RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2013

Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir

Seneler önce okumuştum, hala bence aşk üzerine yazılmış en başarılı denemelerden biridir, Enis Batur’un enis batur“Aşk Üzerine Marazi Bir Deneme Daha”sı. Bu aralar bir şekilde ucu mutlaka aşka ve mutsuz ilişkilere ve acılara dayanan kitaplar içinde duruncu her bu sözler aklıma geliyor: “Mutlu aşkın yazılı tarihi yoktur” demiş Aşk ve Batı başlıklı bir incelemenin de yazarı olan kültür tarihçisi Rougemont. Enis Batur da kendinece güzel bir tanım yamış aşka.. “Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne Aşk diyorum ben. Karşılıklı duygular dengesi bozulmuş, zihnin ve gövdenin elektrik yükü iyiden iyiye artmış, izan çerçevesi dağılmış, şiddet tırmanmaya koyulmuştur…” der ve devam eder. Büyük, zorlu aşk örneklerinin hepsinde rollerin bir evreden sonra ters döndüğüne, ateşin yön değiştirerek yakanın yandığı, yananın külünden yeniden doğduğu bir durum yaşandığına tanık olunur: Karşılıklı aşk, her zaman karşılıklı, bulaşıcı, yayılmacı bir yangın demeye gelmiştir. Tek taraflı aşk, zaten aşk değildir: Öteki’yle tamamlanma arayışından öte, kendi kendini bulamama güzargâhıdır: Bir som yanılgı, bir som yanılsama.

Elbette aşk söz konusu olduğunda cinsellik de onunla birlikte geliyor. Bedensel hazlarla uyarılanlar, beyinsel hazlarla uyarılanlar. Doyuma ulaşanlar ve ulaşamayanlar. Eksikliğini cinsellikle tanımlayanlar ya da herşeyi tam olup da cinselliği istedikleri gibi paylaşamayanlar. Sonuçta en başarılı saptama Lacan’dan gelmiş: “İnsan sevdi mi, seks sözkonusu değildir.” Başından ve sonunda başlayarak okunup üzerine saatlerce yorum yapılacak cümle…

Şükufe Nihal’in Domaniç dağlarında, sevdiği adamı genç yaşta yitirmiştir olağanüstü güzellikte, bütün erkeklerin etrafında pervâne gibi döndüğü bir kadını derlediği öyküsünü de atlamamak lazım elbet bu noktada. Hiçbir talibine dönüp bakmayacaktır o kadın: “Arslan yatan yere ben köpek bağlayamam.”

Bir arkadaşım söylemişti. Dünya üzerinde toplam 42 ana senaryo örneği vardır ve bütün film senaryoları bu 42 temel metnin varyasyonudur, diye. Keşke bütün aşk romanları da birer trajedi üzerine kurulmak yerine “Mutlu aşk yokturdiyen Aragon’un sözünün üzerine kurulmuş olsaydı: “Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir”.
Diardi
 
Yorum yapın

Yazan: 16/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Truly , Madly, Deeply…

Bazı sabahlar biraz kırık..Venice BEACH fest Dennis Stock

Gözlerini kapadığında içinde bir şarkı olunca ama..

Gün güzel geçiyor..

Truly , madly, deeply….

 @diardi @destina

 

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 16/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , ,

Görsel

Zor Değil!

tüy
Uzun zaman oldu Mikroya selam vermeyeli. Gerçekten uzun. Hayatımın değiştiğini bu uzun zamanda gördüm. Belki de uzun gibi gözüken kısa sürede. Zor değilmiş. Belki de bu. Zaman zaman saklandığımız Sırça Köşk’lerimizden çıkmak gerek. Belki de sırça köşklerimiz sandığımız kadar güvenli değil, yeni denemedikten sonra.

Yeniler gelsin, gelecek. Zor değil… Değil mi Tayfa?

Destina..

 
Yorum yapın

Yazan: 12/08/2013 in Muzik

 

Ne olmuş canımı yaktıysa? O yar benim kime ne?

Ne olmuş canımı yaktıysa? O yar benim kime ne?

 Aylin Aslım ; sesi bir yana..Tarzı öbür yana..Hatun kişiliği ve tavır koyuşu baş köşeyedir..

Bu yüz yılda yaşamasına rağmen hala eski moda aşklara inanan bir deli kızdır…Benim içinse hala, o mavi elbiseli naif kız….

Kadın dediğinin tanımıdır ;

Alın buyrun işte size bir tango…

Özellikle biz tatilde iken ajitasyon yapıp da, biz dönmeden Gümüşlük’e kaçanlara gelsin:) Bir kadeh de bizim yerimize içsinler!

Görsel

“Ağladım Zeki Mürenle, çoştum Müzeyyenle
N’olmuş canımı yaktıysa, o yar benim kimene
Ağladım Zeki Mürenle, çoştum Müzeyyenle
N’olmuş canımı yaktıysa, o yar benim kime ne”

-Silverland-

 
Yorum yapın

Yazan: 07/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , ,

Wild Is The Wind

Boynuzun kulağı geçmesi demek ne demek? Çellistin iyi bir yorumcu olması demek mi?

Bilmem işte, pazartesi sabahı keyif yapın kendi kendinize. Rüzgarın nereden eseceği belli olmaz…

esperanza

Gözün gördüğü değilse seni yanıltan

Sözün bittiği yerde sesin bitmemesidir.

 

Morrisse Eserese

 
Yorum yapın

Yazan: 05/08/2013 in Blues, Klasik, Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

“Hani biz marjinaldik?” ya da biz miyiz hakikaten marjinal?

Herkes hatırlar sanırım Cem Yılmaz’ın o unutulmaz repliğini… “Televizyon programlarına bakın. Eniştem eltime kaydı, eltim amcama kaçtı, o onu yaptı bu bunu yaptı! Sanki biz evde sehpayı ters çevirip ayaklarına oturuyoruz.. Hani biz marjinaldik oğlummm?!”

Ağustos ayı ve bayram tatili gevşetti ya yayları, herkeste haldır haldır bir tatil yapacak yer telaşı. Bütün ucuza oda bulunan internet siteleri taranıyor, “En son nereye tatile gittin, iyi miydi, odada klima var mıydı?” diye eşe dosta soruluyor, hatta köşe yazarlarından tüyolar alınmaya çalışılıyor. Eğer tüyo alma işini Gülse Birsel gibi alemlere bırakırsanız işiniz yaş, bakmayın siz onun Kabak vadisindeki şelale yolunda kaybolduğuna. Yeni geldim aynı yoldan, kaybolmak için baya bir çaba sarfetmeniz, bir de bu işi nasıl yapacağınız konusunda gerçekten hiçbir şey bilmiyor olmanız lazım! Gerçi altı kösele parmak arası terlikle dağları aşıp gelmiş, kayalardanda çıplak ayak gedikli kertenkele gibi inen bir kızla karşılaştım, vadiye indiğimde karşısında 1 dakikalık saygı duruşunda bulundum yemin ederim! Öyle böyle bir performans değil yani…

Tamam, biz de geçtik aynı yollardan. Sitelere baktık, 4 gece oda-kahvaltı, olmadı yarım pansiyon falan filan.. Bodrum’da bilmem kaç yıldızlı otel, yediğin içtiğin her bi halt içinde, masmavi bir havuz da kime ne faydası var? Sonuç olarak aldık soluğu Kabak’ta. Gözü yeşile ayağı turkuaz denize değsin de cırcır böcekleri vızıldasın tepesinde, ağaçlar altında çam yapraklarını çıtırdatarak yürüyeyim de yorulunca keçiboynuzu toplayıp şekerimi yükselteyim diyenler için harika bir yer. Yan koy Kelebekler vadisi eminim Nisan ya da Kasım aylarında harika ama şu an cayır cayır yanıyor! Bir de, elin vadisinin ortasındaki şelaleyi göreceğim diye niye elin yaşlı emmisine 5 TL para verdim, hiç anlayabilmiş değilim. Hani çevreye bakıyoruz ama biz, deseler yalan. Her yan su şişesi ve sigara izmariti doluydu. En azından Kabak şelalelerine yürümek için yollar güzel güzel işaretlenmiş, hiçbir yerde çöp yok, izmarit yok, herkes çöpünü yanında taşıyor! (Ondan diyorum Gülse abla kaybolmak için baya bir çaba sarfetmiş olmalı diye) Bir de işin en güzel yanı Kabak’ta, günübirlikçilerin gelmesi çooook zor! Allahtan zor, yoksa o güzelim vadi böyle keyifli kalmazdı. Ablam anlatırdı bundan 15 sene önce falan Olimpos da şu anki Kabak gibi bir yermiş, ben 5 sene önce gittim, Antalya’nın ne kadar günübirlikçisi varsa ordaydı! En iyi ihtimal okullar açıldıktan sonra giderim bir daha oraya. Yoksa daha da gitmem yani!

kabakAma marjinal muhabbetine gelmek gerekirse, ben anlamadım bu işi. Her yerde kim ne isterse usulünce takılmanın adı marjinallik olmuş. Ben sahilde gün batımına karşı yoga yapanlar, dalanlar, yakalamaca oynayan köpeklerle mutlu mesut bir tatil geçirdim. Ha kafasına göre takılan yok muydu, vardı elbet ama kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Herkes “kurtarılmış bölge” diyor ya, ondan sanırım. Ama anlaşılan insanların kafasındaki marjinallik ve benzeri alengirikli kelimelerin algısı kaymış durumda. Yoksa 80 şişe su tüketmiş, bacakları kayalarda kertenkele taklidi yapmaktan yara-bere-mor, yüzmekten solungaç çıkartmış ve bunların topunu Kabak’ta yapmış biri olarak ancak “Biz mi marjinaliz?” diyebiliyorum sadece!

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 02/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

35 yaş kadını…

Bu muhabbete nerden girdik hiç sorma.. ama en son kahkahalarımızdan bahçe çınlıyordu, çalışanlar kovmasın diye kendimizi dışarı dar attık!

Google’a 35 yaş kadını yazdım ve 0,33 saniye içinde tam 13 milyon 500 bin link getirdi bana. 35 yaş kadını sen neymişsin be! Bir de dün akşam dediği gibi ekşi sözlüğe yazayım dedim.. yazmaz olsa mıydım acaba:)

“35’lik rakıya tekabül eden yaş. Yetmezse kadeh kadeh devam edilen yaş, taa ki hayatın dibi görülene kadar” yazmış soloz. Diyecek başka bir şey bulamadım kendisine, iyi saptama!yin yang

Akıllı telefonların iletişimsiz dünyada sosyal bir çevre yaratabilmek için zavallı uygulamalarından biri yüzünden telefonu zır zır bişiler diyip duruyor. “Slm.”, “Bi selam vermeyecek kadar havalı mısın!”, “Fotoğrafın çok güzelmiş!:)” 

Bak, dedi. “Bu sazan daha bebek belli, 200 metre yakınımızda bi yerlerdeymiş. Amma da cesaret var ama bir saattir yazıp duruyor! Artık eskisi gibi de değil ki.. bu uygulamarlarda adın belli, sanın belli, yaşadığın şehir belli. Artık Google’a girdin mi herşeyin dökülüveriyor önüne. Kaçacak yerimiz kalmadı! Olsun olsun da en fazla 25 bu minik. Ama cesarete bak, 35 yaşında bir kadınla birlikte olacak ya! Onun gözünde şimdi işini mesleğini eline almış, kendi evine barkına sahip, evlenmiş, beğenmemiş boşanmış, istediği hayatı yaşayan kadınım ya… Gel bi de bana sor!” dedi..

“Gel bir de bana sor”dan bir girdik, nerden çıktık bilmiyorum.
En son yine isyanlardaydı.
Eski halini özlüyordu.
O günlerdeki pervasızlığını, umursamazlığını, sorumsuzluğunu.
Belki katıla katıla gülmeyi belki can dostunun omzunda ağlamayı,
hiç tanımadığı evlerde uyanmayı, bilmediği sokaklarda ayılmayı…

“35 yaşındayım ve en çok 20 yaşımdaki halimi özlüyorum” dedi.
“Ve yine ben hiiiç farketmeden bir 15 yıl geçecek, 50 olacağım…” dedi ve döndü arkasını vapura doğru yürüdü.

Haklı mıydı, bilmiyorum.
Geçirdiğimiz 10 yıla bir 15 yıl daha eklersek, 50’yi de birlikte göreceğiz demektir!

Diardi

 
5 Yorum

Yazan: 01/08/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: