RSS

Etiket arşivi: çay

Yüzyüzeyken konuşuruz

Akıllı telefonlar ve çığırından çıkan sosyal medya araçlarının hayatımıza kattığı Vimeo’da bir sürü videosunu bulabileceğiniz Yükyüzeykenyuzyuzeyken konusuruz Konuşuruz için sanırım kullanabileceğim en yerinde kelime “sempatik” olacak. Gitar çalan kolları dövmeli çocuk evdeki çekyata oturmuş, annemde de aynısı hala salonda duran kül tablasında sigarasının sonu, komik sözlerle şarkı söylüyor. Komik sözler dediysem hakikaten komik. 

”gencebay çalarken taksiden inilmez
bizim eve ayakkabıyla girilmez”

“kendi evimde deplasmandayım”

Çay demleme üzerine bile şarkıları varmış diyeyim de silverland kendileri ile bir ilgilensin 😉

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 27/08/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Gidemem ben buralardan

Yok, kimse beklemesin benim buralardan gitmemi.

Biliyorum kimsenin tahammülü kalmadı yaşananlara. Kayıplara, ölenlere…Bak yine ağladım bu sabah kardeşini kaybeden Gürkan Korkmaz’a. “Ali İsmail’in abisi değil babası gibiydim ben” dedi. Berkin’in annesi seçim meydanlarında yuhalanınca, “Lanet olsun seçimine de, belediyesine de, al buralar senin olsun, ben nefes alacak başka bir yer bulurum kendime” dedi herkes Twitter’da. Parası yeten herkes kendine bir ev de Amerika’dan almaya başladı ama.. yok, kimse beklemesin benim buralardan gitmemi. Gidemem ben.

Bir sürü arkadaşım yaşadı yurt dışında, bir çoğu da hala yaşıyor. Her seferinde pijamalarını dolabımdan alıp koltuğuma oturduklarında, “İşte şunu yapamıyorsun yaban ellerde” dediler. Oysa her seferinde dolapta vardı atıştıracak bir şeyler ve kediler ayaklarına dolanıyorlardı onlar anlatırken. 

Burada hayat, iş çıkışı “Çok darlandım bugün, bi kahve içelim mi deniz kenarında?” demek arkadaşına. Çocuğunu işe giderken komşuna emanet etmek hatta arkadaşlarının mahallesine taşınmak, başka yerden ev bakan ablana içten içe dua etmek en bencilinden, “ev bulama inşallah uzak yerlerde” diye. Çiçeklerine hayran komşuna bi sardunya iliştirivermek en sevdiği renkten. Eve dönerken annene uğramak günlük gazete bırakacağım bahanesiyle… Lokma kuyruğunda Arapçasını bilmediğin duaları kendi dilinden mırıldanmak, Allahım yattığı yerde huzur ver, diye ve yakınlarının gözleri ile buluşmaya çalışmak acılarını paylaştığını söyleyebilmek için. Her akşam karşılaştığın otobüs şoförü ile ahbap olmak, çöpçüye kolaylık dilemek. Türkçeden başka hiçbir dilde çalışan birine “Kolay gelsin” demenin karşılığı yok biliyor musun? Çünkü onlar için çalışan zaten işini yapıyor sadece, ne gerek var ki iyi niyet gösterisine…

Bak bugün Emin’in doğum günü. Emin.. bizim can dostumuz. Hani “Buca stadında dondum!” diye telefon açıp emineve gitmek yerine bize gelen, çorbasını içip ilaçlarını aldıktan sonra biz film seyrederken mışıl mışıl uyuyan ve sabah zımba gibi kalkan. Hani çektiği fotoğrafa hepinizin hayran olduğu. Bizim çok güzel bir evimiz var. Bakmayın Ferzan Özpetek ya da klasik İtalyan filmlerinin kocaman, kalabalık, bol kahkaha ve müzikli sofralarına özendiğimize… o sofraların hepsi evimizde.

Milletçe toplu halde yaşarız aslında bir düşünsenize… İş değiştirirken durumun artılarını-eksilerini bile birlikte düşünürüz. Güzel bir renk rujun ya da ojenin bir tekini de mutlaka diğerimize alırız. Oysa Almanya’da arkadaşına “Akşam bi bira içelim mi?” diye telefon açtığında iki hafta sonrasına randevu veriyorlarmış düşünsene.. iki hafta sonrasına! Benimle gelinlik bakmaya gelmedi diye küstüğüm arkadaşım var benim, ne diyorsun sen iki hafta diye! 

Her şeyden öte,
ailem var benim burda…

Gidemem ben hiçbir yere, kimse kusura bakmasın…

Diardi

 
3 Yorum

Yazan: 19/03/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İşiniz gücünüz yok mu?

Güne dayak yemiş gibi başlayanlar vardır aramızda ya da ben bugün gerçekten yorgun uyandım. Umutsuz, garfieldmutsuz değilim de şöyle bahar havası günde işyeri dışında olsam sanki bütün kaslarım bayram edecek. Havanın aydınlığında ışık süzmeleriyle birlikte dans edecek hücrelerim.  Bi de çay olsa… Müziğin ritmi de, ben de bi bayram havası… Eskilere gidip Nazan Öncel’e takılasım geldi, çok uzun zamandır da Öncel’i dinlemeyince hadi işe güce…

Keyifli olsun günümüz…

Destina…

 
Yorum yapın

Yazan: 18/02/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Edebiyat karın doyurmaz, çay içtirir..

“Aşk karın doyurmaz rakı içtirir..

Edebiyat karın doyurmaz çay içtirir…”

Siz meşrebinize göre seçiniz..

Biz çayı seçtik, rakı arasında…

“Hadi, iç de çay koyayım.”
(Ömer Lütfi Mete)

Ekip

“…Deftere, kaleme yalan söylüyorum

Posta koyuyorum, küfrediyorum, aldırmıyorum

Çok kalmayacağım zaten.

Velhasıl ben de gelip geçiyorum

Sahip çıkıyorum inceliklerime.

Temiz masa örtüleri, vazoda çiçekler

En güzel demimdeyim, gel.

Bir bardak çayımı iç.

İncitmem sözlerimlen,

“Nen var senin öyle?” bile demem.”

 

çay

 
Yorum yapın

Yazan: 14/11/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , ,

Ayşegül Aldinç – Gözlerin su yeşili

çayHadi çay içelim mi?

Çay,  ayrı bir mevzudur. Bir çok konudan ayrı ve derin hatta. Her ortama giren, her türe uyan “bir şey”den bahsediyoruz burada. Acısı da tatlısı da olan “bir şey”.

Bir sokak arasında, balkon sefasında, iki dostun arasında, bir hasta odasında, üniversite kantinlerinde, piknikte, gecenin bir yarısında ve sabahın kör saatlerinde, yola düşmeden önce, şehirler arası mola yerlerinde… Tanımadığınız bir mekanda, tanımadığınız bir kimsenin karşısına oturup bir içki söylemek farklı anlamlara hasıl olur da. Çay söyleyip, tanımadığın birisinin masasına oturmanın, hiç konuşmadan karşılıklı çay içmenin lafı bile olmaz düşünün. Yeri zamanı, kişisi, mekanı olmadı olmaz..Bazen boş boş baktığımız o ince belli çay bardağına bir sor, neler neler bilir o..Anlatmaz..

Kavganın da, dostluğun da, sırların, ayrılığın her adımında…Yerine kahve koymaya kalkanlar da olur da..Uymaz o bir türlü. Çay, ayrı bir mevzudur. Çay insanın aklına düştü mü, rakı, bira, votka ve benzeri içecekler hikayedir bilesiniz. Onlarla efkar dağıtılır, neşe perçinlenir falan. Çay öyle mi? Ona öyle yaslanamazsın, o da sonrasında sana yaslanmaz. Ona kahredemezsin, o da sana etmez.  Efendi ve  ekabirdir o… Bozmaz kendini..Öyle demiyle, rengiyle, efendi gibi. Bir sözü yoktur örneğin, bir adabı. Çaydanlıkla –demlik. Birşey söylemez..Eşlik eder.

Ekibe olur olmaz yerlerde “Çay içelim mi?” demişliğim olduğu doğrudurJ O kadar içilmiş gecelerin sonunda “durun bir çay demleyelim” demişliğim, ülkelerden, şehirlerden çay taşımışlığım ve çoğunu kendi içmişliğim..

Demem o ki; paylaşmak istediğimdendir “çay halini”..

Kirpi’nin Zerafeti’ni okurken (ki bu kitap ayrı bir yazı konusudur), çayın zerafetine rastladım.. Şu an her biri bir tatil yöresinde ya da ofis masasında çaylanan ekibe gelsin;

Hadi bi çay içelim mi? 🙂

 

“O halde, bir fincan çay içelim;

13. yüzyıldaki Moğol kabilelerinin isyanına, ölümlere ve yıkımlara yol açtığı için değil, Song kültürünün meyvelerinden en değerlisini, çay sanatını yok ettiği için üzülüen Çay Kitabı’nın yazarı Kakuzo Okakura gibi ben de çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında, küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?

Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit , sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş, çay yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi;  yani çay ritüeli , hayatlarımızın saçmalğında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşulkla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O halde, bir fincan çay içelim. Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgar işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur , kedi sıcak bir ışık içinde uyur. Ve her yudumda zaman iyice yücelir”

Kirpinin Zarafeti (orjinali Fransızca; L’Élégance du hérisson) –Muriel Barbery

— Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 22/07/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Sertab Erener-Yanarım

kaynak: 3.bp.blogspot.com

Kızartma yemem, fast food ayda bir anca.
Zeytinyağı favorimdir, tereyağlı pilav aramam.
Kola içmem, çay aklıma gelmez, günde bir Türk kahvesi şifa olsa gerek.
Öğle yemeği üzerine ilki olmak üzere günde 3 sigara kimseye komaz…
Sefertası hareketinin öncüsüyüm!
Meyvemi yerim, çok az tuz kullanırım, tatlı sevmem.

“Ciğerim yanıyo doktor bey!” diye dayandım kapısına,
“Ciğerin değil miden o” dedi.
Hala nedenini anlayamadım..

– Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 22/11/2012 in Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: