RSS

Kategori arşivi: Türkçe Pop

Yaşamak dediğin oğlum zor zanaat

Pastırma Yazı

böyle zamansız güneşli,
umulmadık mavi günlerde
bir bekleme salonu yalnızlığına
bürünüyorum..
iliklerimdeki yitik aşkı
sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum…
sanki şiirini bilmediğim
bir Fransız akşamında
kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin..
içimde ayak izlerin,
aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan…
ve ben ne zaman,
kiminle sevişsem,
hâlâ seni aldatıyorum!

Önce filmlerinden açıldı konu, sonra son filminin adını hatırlamaya çalışırken tiyatro oyunlarına geldi laf. Hepimizin aynı fikirde olduğu şeyse şiirleri oldu. Hele yolu bir şekilde Ankara’dan geçenler için başka bir şeydir ya Yılmaz Erdoğan.

Mehmet, “Yardan düştüm / Yaralarım yardan armağan” dedi. candel
Benim aklıma Berfin geldi, “Berfinim, içimin gülen yüzü / Hoşgeldin”geldi.

Dün yine Ankara karaya büründü, benim aklıma Yılmaz Erdoğan şiirleri geldi.

“Ne zaman Ankara’ya kar yağsa,
elim, gönlüm, çocukluğum buz tutar…”

Diardi

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Gribe tavuk çorbası, iç sıkıntısına Neşeli Günler:)

neseli günler

Tavuk çorbası gribe nasıl iyi geliyorsa, Neşeli Günler (ve bilumum Adile Naşit’li Münir Özkul’lu filmler) ve Füsun Önal da iç sıkıntısına o kadar iyi gelir. Haber izlemeye, gazete okumaya tahammül mü edemiyorsun? Depresyon hırkası giyip kahve üstüne kahve içip acıklı şarkılar mı dinleyesin var? Kendine gelme vakti… Patlat bir Neşeli Günler, Gülen Gözler, ardından da bir Senden Başka ya da Ah Nerede’yi tatlı niyetine..

Sen sağ ben selamet..

@silverland

 

Etiketler: , , , , , , , ,

“İçinden” söyleyenlere gelsin…

Bryant Park

Bryant Park

Sağolsun New York’un beni şefkatle karşılayıp meşhur kış soğuğunu göstermeyişinden faydalanıp, sokaklardır, parklardır, bahçelerdir bol bol dolaştığım günler..Buralarda parklar bahçeler, insanların eğlenme fırsatını kaçırmadan etkinliklere katılabildiği, bir arada güzel güzel vakit geçirebildiği yerler tabi. Ağaçları keselim de bir beton dikelim insanlar toplanmasın, biraraya gelip iki söyleşmesin gibi mantık henüz yok burada. Zaten eni boyu belli bir şehir ama yukarı doğru büyüyor gökdelenler sebebiyle. Şehir halkı topluca klostrofobik olmasın diye, o parklara ihtiyaçları var. O yüzden çok da iyi bakıyorlar, babalarının hayrına değil yani, bakmak zorundalar haliyle.. Hatta bir çoğumuzun ismine aşina olduğu Gramercy Park (işte bunlar hep Amerikan filmi), belli bir mahallenin halkına ait ve anahtarı yalnızca o parka bakan tarihi apartmanların sakinlerinde bulunan “günümüzdeki tek özel park” ünvanın taşıyor ve ona göre korunuyor:)))

Konuya dönüyorum; Yılın özel zamanlarında, büyük şehirler insanı biraz zorluyor, birşeyler dayatıyor. Dinlediğiniz müziğe kadar hem de.. (Demet Akalın yeni albüm çıkarınca İstiklal Caddesi’ndeki tüm mağazalardan aynı şarkının yükseldiğini hatırlayınız). Özellikle son bir buçuk aydır, “Jingle bells” ve “Christmas tree” şarkılarının parklarda, mağazalarda hatta marketlerde bile aşırı dozuna maruz kalmışım..Gezerken müzik dinleme keyfim zaten kalmamış kalabalıktan, gürültüden.. Bu tantana bitti, havalar hazır şahane gidiyorken şöyle kendimi yine parka bahçeye atayım, bakalım yine eğlenecek neler bulmuş bu insanlar derken… Fon müziği kulağıma bir yerlerden çalındı. Gerçekten nereden hatırlıyorum şarkıyı bilmiyorum. Ama sesi ve nakaratı bildiğin hatırlıyorum! Kimbilir hangi filmin karesinden…”Once In A Lifetime”…Vaktinde Frank Sinatra’ya kafa tutan ama yarıştan erken çıkan Bobby Darin söylüyor.

Alakasız şarkıları birbirine benzetme oyunu oynamayı çok seven zihnim sebebiyle, hemen bu kareden çıkıp, bizim oralarda bir başka karenin içine gittim. Bizden bir önceki kuşağın, hatta bizim kuşağın kadınlarının “idolü” Erol Evginli günlere…Şimdi şöyle hafızanızdan geçiyor değil mi birkaç şarkı? Geçsin geçsin iyi gelir. O şarkılar ki, her mevsime, her moda gitmez mi? Sözleri, melodileri derindir ama depresyona sokmaz, insanın diline dolanır ama acılı zamanları hatırlatmaz. Kendi içinde bir dünyadır aslında.. Parktaki şarkı, Erol Evgin’in bir şarkısını hatırlattı. Bütün gün bir onu bir ötekini sokaklarda içimden söyleye söyleye dolaştım..İçimden ama, kimseyi rahatsız etmeden, çaktırmadan..İnsanın içinde bir şarkısının olması iyidir..Kış günü bana iyi geldi..

Belki size de gelir, zamanınız varsa dinleyiverin diyecektim işte, bu kadar lafı sırf bunu söylemek için yazdığıma inanamıyorum:)) Emin’in balkonda konuşuyomuşuz gibi geldi birden:))

@silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Olsun

Bi çekyat, iki kitaptan ibaret olabilirdi hayat,cat
olsun

Belki de sadece olduğu kadardır.
Olsun.

Diardi

 
 

Etiketler: , , , , , ,

Ben toy bir mehtap, kelimeler birer varsayım…

CYMERA_20151031_184208

Dünyanın ünlü müzik grubunu bir araya getirin, bir MFÖ etmiyor benim için…Dünya standardı mı, müzik kalitesi mi, kalbe dokunuş mu, zamanın ruhunu yakalamak mı? Hepsi var hepsi!! Özetle MFÖ yakar kalbimi! Rütbesi öyle yüksekte yani..Kelimelerin birer varsayım olduğunun farkına varanlar için.. Özellikle “aile çay bahçeleri”nin…
@silverland
Yalnızlar Garı
 
Sensizliği bitmedi gecelerimizin…
Farkına varamadım rütbelerimizin…
Dervişler devran ederken gecelerde,
Ben toy bir mehtap
Kelimeler birer varsayım
Ana yalnızlar garındayım!
Evden sokağa zorlanmış kızgınlıkların!
De hele kurbanım
Ne olacak halim?
Çocuklarım, karım
Kağıt, kalem, gitarım için
Onca çileye dayandım.
Ana yalnızlar garındayım!Sensizliği bitmedi gecelerimizin
Farkına varamadım aile çay bahçelerinin
Radyosyon bulutları geçti gecelerden
Ben toy bir mehtap
Kelimeler birer varsayım
Ana yalnızlar garındayım!
MFÖ

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Sen senden ne kadar memnunsun?

Röportaj çok enteresan bir dönüşlü fiil bence. Soracağın sorular hazır olsa da yanıtların içinden çıkan yeni sorularla muhabbet bambaşka bir yere gidebiliyor. Daha da ilginci, röportaj yaptığın kişinin verdiği cevaplara şaşar hale gelmesi. Belki o güne kadar düşündüğünün bile farkında olmadığı, o kadar da önem verdiğini düşünmediği, başkası yaptığında rahatsızlık duyduğu şeyi kendisinin de yaptığını kendi sesinden duyması biraz çelişkili bir ortam yaratıyor. Ya da tam tersi! Ne kadar güzel bir şey yapıyor olduğunun hiç farkında olmadığını görmesi. Gel-gitler.

Jehan Barbur’un aşağıdaki röportajını izlediğimde bir şeyi fark ettim. Sanıyorum en önemlisi insanın kendi kendisi ile muhabbetinin iyi olması. İçe dönmek diyor ya Barbur, tam da demek istediğim şey bu. Dönüp içine baktığında ne bulduğun, bulduğun şeyden memnun olup olmadığın, eğer memnun değilsen düzeltip düzeltemediğin… Düzeltebiliyorsan ya da en azından çabalıyorsan ne mutlu. “Yok bu saatten sonra değişemem. 7’mde neysem 70’imde de o olacağım” diyorsan, o ayrı. Kendi dışında geliştiğini düşündüğün hayata sayıp sövmek ya da methiyeler düzmek kolay da bir dön bak bakalım içine, ne çıkacak? Sen senden ne kadar memnunsun?

Diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Tepeden tırnağa herkes yaralı…

Günlerim bugünlerde gazetecilerle röportaj yaparak geçiyor. Onlara soruyorum, “Mesleğinizi yaparken en çok ne zaman zorlandınız?” ya da “Yapabilmek için neleri feda ediyorsunuz?” diye. Cevaplar muhtelif. Halkın haber alma özgürlüğünü korumak adına işsiz kalma tehlikesi ile girdikleri mücadeleyi, mobingleri, maruz kalmaları, mağdur olmaları konuşuyoruz uzun uzun. Acı kelimeler var, adı geçmeyecek olsa anlatılamayacak hikayeler. Ben tam da bunlarla boğuşurken patladı Ankara’da iki bomba art arda. Resmi rakamlar bir yana, bizden, onlardan, partili ya da çocuk… nefesimiz kesilirken Ankara’da fotomuhabirlik yapan bir arkadaşımın haberi geldi. 20 metre yakınında patlamış bomba ve sarsıntısı ile düştüğü yerden kalkıp fotoğraf çekmeye devam etmiş. Artık daha fazla ne denilebilir ki.

Sosyal medyada uzman psikologlarca “Travma Yaşayan Bireylere Nasıl Destek Oluruz?” yazıları paylaşılıyor. Bir Adli Tıp uzmanının, patlamanın ardından sadece insanlara değil, tüm canlılara ne olduğu/olacağı bilgileri… Travma yaşamayanımız kaldı mı? Canı yanmayanımız, depresyona girmeyenimiz? Hala umuttan bahsedebilenimiz, “mutluyum” diyebilenimiz…

Bugün tepeden tırnağa herkes yaralı.
Bugün kara.
Benim canım Ankara’mda, ülkemde bugün hayat kapkara.
Yarın da öyle olacak, ertesi gün de.
Veysel’in yeşil gözleri gitmiyor gözlerimin önünden.

veysel Diardi

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: