olmaz diyeceğimiz, tam bir durum komedisinin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Hızlı akan hayatın içinde size farklı duygular yaşatan eğlenceli bir kitap…”

Burak Özçivit

“Ben hep kulakmisafiri oldum. Hiç telekulak misafiri olmamıştım. Size okuyunca ne olur bilmem ama, benim gülmekten ömrüm uzadı kesin… ”

Gupse Özay

 
1 Yorum

Yazan: 08/11/2012 in Muzik, Türkçe Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İlham Gencer-Bak Bir Varmış Bir Yokmuş

Anlatmış mıydım şimdi hatırlayamıyorum… Lisede bir arkadaşım bana Bagok’tan Gabar’a 26 gün kitabını getirmişti. Terör örgütü tarafından kaçırılan 3 gazetecinin dağlarda gezdirilerek saklandığı 26 günü anlatıyordu kitap. Utku Lomlu.. O zamandan belliydi başka biri olduğu. Farklı bir adam olacağı ilerde. Bizim tayfanın eline almadığı kitapları okur, defterlerime şiirler yazar, uzun uzun konuşurduk. Liseden sonra koptuk tabii. Ben Ankara’ya gittim, O İstanbul’da felsefe okuyormuş diye duydum sonra.

(Yıllar sonra gazeteci oldum. Bir akşam, şu an Habertürk’ün Fotoğraf Editörlüğünü yapan, fotoğrafın Türkiye’deki en başarılı isimlerinden biri, Fatih Sarıbaş İstanbul’dan gelmiş, Miko’da birşeyler içip çene yapıyoruz. Muhabbet nerden açıldıysa, bu kitaptan bahsettim. Ben taaa lisedeyken böyle böyle bir kitap okumuştum, diye. Fatih yüzüme baktı ve “O gazetecilerden biri benim” dedi. Yaşadığım şoku anlatmamın imkanı var mı, bilemiyorum.)

Yeni okumaya başladığım kitapların kapak tasarımcısına ve yayınevine bakmak alışkanlığı ile Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası kitabını elime aldığımda yeniden karşılaştım Utku’yla. Everest’te çalışıyordu ve fena bir kapak tasarımcısı olmuştu. Sonra şöyle bir interneti karıştırayım derken yaptığı bir sürü güzel işle karşılaştım. Mail attım, hemen yanıt geldi 🙂 Demokrat Radyo, felsefe, editörlük derken, tasarımcı olmaya karar vermiş. Aldığı ödüller, yaptığı birbirinde güzel tasarımlar da cabası. Ama benim için en gülümseteni, AKUT’un köpek eğitimcilerinden biri olması!

Bugün nerden aklıma geldiyse yine bir sitesine girip bakayım dedim. İyi ki de bakmışım. Tasarımları arasında yer alan Naim Dilmener’in Bak Bir Varmış Bir Yokmuş kitabına denk geldim bu sefer de. En kısa zamanda alınacak ve okunacaklar arasındaki yerini aldı tabii. Nasıl yetişeceksem ben bu okunacaklara? Zira elimde şu an yine kapak tasarımını Utku’nun yaptığı Ayşe Kulin’in dörtlemesinin üçüncü kitabı var. Ne mutlu bana, arkadaşlarım güzel güzel işler yapsın, ben onlar ile mutlu olayım 🙂

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Uğur Mumcu Anısına – Selda Bağcan – Uğurlar olsun

İlk kez, okumaya yeni başladığım dönemde, evin kütüphanesinin özel bir köşesinde tanıştım onunla. Üzerinde kendi el yazısıyla “Emin’in 12’inci gününde”, “Emin’in 25’inci gününde”, “Emin’in 45’inci gününde” diye yazan notlar okumuştum kitapların ilk sayfasında.. Sakıncalı Piyade, Söz Meclisten İçeri, Bir Pulsuz Dilekçe ve daha nicelerinde, ıslak imzalı “Büyüyünce okuması dileğiyle.. Uğur Mumcu amcasından sevgilerle” temennisi vardı.

Uğur amca, 24 Ocak 1993’te -halen kimliği belirlenemeyen kişilerce- katledildiğinde 11 yaşındaydım. Babamın Pazar sabahı karlı Ankara’ya, koşarak gidişini hatırlıyorum. Bu şarkıyı da o zaman duymuştum.

O zamana kadar ne imzalı kitapları ne de 1975’te yazdığı “Sesleniş”i okuyabilmiştim. Yıllar sonra bizimkiler evin kütüphanesini bir köye bağışlama kararı aldığında, tüm kolileri açıp, o kitapların da içlerinde olup olmadığını kontrol etmiş, annemin henüz okumadığım o kitapları benim için ayırdığını görünce sevinmiştim.

Ortaokul yıllarında gazeteci olmaya karar verip, lise 1’inci sınıfta bu mesleğe başlamam da Uğur Mumcu ve imzalı kitaplarının etkisi olduğunu düşünüyorum. O yüzden hiç tanımasam da, bilmesem de, yeni doğmuş çocuğa mektupları nedeniyle 24 Ocak’larda üzülür ve bu şarkıyı dinlerim. Uğurlar olsun..

Selda Bağcan – Uğurlar Olsun

 

— Emin

—————————————————————-

 

1993… Yağmurlu bir Pazar günüydü. Sığacık’ta bi balıkçı kahvesine sığınmıştık öğleden sonra. Tepedeki televizyon bir patlama haberini veriyordu. 14 yaşındaydım. İlk ölümdü benim için. Sonra mitingler yapıldı sokaklarda, ne demek olduğun tam da algılayamadığım bir dolu kavram için sesimizi yükselttik anne ve babamla. İyi bir gazeteci vardı, doğru şeyler söylüyordu, iyi şeyler istiyordu, kötü adamların kovanına çomak sokmuştu.. ölmüştü.

1999… Siyaset Bilimi dersinin kapısında salaklanıyoruz. Çok da geç kalma huyu yoktur ama bugün bi türlü gelmedi. Sonra bi haber, bi patlama, evinin önünde… Beynimdeki uğultu sustuğunda iki gün geçmişti. Bugün hala her yerde bize öğrettiklerini onun sesinden ama başkalarının ağzından duyuyorum.

Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı başta olmak üzere tüm yitirdiklerimize sevgilerle…

— diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: