RSS

Etiket arşivi: eserese

Duvar

lemurHafta sonu kalkar o duvarlar. Herkes için her şey mümkün olur bir anda. Ne de olsa hayat ne zaman bir gerçeği kucağına bıraksa, duvar ustası kesilir insan. Kulaklarını tıkar, bunu Zeynep’çe aristokratlığa yakılmış bir ağıt naifliğinde yapabildiği gibi Kontak gibi bir yarı öfke patlamasıyla ama çocukça bir utangaçlıkla da yapabilir.

Hayat hiç kimseye adil değil. İnsan doğası gereği adil değil. Adalet tüm dünyada en fazla zalimlerce aranan ve mutlak olarak sunulduğu söylenen en büyük eziyet 21. yüzyılda bile…

Gününüz aydın olsun! Tatiliniz bol güneşli ve yazı aratmayan bir kasım günüyle neşeye boğsun sizi! Hayatınızda her daim aradığınız adalet bir duvarda önce yosunlanıp sonra küflenmekten öte hayatınızın hep orta yerinde vücut bulsun!

Seninle bir daha aynı yolda yürümemDuvara_karşı_film_afişi 
Seninle yürüyene yolda tuzakların var 
Bir daha asla dokunmam tenine 
Senin teninden önce duvarların var 
Ben o duvarlara çarpa çarpa 
Nasır tuttum 
Ağlaya ağlaya 
Yosun tuttum 
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz 
Yükümüz ağır 
Yeni bir söz söylemek için 
Ölmek mi gerekir 
Hadi bir cesaret 
Sen de taşın altına koy elini inadına inadına 
Sevişmeli bağır çağır

Söz – Müzik: Sezen Aksu, Alper Nalman, Fettah Can 

Morrisse Eserese

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Ekinoksa Beş Kala…

Ben yıl dönümlerini, ay dönümlerini hatta gün dönümlerini seviyor muyum sevmiyor muyum hiç bilemedim. Mesela ilkbahar yaza dönerken yüzünü, bir ekinoks için partiler verebilecekken, yaz sonbahar ya da sonbahar kışa evrilirken içimden zamanı durdurmaktan başka hiç bir şey gelmiyor. Belki de sevdiğim her şeyin sonsuza dek sürmesi kaygısı bu kim bilir…

Yine de hayat her zaman bize istediklerimizi vermiyor safsatasına bağlayacak değilim sözü. Kimi zaman hareket etmek bir çok problemi ortadan kaldırabiliyor. Oturduğun yerden ahkam kesip söylenmek yerine bir değişimin içine doğru korkusuzca adım atarsan şayet sana kocaman görünen ya da gösterilen ne varsa toplu iğne başı kadar kalıyor. Ve sen umursamıyorsun artık. Belki de işte tam bu nokta da yeniden başlıyorsun hayata orijinal haliyle.

new life“Artık” edatıyla cümleye başlanmaz gibi kurallar dünyasına takılmadan inatla haykırıyorsun “Artık ben varım.” ya da hiç gereği yokken “artık kısa cümleler kurmuyorum uzun da sanmıyorum cümlelerimi” diyorsun. Ne bileyim saçmalama hakkını kullanabilmek için izin istemek yerine yanında saçmalamanın ve sen olmanın problem olmadığı bir yaşamı kucaklıyorsun. Ya da yaklaşan son bahar ekinoksu ile depresyona girmemek için başka sağlıklı bir yol ararken buluyorsun kendini…

Yazın bitmesine gönlüne rüzgarların dolup camının ıslanmasına beş gün kala yeniden başlasın hayat. Tekrar dağıtılsın bu el. Poker de kağıtları yanlış dağıtan biri masanın başından kalkıp kağıt karma işini bilen bir kurpiyere bıraksın yerini. Bekle Güney Yarım Kürede yer alan kumarhane! Ben geliyorum…

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 18/09/2013 in French, Muzik, Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Wild Is The Wind

Boynuzun kulağı geçmesi demek ne demek? Çellistin iyi bir yorumcu olması demek mi?

Bilmem işte, pazartesi sabahı keyif yapın kendi kendinize. Rüzgarın nereden eseceği belli olmaz…

esperanza

Gözün gördüğü değilse seni yanıltan

Sözün bittiği yerde sesin bitmemesidir.

 

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 05/08/2013 in Blues, Klasik, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Ben senden sonra her kimi öptüysem… Senin Yüzünden…

Metafor kullanarak sesteş şarkılar yazmak sanırım yolu ancak şiirden geçenlerin işi gücü oluyor. Popüler kültürün Teoman’ına kıyaslanmaktan kurtulamayan ve Rockstar olmak yerine “”aile babası” olmayı tercih eden Çarşının daimi üyesi her nefesime uygun şarkı sözlerinin sahibi kısaca F.D. yeni albüm yapar da ben ona bulaşmadan durabilir miyim?

fdBir çokları için ya anlaşılamamış ya da yanlış anlaşılmış bir adam olduğuna inandığım kendi deyimiyle şansız olduğu “Teoman ile kıyaslanmaktan tam kurtuldum derken Teoman’ın tekrar müziğe dönme haberiyle albümüm çıkışı aynı tarihe geldi, sanırım bu hep böyle olacak.” cümleleriyle ifade eden adam…

Beni uzun zamandır tanıyanların siyah balıkçı yaka, siyah kot ve yalın ayak beyaz bir hastane odasında yattığım zamanı bilenler “ölümle bu kadar yaklaşan ve hala intihar etmeyi becerememiş bu adam hayata bağlanabiliyorsa ben de buradayım” diyerek beni yaşama bağladığını bilirler. Gotik Romantizmde aslında acı gerçek tatlı olandır ve her acı yakar alev alev.

 Bu yüzden her daim sesi ve nefesi doğru teknikle okumadığı için muhteşem olan şarkıları beni benden almaya devam edecek. Alev Aleve takılıp kalmamış olanlar ya da atlatabilmiş olanlar için söylüyor şimdi…

Ben senden sonra her kimi öptüysem… Senin Yüzünden…

 

Morrisse Eserese

 

 
Yorum yapın

Yazan: 22/03/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Friday I’m in Love

It’s firday I am in love;

cureSanırım bütün cumaları özetleyen şarkılar geçidinde başı çekenlerden biridir.

Hoş ben genellikle “fantezi” yapan biri olduğumdan “fantezi” içerikleri konusunda sıkıntı çekmiyorum herhalde. Her yerden bir şekliyle gelip buluyor beni…

Haftası sıkıntılarla geçenlere iyi hafta sonları

Düldül’ü bilmem, Behlül’ü sevmem ama Morrisse kaçar,

tutana aşk olsun.

PS: İlhamı veren Şeydai, benimkisi sadece klavyelerde gezinme işi, her zaman olduğu ve olacağı gibi…

Tabi PSS; “acıyorsam sana anam avradım olsun, ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”

diyerek, dünyayı sevenlerin var mıydı cumaları ya da mübarek miydi bilmiyorum, yine de itiraf etmezsem olmaz, bugün böyle hissediyorum…

Morrisse Eserese

Cuma Akustiği de unutulmaz…

 
1 Yorum

Yazan: 15/02/2013 in Akustik, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Sevgili Dünyam…

sev-dunyayi-92__27969499_0Sevgililer Günü başlığı altında yazmak benim için zulümlerin en büyüğü.  21. Yüz yılda yaşıyorum ben. Kimsenin kimseye tahammül edemediği, herkesin her şeyden daha önemli olduğu, beklemeye kimsenin tahammül edemediği hatta her durumda suçlanacak birinin bulunduğu bir yüz yılda nefes alıp vermenin ağırlığı var omuzlarımda.

Ben yine de seviyorum, herkesi, her şeyi ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse ya da ne söylemezlerse söylemesinler. İçimdeki “insanlarımın” dışlarındaki “kibir, intikam ve kıyamet” zırhlarından ibaret olamayacaklarını bilecek kadar “iyi” tanıyorum onları.

Bir çiçeği sevmekle her şeyin başlayacağını bilecek kadar sevgi dolu, yürekli, önemli ve değerli benim sevdiklerim. O yüzden müspet bilimin ışığında 20. Yüzyılın sonlarına bir nostalji yapmaktan çok daha önemli bu şarkı bugün ve yine her gün. – Bir klişeye düşmenin dayanılmaz hafifliği…-

 

İşte bu yüzden bir milyar insanın kadın için ayağa kalkacağı bu günde dünyayı severek, var olmayı severek, gerekirse kutsayarak ve kutsallaştırarak seviyorum hepinizi. Ve hiç birinizin gideceği yerden geri dönüp dönmeyeceğini, zamanın değişeceğini, insanların değişeceğini, hatta değişim katlanılamaz ve baş edilemez olduğunda, burnumdan solurken, içim acırken, görmezden gelirken veya bilerek ve isteyerek… Durumlardan bağımsız, karşılık beklemeden seviyorum hepinizi….

PS: Gün için gaza gelmiş değilim lakin sevgi kelebeği gibi ortada dolaşamam, içimdeki sevgi  özgür ve tabii kelebeğin ömrü bir gün, yarın kaldığımız yerden sürüngen olmaya devam edeceğim sanıyorsanız, aldanın kendinize. Sevme başlıklı eylemlerim, ölü sevicilikten, fetişlerden, fahişelerden ve hatta çirkinliklerden bağımsız devam edecek. Durma dans et bebeğim…

PSS: Şimdi fark ettim, ne kadar çok insan geçip gitmiş hayatımızın sahnesinden… Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir diye sormuşlardı ya bizim ritüel filmimiz de. Buldum artık… SEVGİ var…

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 14/02/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ferdi Özbeğen

Bir çoğunuz onu Kaybedenler Kulübü ile keşfettiniz. Belli bir yaşın üstünde olanlar olağan üstü durumlarda ve yalıtılmış odalarda büyümediyse zaten sesine aşinadır. Kabul edelim Orta Doğu topraklarında bu sesler ve nefesler yaşam biçimidir ve yine kabul edelim, kimi zaman bir başkasının ölümle kavgası üzerinden siz çocukluğunuzu gömersiniz.

Ferdi Özbeğen, Arif Susam, İbrahim Tatlıses, Kayahan, Nilüfer, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Yıldırım Gürses, Ahmet Özhan, Edip Akbayram, Ajda Pekkan benim çocukluğum. Arada unuttuklarım vardır mutlaka. Plakla kaset arası dönemde kendi elimle hiç bir şey almadığım/ alamadığım o dönemde kulaklarımı dolduran ezgiler bu ve benzerlerinden çıkmaydı.

ferdi özbeğenUtanacak sıkılacak hiç bir tarafım yok. Bu ülkenin siyasi dönüşümü içine denk gelen zamanda doğmayı ne de olsa ben seçmedim. Sonrasında da geçmişi eşeleyip biliyor ya da bilmiyormuş gibi görünmedim. Ben parçalarımı hep kabul ettim. Şimdilerde haliyle iyileşme sürecinde olan Müslüm Gürses’e de Ferdi Özbeğen’e de ister istemez üzülüyorum. Bir çok insanın yukarıdan bakarak gördüğü tablo ile benim üç adım dışarıdan ve bizzat içinden bakarak gördüğüm elbet bir olmayacaktır. Acil şifalar diliyorum her ikisine de büyük bir bencillikle. Ben çocukluğumun en saf en temiz kısmının cenazesini henüz kaldırmaya hazır değilim.

PS: Piyanoyu frankofonluktan çıkararak toplum için normalleştirmede önemli mihenk taşısın adamım. Hatta belki Anadolu’da gavur icadından normale döndürensin. Başka mihenk taşı olduğun yerleri de müzik tarihçileri bulup paylaşsın, umarım çabuk toparlarsın…

Morrisse Eserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: