RSS

Kategori arşivi: 60’s

“İçinden” söyleyenlere gelsin…

Bryant Park

Bryant Park

Sağolsun New York’un beni şefkatle karşılayıp meşhur kış soğuğunu göstermeyişinden faydalanıp, sokaklardır, parklardır, bahçelerdir bol bol dolaştığım günler..Buralarda parklar bahçeler, insanların eğlenme fırsatını kaçırmadan etkinliklere katılabildiği, bir arada güzel güzel vakit geçirebildiği yerler tabi. Ağaçları keselim de bir beton dikelim insanlar toplanmasın, biraraya gelip iki söyleşmesin gibi mantık henüz yok burada. Zaten eni boyu belli bir şehir ama yukarı doğru büyüyor gökdelenler sebebiyle. Şehir halkı topluca klostrofobik olmasın diye, o parklara ihtiyaçları var. O yüzden çok da iyi bakıyorlar, babalarının hayrına değil yani, bakmak zorundalar haliyle.. Hatta bir çoğumuzun ismine aşina olduğu Gramercy Park (işte bunlar hep Amerikan filmi), belli bir mahallenin halkına ait ve anahtarı yalnızca o parka bakan tarihi apartmanların sakinlerinde bulunan “günümüzdeki tek özel park” ünvanın taşıyor ve ona göre korunuyor:)))

Konuya dönüyorum; Yılın özel zamanlarında, büyük şehirler insanı biraz zorluyor, birşeyler dayatıyor. Dinlediğiniz müziğe kadar hem de.. (Demet Akalın yeni albüm çıkarınca İstiklal Caddesi’ndeki tüm mağazalardan aynı şarkının yükseldiğini hatırlayınız). Özellikle son bir buçuk aydır, “Jingle bells” ve “Christmas tree” şarkılarının parklarda, mağazalarda hatta marketlerde bile aşırı dozuna maruz kalmışım..Gezerken müzik dinleme keyfim zaten kalmamış kalabalıktan, gürültüden.. Bu tantana bitti, havalar hazır şahane gidiyorken şöyle kendimi yine parka bahçeye atayım, bakalım yine eğlenecek neler bulmuş bu insanlar derken… Fon müziği kulağıma bir yerlerden çalındı. Gerçekten nereden hatırlıyorum şarkıyı bilmiyorum. Ama sesi ve nakaratı bildiğin hatırlıyorum! Kimbilir hangi filmin karesinden…”Once In A Lifetime”…Vaktinde Frank Sinatra’ya kafa tutan ama yarıştan erken çıkan Bobby Darin söylüyor.

Alakasız şarkıları birbirine benzetme oyunu oynamayı çok seven zihnim sebebiyle, hemen bu kareden çıkıp, bizim oralarda bir başka karenin içine gittim. Bizden bir önceki kuşağın, hatta bizim kuşağın kadınlarının “idolü” Erol Evginli günlere…Şimdi şöyle hafızanızdan geçiyor değil mi birkaç şarkı? Geçsin geçsin iyi gelir. O şarkılar ki, her mevsime, her moda gitmez mi? Sözleri, melodileri derindir ama depresyona sokmaz, insanın diline dolanır ama acılı zamanları hatırlatmaz. Kendi içinde bir dünyadır aslında.. Parktaki şarkı, Erol Evgin’in bir şarkısını hatırlattı. Bütün gün bir onu bir ötekini sokaklarda içimden söyleye söyleye dolaştım..İçimden ama, kimseyi rahatsız etmeden, çaktırmadan..İnsanın içinde bir şarkısının olması iyidir..Kış günü bana iyi geldi..

Belki size de gelir, zamanınız varsa dinleyiverin diyecektim işte, bu kadar lafı sırf bunu söylemek için yazdığıma inanamıyorum:)) Emin’in balkonda konuşuyomuşuz gibi geldi birden:))

@silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Ben toy bir mehtap, kelimeler birer varsayım…

CYMERA_20151031_184208

Dünyanın ünlü müzik grubunu bir araya getirin, bir MFÖ etmiyor benim için…Dünya standardı mı, müzik kalitesi mi, kalbe dokunuş mu, zamanın ruhunu yakalamak mı? Hepsi var hepsi!! Özetle MFÖ yakar kalbimi! Rütbesi öyle yüksekte yani..Kelimelerin birer varsayım olduğunun farkına varanlar için.. Özellikle “aile çay bahçeleri”nin…
@silverland
Yalnızlar Garı
 
Sensizliği bitmedi gecelerimizin…
Farkına varamadım rütbelerimizin…
Dervişler devran ederken gecelerde,
Ben toy bir mehtap
Kelimeler birer varsayım
Ana yalnızlar garındayım!
Evden sokağa zorlanmış kızgınlıkların!
De hele kurbanım
Ne olacak halim?
Çocuklarım, karım
Kağıt, kalem, gitarım için
Onca çileye dayandım.
Ana yalnızlar garındayım!Sensizliği bitmedi gecelerimizin
Farkına varamadım aile çay bahçelerinin
Radyosyon bulutları geçti gecelerden
Ben toy bir mehtap
Kelimeler birer varsayım
Ana yalnızlar garındayım!
MFÖ

 

Etiketler: , , , , , , , ,

İşçisin sen işçi kal, hatları karıştırma bi zahmet!

Ranciere, esas “tehlikeli” sınıfların toplumu aşağıdan çökertmeye çalışan “uygarlaşmamış” olanlar değil, kendilerine yüklenen işin dışındaki faaliyetlere zaman ayıran ve bu sayede burjuvazi/ploleterya, iş/boş zaman sınırlarını bulanıklaştıran bu sınıflar arası “göçebeler” olduğunu söyler. Ranciere’e göre “tehlike”, bireyin sömürülüyor olduğunu fark etmesi değildir; sömürüldüğü ve belli bir pozisyona sıkıştırılıp kaldığı bu dünyanın dışında da bir dünya olabileceğini görmesi, o dünyayı, kaçamak dahi olsa, deneyimlemesidir.isci

A. Vatansever- Prekarya Geceleri

Ağustos’un 20’si olmuş, hala tatil yapmamışsın. Ha bununla beraber tez yazmaya çalışıyorsun. Daha da fenası konun prekarizasyon üzerine. Yani, esnek ve güvencesiz istihdam. Hali ile devrelerin yanmış olması çok da garip karşılanmamalı.

Ranciere’nin sözlerini ne güzel özetlemiş di mi Cem Karaca, “İşçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları!”

Diardi

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Cat Stevens – Father and Son

I have to go away..father and son

 

Etiketler: ,

Sen Üzülme..Ben Varım..

Ayten_Alpman

Türk müziğinin en zarif isimlerinden Ayten Alpman’ı en son 70’li yaşlarının sonunda verdiği bir röportajda hatırlıyorum..Vefatından birkaç sene önceydi..Keşke demiştim, bu yaşa gelirsek, böyle kalabilsek.Böyle zarif, böyle bakımlı, hala “kadın” gibi, hala eyvallahsız “Ben Böyleyim” diyen ve hala “Ben Varım”diyebilen bir hanımefendi..Öyle, eski zamanlardan kalmış bir zerafetti, taş plağı olan, taş gibi bir kadındı..

Biz kendisini çocukluğumuzun tek kanalı TRT’li günlerden “Memleketim” şarkısıyla hatırlıyoruz en çok. Memleketim şarkısının da eski bir Yahudi halk şarkısının aranjmanı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım, memkelet sevgimiz bile aranjman diye..Asıl şaşırdığım, yurt dışında bir müzik kariyeri olmasına ve “Jazz şarkıcısı” olarak nam salmasına rağmen, ülkesinde 1974 Kıbrıs Barış Harekatı döneminde söylediği şarkı sebebiyle sanatının karşılığını alabilmiş olmasıydı.

Bu kadar güzel şarkılara, işini  usturubuyla icra eden Alpman’ın hep mütevazi,bağırmadan, sansasyonsuz,gösterişsiz, mesleğini hayatı boyunca sürdürme ideali..Ne dev konserlerin starıydı ne de ünlü şanlı kulüplerin kadını..Sesini bilirdik, tarzını..

Bu zarif kadının, onlarca Türk filmine fon olacak muhteşem şarkıları var..Bilen bilir..Biz bir hatırlatma yapalım istedik..

Bir Ayten Alpman geçti…”Ben Varım” dedi, “Ben Böyleyim” dedi,”İstersen” dedi, “Sevince Herşey Başka” dedi…

Melodilerle uyusun..

silverland

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Let the sun shine through…

Haftaya başlarken…

Throw it away!
Throw it away
Give your life, give your love,
Each and every day.

And keep your hand wide open
Let the sun shine through
‘Cause you can never lose a thing
If it belongs to you…

 
Yorum yapın

Yazan: 13/04/2015 in 60's, Jazz, Muzik

 

Etiketler: , , , , ,

Petula Clark – Downtown

Petula Clark

Petula Clark – Downtown

R. Şafak Başgan’ın 1963 İstanbul özlemi gibi bazen benim de müzikte 60’lı yıllar özlemlerim oluyor.
Günün şarkısı bu aralar radyolarda da çok çalmaya başlanan Petula Clark’tan Downtown..

– denemeseskontrol

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: