RSS

Etiket arşivi: fikret

Mor ve ötesi – Bir Derdim Var

Sizin en iyi yol albümünüz hangisi? Benimki bu aralar Dünya Yalan Söylüyor. Ajda pekkan’ın Yaz Yaz Yaz şarkısını cover’ladıklarından beri tanıdığım Mor ve Ötesi’nin bence Dünya Yalan Söylüyor’dan daha öte bir albümü olmadı şimdiye kadar. Hele araba kullanmayı sevenler beni daha iyi anlayacaklardı. Yol ve müzik arasındaki uyum sizin hızınızdan başlar ve kan basıncınıza kadar herşeyi etkiler.

Tabii Bir Derdim Var’ı duyup da beğenmeyen, bilip de sevmeyen, sevip de söylemeden geçebilen görmedim. Büyüsü nedir bilmiyorum ama 2004’te ilk dinlediğim günü hatırlıyorum (Haber merkezinin şey içi kadar televizyonu ve gri koridorları), hala bana aynı keyfi veriyor. Sanıyorum Çağan Irmak’la beni ilk tanıştıran film Mustafa Hakkında Herşey’in müzikleri arasında yer alan şarkıyı bir de Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Başak Köklükaya’nın performansı eşliğinde dinlemenizde de kesinlikle fayda var derim.

 

 

Mustafa hakkında her şey filmi eşliğinde..

Diardi

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fikret Kızılok – Bir harmanım bu akşam

Fikret Kızılok – Bir harmanım bu akşam

EYLÜL’ÜN SESİYLE

Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustosa çekildi, eylülün sesi
Birazdan konuşacak
“Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.”

Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
Yosunların kapılara usulca
Tırmanıp yerleştiği
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.

Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
Eylül ki, sorabilir mi
Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.

Dahası
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek
Bir boşluğu giyinmek mi olur
Olsun
İşte karşınızda ekimin sesi
Kasımın sesi sonra
Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-
Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.

Her şey o kadar dokunaklı ki
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
Dağınık, renksiz bir mozaik gibiysem
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.

Sonra bir kır kahvesi kendini okurken
Masaları toplanmış, bardakları toplanmış
Tam kendini okurken
Derim ki bir semti iyi tanımak kadar
İyi tanımalı dünyayı
Açın radyolarınızı: eylülün sesi
Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.

Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-
Gözlerimiz tozlanmış, kirli
Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi
Sıkılmak iyi baylar
Biz hazır tuttukça böyle
İçi yangından alev alev
Dışı buz tutmuş kalplerimizi.

Edepli adam Edip Cansever’den..Bazen herhangi bir mevsimde, baharın ortasında ya da karakışta..bir Eylül hüznü gelir oturur şuramıza..bir yandan da huzur veren bir hüzündür..Anlam verilmez..Böyle bir harman olmuşuzdur, bir derman bulunamaz sanki..İşte tam o anda,,,Fikret Kızılok yetişir..Çocukluk tınıları..Huzurlu dakikalara sığınırız..Bİr dahaki Eylül hissiyatına kadar, geçer…Herşey gibi…

– silverland

 
2 Yorum

Yazan: 23/03/2012 in Muzik, Türkçe Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fikret Kızılok – Uyku Kardeşim

Kendimi bildim bileli uyku ile pek aram yoktur, geceyi severim. Herkes uykudayken sakin sakin çalışmak hep daha çok hoşuma gitmiştir. Gece muhabirliği döneminde güzeldi. Ancak erken kalkmanın mecburiyetten olduğu dönemlerde bu alışkanlığı sürdürmek çok da kolay olmuyor. Ama kendime göre bir taktikle onu da çözdüm. Normalde her gece en erken 2 gibi yatıp, sabah ise en geç 7’de uyanıyorum. 5 saatlik bir uyku bana yetiyor, bir sorun yaşamıyorum. Vücudun yorulduğunu hissettiğim dönemlerde ise stand by yöntemini kullanıyorum. Bir gece erkenden yatıp, stok yapıp, 1 ay boyunca maksimum 5 saat uykuyu sürdürüyorum.

Yıllar önce Erdal Demirkıran gece baskısında yazmış; “Sadece Aptallar Sekiz Saat Uyur” diye.. Günde 8 saat uyumanın 60 senelik bir ömrün üçte biri olan 20 senelik bir zamanı kapladığı ve günde 4 saat uyuyarak 10 sene fazladan yaşanabileceğini çeşitli örneklerle anlatan bu kitap çok hoşuma gitmişti. Masalsı bir anlatımı olan kitap, başlarda zamana yolculuk yaparak, bugün ‘önemli adamlar’ diye andığımız tarihi şahsiyetlerin yaşamlarına daha doğrusu çalışma ve uyuma alışkanlıklarına değiniyor. Ardından kendine hedef belirleme ve bu hedefler doğrultusunda zamanı programlamak ile ilgili taktiklere yer veriyor.

Bu tür kitaplarla aram iyi olmamasına rağmen 14 yaş çocuklarının anlayabileceği sadelikle, 60 sene yaşadığını düşün. Bunun 20 yılını uyuyarak geçiriyorsun mesajının net verildiği bir kitaptı ve çok mantıklı gelmişti.

Pazartesi sabahı karanlık İzmir havasında gözlerini açamayan ve Fikret Kızılok’tan Uyku Kardeşim Ver Elini diyen dostlara tavsiyedir…

Aklı başında olan hiçbir insan,
ömrünün üçte birini yatağa bağışlamaz..
Erdal DEMİRKIRAN
— Emin

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: