RSS

Etiket arşivi: fırça yemek

Anne fırçasına paha biçilemez!

Yaklaşık 5 ay önce işsiz kaldım. Hem de ne işsiz kalmak. İşsiz kaldığımın haberini televizyondan aldım. Evde ustalar falan var, kalabalık ortalık.. Önce algılayamadım ne olduğu, sonra telefonlar çalmaya başladı. Geçmiş olsun demek için arayanlar, bilgi almak için arayanlar, bundan sonra ne halt edeceğiz diye soranlar. Bilmiyorum ki cevap vereyim. Ama hissettiğim bir şey var, bende tansiyon saatler geçtikçe yükseliyor ve beynim karıncalanmaya başlıyor. Arda bana bakıyor, ablamda ne diyeceğini bilemeyen bi yüz… Anneme baktım, mutfakta meyve soyuyor sakin sakin. Ustalar çay içer miymiş falan. Bende bi şafak attı! “Anne ya” dedim, “Ben işsiz kaldım. Farkında mısın?!” Annem işte, senelerin tecrübesi kadın. İlk önce isyanımı anlamayarak baktı yüzüme, sonra sakin sakin, her bir kelimenin arasından ömrünün kareleri geçerek, “Anaya yavrusu ağır gelmezmiş çocuğum. Bu da geçer, ben hiç üzülmedim. Allah daha güzel bir kapı açar” dedi.

Hayatım boyunca annemden hep tokat gibi fırçalar yedim ben. Ama ne güzel fırçalar…

?????????????

Üniversitedeyim. Ayın başı öğrenim kredisi yatmış, üstüne ne rakılar içilmiş. Ayın 15’i geçmiş, memur ailesi çocuğunun parası bitmiş. Ankesörlü telefon sırasında yüz saat bekledikten sonra hoş beş konuşurken annemle “Paran var mı senin?” diye soruverdi. Var canım, gak guk ederken yediremedim tabii.. “Diardi, ben seni doğururken hayatın boyunca olacak bütün ihtiyaçlarını hesapladım çocuğum” dedi. Kaldım mı şap gibi.

Doğru, hala annem bakıyor hepimize. Her şeyimize aklının yettiğince, kalbinin erdiğince, imkanının elverdiğince koşuyor deli gibi. Biz ne kadar karşılığını verebiliyoruz, bilemiyorum. Ama umarım az da olsa becerebiliyoruzdur.

Fırçaların hiç kesilmesin annem olur mu?

Diardi

 
 

Etiketler: , , ,

Söylemesem olmaz…

Televizyonda sucuk reklamı gördüğümde bile sinir olurum ben. Görüp de yiyemeyecek olan, canı çeken çocuklar gelir aklıma. O yüzden de böyle özel günlerden de pek hoşlanmam aslında. Gidip de sarılamayanlar var, ötesi var mı! Ama yazmasam olmaz diye düşündüm. Söylemesem olmaz. Şanslıyım, bizde bağıra bağıra söylenir herkese sevdiğiniz ya, anısı kalsın istedim sanırım bir de.
Geçen gün ablamla konuşuyorduk, her kim ki bir ruhsal probleme sahip mutlaka dönüp bir annesine, annesi ile ilişkilerine bakması gerekiyor. Oradaki sorunu bulup çözdükten sonra her kişisel sorun için bir çözüm üretilebiliyor. O yüzden boşuna demiyor psikologlar, “Lütfen yatın ve bana biraz çocukluğunuzdan bahsedin…”
Üniversite yıllarım anne-çocuk ilişkisi için çok öğretici olmuş, şimdi dönüp baktığımda anlıyorum… Hovardalığım yüzünden paramın erkenpenguin
su çektiği, bankamatik başında kıvrandığım, telefonda çaktırmayacağım diye tek ayak üstünde on taklalar attığım bir gün annem tabii ki çöt diye durumu anlatı ve “Ben seni doğururken, hayatın boyunca neye ihtiyacın olacağını ve tüm ihtiyaçlarını karşılayacağımı hesapladım ve seni öyle dünyaya getirdim. O yüzden bana her zaman neye ihtiyacın olursa olsun söyle!” Hayatta yediğim en güzel fırçaydı! Ve asla aklımdan çıkarmama izin vermediği bir sözü daha vardır: “Hayatta, sana kızacağım en kötü şeyi yapmış olsan da, gelip benim kapımı çalacaksın. Dünyayı karşıma alırım ama seni kimsenin kırmasına izin vermem!” Hakikaten de hiçbir zaman izin vermedi, iyi ki…
Annenizle ilişkiniz nasıl(dı) ya da benim kadar şanslı mısınız bilmiyorum. Umarım öylesinizdir. Bir yerde okumuştum, “Ölümler en çok, ona söylenmeden/söyleyemeden kalan sözler nedeni ile acı verirler insana” diye… Eğer şansınız varsa, hiç durmayın. Aranızda her ne olmuş olursa olsun fark etmez. Boynuna sarılın, göğsünüze başınızı koyun ve onu çok sevdiğinizi söyleyin. Bunu fiziksel olarak yapmanız da şart değil. O sizi zaten duyar her nerede olursa olsun. 
Annem, içimin gülen yüzü, iyi ki varsın. Seni çok seviyorum!
Diardi
 
Yorum yapın

Yazan: 10/05/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: