RSS

Etiket arşivi: Ajda Pekkan

En ucuz proje: fotoğraf sergisi!

Son dönemde anaakım medyada yer alan kadına şiddetin engellenmesi kampanyalarının başında, ünlü isimlerle gerçekleştirilen fotoğraf çekimi ve sergileri yer alıyor. Çoğunlukla magazin basınında boy boy sevgilileri ve moda kıyafetleri-arabaları-sevgilileri ya da “event”leri ile gördüğümüz birbirinden seçkin(!) isimler, ful makyajlarına yedirilmiş bir iki kötü mor efekti ile kamera karşısına geçiyor. 10 tanesini bir araya koyduğunuzda da oluyor size bir proje işte. Avukatların reklam yapamayıp isimlerini sansasyonel davalarla duyurmaları hesabı bir daha adını sanını belki de hiç duymayacağınız fotoğrafçılar, ünlülerle gerçekleştirdikleri bu projeler sayesinde google çubuğuna adlarını yazıyorlar ve sergileri hakkında çıkan haberleri görüp tatmin oluyorlar.

Hakikaten, ne zaman çıkacak bir babayiğit ve ünlüleri kafese sıkıştırıp kaşını gözünü morartmak yerine gerçekten kocalarından dayak yiyen kadınları bulup ikna edip hiçbirinin yüzüne yer vermeden çektikleri acıları sadece fotoğraflayıp bir sergi açabilecekler? Açamayacaklar değil mi? Çünkü ister, hem de çok şey ister… Bir kere emek ister, vakit ister, ikna kabiliyeti, sanat ve daha pek çok şey ister… ve hiçbir karede ünlü biri olmadığı için kimse ilgi göstermeyeceğinden o proje basında yer almaz. Belki de böyle yapılan projeler var ve benim haberim olmadığı için şu an birilerine haksızlık ediyorum.

Hadi ben de adını geçireyim de, aramalarda bir de bu yazı çıksın…

“Yasemin Özilhan, Işıl Reçber, Derya Şensoy, Ceyda Ateş ve Emel Acar’ın da aralarında bulunduğu 55 isim bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen ‘Her Ses Bir Nefes’ projesi için objektif karşısına geçti. Sanat yönetmenliğini Kenan Bahadır’ın yaptığı projenin fotoğraflarını Hakan Yüksel çekti.” denmiş Hürriyet’teki haberde. Fotoğraflar da oradan naçizane.

Yapın bu projelerden, daha çok yapın da…

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 04/03/2014 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Samimiyet! Orada mısın? #siirblogda

Geçtiğimiz yüzyılın sonu, 21’inci yüzyılın da başlangıcına şahit olmuş yaşayanların en büyük lüksü “samimiyet”..İçten içe bir samimiyet ama..Ne olduğunu, kim olduğunu, nerede durduğunu anlamakta zorluk çekmeye, yoksun bırakmaya meyilli zamanların insanları doğa ile özdeşleştiremiyor haliyle kendini.. Bozuk plaklarla, kırık camlarla benzeştiriyor haliyle..Bir şarkı bir şiir ..Hepsi aynı şeyi söylüyor, içten içe samimiyetsizliğe yanıyor;

Herkes bir köşede ve yalnız, içten içe bir samimiyetsizlikle başbaşa..Kendisiyle bile değil hoşnut..

Pikaplı yıllardan kalan bir Ajda şarkısı (Keşke Ajda hep o yıllardaki gibi kalsaydı dedirten..)

Bu da bir İsmet Özel şiiri..Şair adam tabii kendisini bizden daha hırpalarcasına sorguluyor da, o bile çiçeğe, ağaca, buluta, toprağa göre bulamıyor yerini…

Ütüsüz bir pantalon kadar tedbirliyimgokkusagi
tarihi bir gercek kadar sıkılgan.
Bilmem ki Tesalya’daki termofil
Bir yiğitlik anısı
Bir hayinlik anıtı mı olsa
Yine bilmem quantum kuramını öğrenen insan

hakli mıdır kendini ardıçkuşu sanmakta?
Ben,
yirminci yüzyılın sonlarında
en uzak uyanışlar ikliminde yaşadım
Bir imparatorluk genişliğindeki gençliğim sırasında
kadınlardan daha çok birinci şubeye vardım. 

Silverland

#siirblogda

 
Yorum yapın

Yazan: 13/12/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Ekinoksa Beş Kala…

Ben yıl dönümlerini, ay dönümlerini hatta gün dönümlerini seviyor muyum sevmiyor muyum hiç bilemedim. Mesela ilkbahar yaza dönerken yüzünü, bir ekinoks için partiler verebilecekken, yaz sonbahar ya da sonbahar kışa evrilirken içimden zamanı durdurmaktan başka hiç bir şey gelmiyor. Belki de sevdiğim her şeyin sonsuza dek sürmesi kaygısı bu kim bilir…

Yine de hayat her zaman bize istediklerimizi vermiyor safsatasına bağlayacak değilim sözü. Kimi zaman hareket etmek bir çok problemi ortadan kaldırabiliyor. Oturduğun yerden ahkam kesip söylenmek yerine bir değişimin içine doğru korkusuzca adım atarsan şayet sana kocaman görünen ya da gösterilen ne varsa toplu iğne başı kadar kalıyor. Ve sen umursamıyorsun artık. Belki de işte tam bu nokta da yeniden başlıyorsun hayata orijinal haliyle.

new life“Artık” edatıyla cümleye başlanmaz gibi kurallar dünyasına takılmadan inatla haykırıyorsun “Artık ben varım.” ya da hiç gereği yokken “artık kısa cümleler kurmuyorum uzun da sanmıyorum cümlelerimi” diyorsun. Ne bileyim saçmalama hakkını kullanabilmek için izin istemek yerine yanında saçmalamanın ve sen olmanın problem olmadığı bir yaşamı kucaklıyorsun. Ya da yaklaşan son bahar ekinoksu ile depresyona girmemek için başka sağlıklı bir yol ararken buluyorsun kendini…

Yazın bitmesine gönlüne rüzgarların dolup camının ıslanmasına beş gün kala yeniden başlasın hayat. Tekrar dağıtılsın bu el. Poker de kağıtları yanlış dağıtan biri masanın başından kalkıp kağıt karma işini bilen bir kurpiyere bıraksın yerini. Bekle Güney Yarım Kürede yer alan kumarhane! Ben geliyorum…

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 18/09/2013 in French, Muzik, Pop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Sevgili Dünyam…

sev-dunyayi-92__27969499_0Sevgililer Günü başlığı altında yazmak benim için zulümlerin en büyüğü.  21. Yüz yılda yaşıyorum ben. Kimsenin kimseye tahammül edemediği, herkesin her şeyden daha önemli olduğu, beklemeye kimsenin tahammül edemediği hatta her durumda suçlanacak birinin bulunduğu bir yüz yılda nefes alıp vermenin ağırlığı var omuzlarımda.

Ben yine de seviyorum, herkesi, her şeyi ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse ya da ne söylemezlerse söylemesinler. İçimdeki “insanlarımın” dışlarındaki “kibir, intikam ve kıyamet” zırhlarından ibaret olamayacaklarını bilecek kadar “iyi” tanıyorum onları.

Bir çiçeği sevmekle her şeyin başlayacağını bilecek kadar sevgi dolu, yürekli, önemli ve değerli benim sevdiklerim. O yüzden müspet bilimin ışığında 20. Yüzyılın sonlarına bir nostalji yapmaktan çok daha önemli bu şarkı bugün ve yine her gün. – Bir klişeye düşmenin dayanılmaz hafifliği…-

 

İşte bu yüzden bir milyar insanın kadın için ayağa kalkacağı bu günde dünyayı severek, var olmayı severek, gerekirse kutsayarak ve kutsallaştırarak seviyorum hepinizi. Ve hiç birinizin gideceği yerden geri dönüp dönmeyeceğini, zamanın değişeceğini, insanların değişeceğini, hatta değişim katlanılamaz ve baş edilemez olduğunda, burnumdan solurken, içim acırken, görmezden gelirken veya bilerek ve isteyerek… Durumlardan bağımsız, karşılık beklemeden seviyorum hepinizi….

PS: Gün için gaza gelmiş değilim lakin sevgi kelebeği gibi ortada dolaşamam, içimdeki sevgi  özgür ve tabii kelebeğin ömrü bir gün, yarın kaldığımız yerden sürüngen olmaya devam edeceğim sanıyorsanız, aldanın kendinize. Sevme başlıklı eylemlerim, ölü sevicilikten, fetişlerden, fahişelerden ve hatta çirkinliklerden bağımsız devam edecek. Durma dans et bebeğim…

PSS: Şimdi fark ettim, ne kadar çok insan geçip gitmiş hayatımızın sahnesinden… Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir diye sormuşlardı ya bizim ritüel filmimiz de. Buldum artık… SEVGİ var…

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 14/02/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ferdi Özbeğen

Bir çoğunuz onu Kaybedenler Kulübü ile keşfettiniz. Belli bir yaşın üstünde olanlar olağan üstü durumlarda ve yalıtılmış odalarda büyümediyse zaten sesine aşinadır. Kabul edelim Orta Doğu topraklarında bu sesler ve nefesler yaşam biçimidir ve yine kabul edelim, kimi zaman bir başkasının ölümle kavgası üzerinden siz çocukluğunuzu gömersiniz.

Ferdi Özbeğen, Arif Susam, İbrahim Tatlıses, Kayahan, Nilüfer, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Yıldırım Gürses, Ahmet Özhan, Edip Akbayram, Ajda Pekkan benim çocukluğum. Arada unuttuklarım vardır mutlaka. Plakla kaset arası dönemde kendi elimle hiç bir şey almadığım/ alamadığım o dönemde kulaklarımı dolduran ezgiler bu ve benzerlerinden çıkmaydı.

ferdi özbeğenUtanacak sıkılacak hiç bir tarafım yok. Bu ülkenin siyasi dönüşümü içine denk gelen zamanda doğmayı ne de olsa ben seçmedim. Sonrasında da geçmişi eşeleyip biliyor ya da bilmiyormuş gibi görünmedim. Ben parçalarımı hep kabul ettim. Şimdilerde haliyle iyileşme sürecinde olan Müslüm Gürses’e de Ferdi Özbeğen’e de ister istemez üzülüyorum. Bir çok insanın yukarıdan bakarak gördüğü tablo ile benim üç adım dışarıdan ve bizzat içinden bakarak gördüğüm elbet bir olmayacaktır. Acil şifalar diliyorum her ikisine de büyük bir bencillikle. Ben çocukluğumun en saf en temiz kısmının cenazesini henüz kaldırmaya hazır değilim.

PS: Piyanoyu frankofonluktan çıkararak toplum için normalleştirmede önemli mihenk taşısın adamım. Hatta belki Anadolu’da gavur icadından normale döndürensin. Başka mihenk taşı olduğun yerleri de müzik tarihçileri bulup paylaşsın, umarım çabuk toparlarsın…

Morrisse Eserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

I’m a survivor!!

Beyonce – Survivor

kebelenk2012’nin hayatımızdan hemen çıkıp gitmesini o kadar istemiştik ki,  epeyce kere kutladık gidişini..Yeni yılın gelişini.. Ne getirecek bilmeden hem de.. Kıyamet de kopmadı ya..Oh tamamdı artık, hoş biz koptuk koptuk zaman zaman kıyamet yerine..

Bukowski mi söylemişti hayat 25’inden sonra hep aynı diye? Geçen yıl da öyleydi işte.. Bu aynılığın içinde ara sıra birşeyler olunca sevindik, üzüldük, güldük, ağladık, kıymet bildik falan..Neticede, hayattayız, yaşıyoruz öyle veya böyle..Hepimizin elinde bir kelebek hayat..Uçup gitmesin hemen, çabuk bitmesin istiyoruz bir yandan..Bir yandan da o kelebeğin zerafetine bakmadan çekiştiriyoruz  o tarafa bu tarafa..

2013 niyetine, fallarımız güzel çıksın diye..Eskiyen ömrümüzün şerefine…

Hissiyatımın bir çikolata renkli bir de pudra rengi iki seçeneği var.

“Her ne dilde olursa olsun, ben hissiyatımı dile getiririm farketmez” diyenler için Beyonce’den gelsin. Haykırsa, bağırsa, sahneyi birbirine katan danslar etse de..Hep bir zarif kız çocuğu görürürüm bu kadının yüzünde.

Pudra rengi olan da bizden, “yok efendim hissiyat dediğin kendi ana dilinde ifade edilir “ diyenler için.. 

Ajda Pekkan – Bambaşka Biri

Her iki şarkı da aynı kapıya çıkıyor..Yaşıyoruz, hayattayız..Kaldığımız yerden devam..

Mutlu yıllar..

– Silverland

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mor ve ötesi – Bir Derdim Var

Sizin en iyi yol albümünüz hangisi? Benimki bu aralar Dünya Yalan Söylüyor. Ajda pekkan’ın Yaz Yaz Yaz şarkısını cover’ladıklarından beri tanıdığım Mor ve Ötesi’nin bence Dünya Yalan Söylüyor’dan daha öte bir albümü olmadı şimdiye kadar. Hele araba kullanmayı sevenler beni daha iyi anlayacaklardı. Yol ve müzik arasındaki uyum sizin hızınızdan başlar ve kan basıncınıza kadar herşeyi etkiler.

Tabii Bir Derdim Var’ı duyup da beğenmeyen, bilip de sevmeyen, sevip de söylemeden geçebilen görmedim. Büyüsü nedir bilmiyorum ama 2004’te ilk dinlediğim günü hatırlıyorum (Haber merkezinin şey içi kadar televizyonu ve gri koridorları), hala bana aynı keyfi veriyor. Sanıyorum Çağan Irmak’la beni ilk tanıştıran film Mustafa Hakkında Herşey’in müzikleri arasında yer alan şarkıyı bir de Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Başak Köklükaya’nın performansı eşliğinde dinlemenizde de kesinlikle fayda var derim.

 

 

Mustafa hakkında her şey filmi eşliğinde..

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: