RSS

Etiket arşivi: Aragon

Huzursuzuz…

Doğru, son dönemde hepimizin en fazla hissettiği şey “huzursuzluk”.

Livaneli “huzursuzluk” deyip sürükleyici, çok Türkiye’den, yine dokunmadığı şey kalmasın diye uğraşılmış bir roman yazmış. Roman bir yana, sadece kapağı bence Aragon’un sözleri için hazırlanmış sanki Geray Gençer tarafından.

Yalnız kitabın tanıtımlarında kullanılan Harese anlayışı bana çok tanıdık geldi Andrey Platonov’un Can’ından, yeniden bir bakmak lazım…

“Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve  dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

Diardi

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 29/03/2017 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir

Seneler önce okumuştum, hala bence aşk üzerine yazılmış en başarılı denemelerden biridir, Enis Batur’un enis batur“Aşk Üzerine Marazi Bir Deneme Daha”sı. Bu aralar bir şekilde ucu mutlaka aşka ve mutsuz ilişkilere ve acılara dayanan kitaplar içinde duruncu her bu sözler aklıma geliyor: “Mutlu aşkın yazılı tarihi yoktur” demiş Aşk ve Batı başlıklı bir incelemenin de yazarı olan kültür tarihçisi Rougemont. Enis Batur da kendinece güzel bir tanım yamış aşka.. “Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne Aşk diyorum ben. Karşılıklı duygular dengesi bozulmuş, zihnin ve gövdenin elektrik yükü iyiden iyiye artmış, izan çerçevesi dağılmış, şiddet tırmanmaya koyulmuştur…” der ve devam eder. Büyük, zorlu aşk örneklerinin hepsinde rollerin bir evreden sonra ters döndüğüne, ateşin yön değiştirerek yakanın yandığı, yananın külünden yeniden doğduğu bir durum yaşandığına tanık olunur: Karşılıklı aşk, her zaman karşılıklı, bulaşıcı, yayılmacı bir yangın demeye gelmiştir. Tek taraflı aşk, zaten aşk değildir: Öteki’yle tamamlanma arayışından öte, kendi kendini bulamama güzargâhıdır: Bir som yanılgı, bir som yanılsama.

Elbette aşk söz konusu olduğunda cinsellik de onunla birlikte geliyor. Bedensel hazlarla uyarılanlar, beyinsel hazlarla uyarılanlar. Doyuma ulaşanlar ve ulaşamayanlar. Eksikliğini cinsellikle tanımlayanlar ya da herşeyi tam olup da cinselliği istedikleri gibi paylaşamayanlar. Sonuçta en başarılı saptama Lacan’dan gelmiş: “İnsan sevdi mi, seks sözkonusu değildir.” Başından ve sonunda başlayarak okunup üzerine saatlerce yorum yapılacak cümle…

Şükufe Nihal’in Domaniç dağlarında, sevdiği adamı genç yaşta yitirmiştir olağanüstü güzellikte, bütün erkeklerin etrafında pervâne gibi döndüğü bir kadını derlediği öyküsünü de atlamamak lazım elbet bu noktada. Hiçbir talibine dönüp bakmayacaktır o kadın: “Arslan yatan yere ben köpek bağlayamam.”

Bir arkadaşım söylemişti. Dünya üzerinde toplam 42 ana senaryo örneği vardır ve bütün film senaryoları bu 42 temel metnin varyasyonudur, diye. Keşke bütün aşk romanları da birer trajedi üzerine kurulmak yerine “Mutlu aşk yokturdiyen Aragon’un sözünün üzerine kurulmuş olsaydı: “Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir”.
Diardi
 
Yorum yapın

Yazan: 16/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: