RSS

Etiket arşivi: diardi

En güzel yaş günü hediyesi – David Bowie “Where are we now”

David Bowie sanırım bir insanın kendisine ve herkese verebileceği en güzel hediyelerden birine imza atmış yeni albümü “The Next Day” ile. Gerçi albüm, Bowie’nin 66’ıncı doğum gününde, 11 Mart’ta İngiltere’de piyasaya sürülecek ama dünden itibaren dinlemeye başladığımız “Where are we now” şarkısına bayıldım demeliyim.

Bugüne kadar Bowie’yi “Let’s Dance”, “China Girl”, “Fame” ve “Dancing in the Street” gibi parçalarıyla sevenlerin kesinlikle bir de bunu denemesini isterim. Bowie’nin Tony Visconti ile yazdığı ve klibini Tony Oursler’in çekitği “Where are we now”, bence 2013’e en iyi giriş yapan parça oldu ve bu unvanı uzun süre elinde tutacak gibi gözüküyor.

Başarılı albümlerinin yanı sıra bugüne kadar imajıyla da pek çok sanatçıya ilham kaynağı olan Bowie’ye 10 yıl sonra bize verdiği bu hediye için teşekkür etmek gerekiyor.

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 09/01/2013 in Jazz, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Arda Erdik ve Kedi Zihni

Bayılıyorum tesadüflere! Bu aralar taktım ya, tanıdıklar üzerine yazıyorum malum. Arda Erdik ve Kedi Zihni üzerine birşeylere bakayım derken yolum elbette Simon’s Cat’e denk geldi ve bu muhteşem videoyu buldum. Tahminim Arda ya izlemiştir zaten ya da izlediğinde hoşuna gider! 🙂

Arda Erdik benim Ankara İletişim’in Reklam Atölyesi’nden hatırladığım bir karakter aslında sadece. Ben Reklam Atölyesi’nin yerini öğrendiğimde O, atölyenin gediklisi olmuştu zaten. (Aklıma birden Sobacı ve ağzında tütüp duran sigarası geldi bak nerdeeen nereye!) Bölümlerimiz ve ilgi alanlarımız, arkadaş gruplarımızın farklı olması nedeniyle hiç muhabbetimiz olmadı. Ama hani her allahın günü aynı ortamı paylaştığın ama selamlaşmadığın adamla alakasız bir yerde karşılaşınca boynuna sarılasın gelir ya Twitter’da kendisine, daha doğrusu Kedi Zihni’ye denk geldiğim zaman aynı hissi yaşadım. (Kedi Zihni kimmiş diye bakarken mi Arda’ya raslatdım yoksa tam tersi mi oldu şimdi hatırlayamıyorum ama güzel oldu, severek takip ediyoruz kendilerini!)

Twitter kullanıcıları Kedi Zihni’yi bilir. Hatta sadece twitter kullanıcıları değil, kedi ve mizah anlayışı yüksek pek çok kişi bilir ki kendisinin hiç de azımsanmayacak bir hayran kitlesi var. Her geçen gün de artıyor. Reklam dünyasının yaratıcı beyininin zeka ürünü olan ve kendisi de dünya tatlısı olan Kedi Zihni’nin yorumlarını, günlük hayatından anekdotlarını takip etmenizi tavsiye ederim.

Bu arada, ilgilenenlerin Aşk Tesadüfleri Sever filminin senaristi olarak hatırlayacakları Nuran Evren Şit Erdik ile evli olan Arda Erdik’in blog’u http://gezerdik.tumblr.com/, okuyucularında yoğun bir kıskanma hissi yaratıyor, sonra komikliği ile siniriniz de geçiyor, sadece özenmeye başlıyorsunuz. Çocukluğunda Nuray Yılmaz tarafından bıkmadan usanmadan sunulan Gezelim Görelim’i bir kez izlemiş olanların bakmadan geçemeyecekleri bir blog olduğunu sanıyorum. (Gezelim Görelim’in TRT ekranlarındaki 24’üncü yılı olduğunu da hatırlatmadan geçemiyorum! Artık maşallah mı demek lazım yeteeeeer mi, bilemedim.)

– diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 08/11/2012 in Blog

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mehmet Erdem – Hakim Bey

İnsanın arkadaşlarının güzel şeyler yapması ne mutlu derken, paylaşacak yeni güzel bir haber daha aldım. Benim İzmir’de çömezlik günlerinde tanışma olanağı bulduğum, İzmir piyasasını hatmedip başarısını İstanbul’a taşımış bir arkadaşımdan geldi bu kez de haber. Tanıdığım en güler yüzlü, en saygılı, en şeker, sohbet etmesi insanı mutlu eden insanlardan biri olan Fox TV Muhabiri Lokman Dağ ve arkadaşı Vatan Gazetesi Polis Muhabiri Savaş Akın, eğlenceli ve sıradışı bir kitaba imza attı. “Tape’den Kodese/Sus Ulan Polis Dinliyor” için birşey söylemeye gerek yok ama ben tanıyacağınız ünlü isimlerin yorumlarını eklemeden edemedim.
Ellerine sağlık, nice başarılı işlerine…

– diardi

“Ayşe Arman, sevgili Yılmaz Özdil’le röportaj yaparken benim televizyonculuğumu soruyor. Yılmaz da ‘Uğur Dündar televizyonculuğun ZEUS’udur’ diyor. Röportajın yayınlanmasından sonra bazı yakın dostlarım bu tanımı kullanıp, bana takılmaya başladılar. Ben de şakayı sevdiğim için aldırmadım.

Bunlardan biri de sevgili Nedim Şener’di.

Sık sık telefonla konuştuğumuz günlerin birinde Nedim aradığında ‘Nasılsın Zeus?’ dedi.

Ben de şakayı devam ettirerek ‘Sağol Apollon sen nasılsın?’ diye cevap verdim. …

Nedim’in telefonda bana hitap ederken kullandığı ‘ZEUS’ tapelere ‘deyyus’ olarak geçmiş! Güler misin, ağlar mısın? …”

Uğur Dündar

“Elinizdeki kitap, ülkemizde çok acı ve üzücü anıları akla getiren ‘telefon dinleme’ olayına farklı bir boyut getiriyor. Yasal dinlemelerle suç örgütlerinin karanlık ilişkileri ortaya çıkarılırken, okuyucunun gülmekten kendini alamayacağı sahneler, diyaloglar sergileniyor. Telefonlarının dinlendiğini bilen kişilerin, buna bir önlem olarak, kısık sesle konuşmaları gibi mizah tonu yüksek yaşanmışlıklara yer veriliyor. Böyle bir kitap insanların düşgücünden değil ancak hayatın içinden kaynaklanabilirdi. Çünkü hayat, düşgücünden daha zengin.

Kitabı okudukça bana hak vereceksiniz.”

Zülfü Livaneli

“Gazetecilik için ‘objektif’ meslek denir. Halbuki, fotoğraf makinesi’nden ibaret değildir. Telefon ahizesi’dir aynı zamanda… Çünkü, gördüklerimiz bazen flu olabilir ama, duyduklarımız her zaman nettir.

Türkiye gerçeğini kulak’tan anlamamızı sağlayan, kahkahalarla okuyacağınız bir kitap bu.”

Yılmaz Özdil

“Muhabir; günlük düşünür, günlük üretir… Habercilikte; özelllikle de televizyon haberciliğinde ne yazık ki dün yoktur bugün vardır. Ancak kanımca hayata not düşmek de gerekir. Genç ve yetenekli televizyon muhabirlerinin yazdıkları kitaplar beni çok mutlu ediyor. Aynı çatı altında çalış- tığım genç ve yetenekli haberci Lokman Dağ ve arkadaşı Savaş Akın, uydudan uçup gitmemesi gereken bilgileri damıtarak kitaplaştırdı. Okuyunca iyi de ettiğini gördüm… Sanırım siz diğer okuyucular da göreceksiniz ve de tebessümle okuyacaksınız.”

Doğan Şentürk

“Telefon dinlemelerinin perde arkasında yaşananlar fıkra gibi olabiliyormuş. Okurken bu kadar da olmaz diyeceğimiz, tam bir durum komedisinin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Hızlı akan hayatın içinde size farklı duygular yaşatan eğlenceli bir kitap…”

Burak Özçivit

“Ben hep kulakmisafiri oldum. Hiç telekulak misafiri olmamıştım. Size okuyunca ne olur bilmem ama, benim gülmekten ömrüm uzadı kesin… ”

Gupse Özay

 
1 Yorum

Yazan: 08/11/2012 in Muzik, Türkçe Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İlham Gencer-Bak Bir Varmış Bir Yokmuş

Anlatmış mıydım şimdi hatırlayamıyorum… Lisede bir arkadaşım bana Bagok’tan Gabar’a 26 gün kitabını getirmişti. Terör örgütü tarafından kaçırılan 3 gazetecinin dağlarda gezdirilerek saklandığı 26 günü anlatıyordu kitap. Utku Lomlu.. O zamandan belliydi başka biri olduğu. Farklı bir adam olacağı ilerde. Bizim tayfanın eline almadığı kitapları okur, defterlerime şiirler yazar, uzun uzun konuşurduk. Liseden sonra koptuk tabii. Ben Ankara’ya gittim, O İstanbul’da felsefe okuyormuş diye duydum sonra.

(Yıllar sonra gazeteci oldum. Bir akşam, şu an Habertürk’ün Fotoğraf Editörlüğünü yapan, fotoğrafın Türkiye’deki en başarılı isimlerinden biri, Fatih Sarıbaş İstanbul’dan gelmiş, Miko’da birşeyler içip çene yapıyoruz. Muhabbet nerden açıldıysa, bu kitaptan bahsettim. Ben taaa lisedeyken böyle böyle bir kitap okumuştum, diye. Fatih yüzüme baktı ve “O gazetecilerden biri benim” dedi. Yaşadığım şoku anlatmamın imkanı var mı, bilemiyorum.)

Yeni okumaya başladığım kitapların kapak tasarımcısına ve yayınevine bakmak alışkanlığı ile Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası kitabını elime aldığımda yeniden karşılaştım Utku’yla. Everest’te çalışıyordu ve fena bir kapak tasarımcısı olmuştu. Sonra şöyle bir interneti karıştırayım derken yaptığı bir sürü güzel işle karşılaştım. Mail attım, hemen yanıt geldi 🙂 Demokrat Radyo, felsefe, editörlük derken, tasarımcı olmaya karar vermiş. Aldığı ödüller, yaptığı birbirinde güzel tasarımlar da cabası. Ama benim için en gülümseteni, AKUT’un köpek eğitimcilerinden biri olması!

Bugün nerden aklıma geldiyse yine bir sitesine girip bakayım dedim. İyi ki de bakmışım. Tasarımları arasında yer alan Naim Dilmener’in Bak Bir Varmış Bir Yokmuş kitabına denk geldim bu sefer de. En kısa zamanda alınacak ve okunacaklar arasındaki yerini aldı tabii. Nasıl yetişeceksem ben bu okunacaklara? Zira elimde şu an yine kapak tasarımını Utku’nun yaptığı Ayşe Kulin’in dörtlemesinin üçüncü kitabı var. Ne mutlu bana, arkadaşlarım güzel güzel işler yapsın, ben onlar ile mutlu olayım 🙂

— diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Coldplay – Trouble

Bu sabah dünyaya gözlerini açan bir bebeğin haberini aldım az önce.
Yeni başlayan bir ilişkinin heyecanını gördüm bir kızın gözlerinde.
Doruğa ulaşmanın verdiği mutluluğu tattım yıllık çamların altında,
bir sorunun daha çözülmesinin verdiği huzuru tattım…

Kışa başlamak istemiyor mevsimler bugünlerde,
yağmur yağmak istemiyor, güneş gitmek istemiyorbulutların arkasına.
Başım ve damarlarım her gün isyan ediyor basınç farklarına ve
hep uyumak istiyor bedenim…

Ama bir mutluluk geziyor damarlarımda.
Ümit sanırım adı.
Umutluyum bugünlerde..
Biliyorum geçecek bu hal ve güzel günler gelecek.

– diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Muse – Madness

 

Özellikle Radiohead, Nirvana severler tarafından kucaklanması en kolay ve normal gruplardan biri olan Muse, son yıllarda altyapısını en beğendiğim müzik topluluklarından biri. İlk kulağınıza çalındığında ne olduğuna karar vermek için sadece 5 dakika beklediğiniz, solistin ses rengi ve müziğin alt yapısı ile zenginlik ve derinliğini hemen gösteren bir grup aslında bir yandan bana nostaljik gelen tarzı ile beğeni topluyor.

1994 yılında Matthew Bellamy, Chris Wolstenholme ve Dominic Howard tarafından İngiltere’de kurulan grup bu güne kadar Showbiz, Origin of Symmetry, Absolution,Black Holes and Revelations, The Resistance albümlerine imza attı ve pek çok ödül kazandı. Bir dönem dağıldıkları söylentileri ile karşılaşan grubun 1 Ekim’de piyasaya sürülen The 2nd Law albümü ise mutlaka dinlenmeli.

 

— diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kırık Midyeler

Mikroorganizma için mutlu günler başladı. Gerçi başlayalı uzun zaman olmuştu ama doğruca “Diardiii, mikroorganizmada kullanırsınız belkim diye gönderiim istedim” diyerek yollanan mail almak bugün bana iyi geldi. Demekki birileri takip ediyor ve takip edenler, edilenlere duyurulması için mikro’yu önemsiyor. Ne mutlu bize!

Baharoz’un sizlere “Bu hafta sonu ne izlesem diyenler için bir öneri :))” diyerek tanıtmamı istediği film, Kırık Midyeler. Basın bülteninde iletildiğine göre, (Genç Yönetmen Seyfettin Tokmak’ın geçtiğimiz haziran ayında vizyona giren ilk uzun metraj filmi Kırık Midyeler’in DVD’si satışa sunuldu. Birleştirdiği pek çok öğe açısından ilklerin filmi olarak anılan Kırık Midyeler’in yapımcılığını Serkan Çakarer, senaristliğini Kenan Kavut üstleniyor. Engin Benli (Cevat) ve Selma Alispahiç (Medina) gibi deneyimli oyuncuların güçlendirdiği filmde, ilk kez bir filmde oynayan çocuk oyuncuların performansı da eleştirmenlerden beğeni toplamayı başardı. Eleştirmenlerin ‘Marlon Brando’ya benzettiği Mardinli Uğur Barış Mehmetoğlu (Hakim) ile Seydo Çelik (Faysal) ve Afrikalı müzisyen Enzo İkah (Babatunde) filmin renkleri olarak ön plana çıkıyor. Film, dört farklı dili konuşan oyuncu kadrosunun yanı sıra, çekim ekibinin çok sesliliğiyle de dikkat çekiyor.) muş.

Elçiye zeval olmaz 🙂

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: