RSS

Etiket arşivi: Demet Akalın

“İçinden” söyleyenlere gelsin…

Bryant Park

Bryant Park

Sağolsun New York’un beni şefkatle karşılayıp meşhur kış soğuğunu göstermeyişinden faydalanıp, sokaklardır, parklardır, bahçelerdir bol bol dolaştığım günler..Buralarda parklar bahçeler, insanların eğlenme fırsatını kaçırmadan etkinliklere katılabildiği, bir arada güzel güzel vakit geçirebildiği yerler tabi. Ağaçları keselim de bir beton dikelim insanlar toplanmasın, biraraya gelip iki söyleşmesin gibi mantık henüz yok burada. Zaten eni boyu belli bir şehir ama yukarı doğru büyüyor gökdelenler sebebiyle. Şehir halkı topluca klostrofobik olmasın diye, o parklara ihtiyaçları var. O yüzden çok da iyi bakıyorlar, babalarının hayrına değil yani, bakmak zorundalar haliyle.. Hatta bir çoğumuzun ismine aşina olduğu Gramercy Park (işte bunlar hep Amerikan filmi), belli bir mahallenin halkına ait ve anahtarı yalnızca o parka bakan tarihi apartmanların sakinlerinde bulunan “günümüzdeki tek özel park” ünvanın taşıyor ve ona göre korunuyor:)))

Konuya dönüyorum; Yılın özel zamanlarında, büyük şehirler insanı biraz zorluyor, birşeyler dayatıyor. Dinlediğiniz müziğe kadar hem de.. (Demet Akalın yeni albüm çıkarınca İstiklal Caddesi’ndeki tüm mağazalardan aynı şarkının yükseldiğini hatırlayınız). Özellikle son bir buçuk aydır, “Jingle bells” ve “Christmas tree” şarkılarının parklarda, mağazalarda hatta marketlerde bile aşırı dozuna maruz kalmışım..Gezerken müzik dinleme keyfim zaten kalmamış kalabalıktan, gürültüden.. Bu tantana bitti, havalar hazır şahane gidiyorken şöyle kendimi yine parka bahçeye atayım, bakalım yine eğlenecek neler bulmuş bu insanlar derken… Fon müziği kulağıma bir yerlerden çalındı. Gerçekten nereden hatırlıyorum şarkıyı bilmiyorum. Ama sesi ve nakaratı bildiğin hatırlıyorum! Kimbilir hangi filmin karesinden…”Once In A Lifetime”…Vaktinde Frank Sinatra’ya kafa tutan ama yarıştan erken çıkan Bobby Darin söylüyor.

Alakasız şarkıları birbirine benzetme oyunu oynamayı çok seven zihnim sebebiyle, hemen bu kareden çıkıp, bizim oralarda bir başka karenin içine gittim. Bizden bir önceki kuşağın, hatta bizim kuşağın kadınlarının “idolü” Erol Evginli günlere…Şimdi şöyle hafızanızdan geçiyor değil mi birkaç şarkı? Geçsin geçsin iyi gelir. O şarkılar ki, her mevsime, her moda gitmez mi? Sözleri, melodileri derindir ama depresyona sokmaz, insanın diline dolanır ama acılı zamanları hatırlatmaz. Kendi içinde bir dünyadır aslında.. Parktaki şarkı, Erol Evgin’in bir şarkısını hatırlattı. Bütün gün bir onu bir ötekini sokaklarda içimden söyleye söyleye dolaştım..İçimden ama, kimseyi rahatsız etmeden, çaktırmadan..İnsanın içinde bir şarkısının olması iyidir..Kış günü bana iyi geldi..

Belki size de gelir, zamanınız varsa dinleyiverin diyecektim işte, bu kadar lafı sırf bunu söylemek için yazdığıma inanamıyorum:)) Emin’in balkonda konuşuyomuşuz gibi geldi birden:))

@silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Geçmiş Güzel Günler

Etrafımdaki herkes belli bir yaş aralığında dağılınca ortak dilden daha kolay ortak müziği bulmak. Kimi zaman serenatlar yaparken hatta içindeyken Sertab Erener’in çıkış şarkısı gibi hissederiz çoğunlukla. Neydi o hatırlar mısınız?

Sonra aradan zaman geçer bir süre sonra iki kişinin ilişkisi nihayete erince birbirlerine genelde yine benzer nidalarla yaklaşırdı etrafındakiler. Günümüzde bu şarkı türüne “Atarlı / Giderli” ya da “Demet Akalın” tarzı şarkılar deniyor. Bu şarkıların atası işte “ayar veren” ilk popüler kültür şarkımız!. Gerçi o da bir dönem klipten anlaşılacağı üzere askeri vesayet altındaymış. İleri demokrasiye geçince atardaki çeşitlilik arttı.

Sonrasında geçmişinize bakar ve sorgularsınız bir an. Gerçekten bütün bu çevreden gelip geçtikten sonra bu ana ya da bu davranışa mı dönüştürdü hayat beni diye. Nutkunuz tutulur. Kişisel normalleşme süreciniz proses hatası nedeniyle hasarlı gerçekleşmiştir. Her şey size “normal” görünür.

Bu hastalıklı bir durumdur. İster istemez ilk çıkışlarını lüks semtlerin evden bozma polikliniklerinde yapan Türk Psikiyatrlar Derneğinin üyelerinden birinin kapısını çalarsınız. Ağzınızdaki lakırdı artık itiraf karinesi taşır, masumiyetini yitirmiştir.

Doktor noktayı koyacaktır. Her durumda yapılacak en iyi ikinci şeyi yapıp sizi başından atacak ve kendisi de sürekli yakındığı sevgilisinin yanında alacaktır soluğu. Psikiyatr bile olsa gidecek bir evi kaçacak bir deliği ve hatta düzenlenmesi gereken bir hayatı vardır. Bütün gün “arabeskten olma, batıdan prematüre doğma bu şarkı tadında hikayelerden sonra kulaklarını temizlemek isteyecek ve pek tabi ki güne Wagner’den bir eser ile son verecektir. Ta ki ertesi gün aynı kakafoniye başka bir yerden bakmayı öğrenene kadar. Tabii “Wagner ile Magner ile bu iş olmaz, ömür boyu sürecek bir uğraş bulmak lazım. En  münasip yeri nerededir bu ömür boyu sürecek uğraşın? Bilen var mıdır acep?” cümlesi ile durumu kronikleşene kadar.

– Morrisse Eserese

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: