RSS

Aylık arşivler: Mayıs 2013

Kalmak için 1 neden gösteriniz!

Her türlü sorunla ilgileniyorsundur da, sıra içki yasağına gelmiştir, anlarız.
İskandinav ülkeleri ile karşılaştırabileceğin bir medeniyete sahipsindir de, yasak karşılaştırmanı da anlarız. O zaman sen de onların başbakanı gibi bisikletle, otobüsle git işine? Yok olur mu korumalar vs ne olacak? Onların çünkü, korunmaya ihtiyaç duyacakları bir terör ortamları yok anlatabiliyo muyum?
Cuma cuma bu kadar sıkıcılık yeter anlıyorum, fakat, kalmak için 1 neden göstereniniz olur mu acaba?
Give me one reason to stay here
Silverland
 
Yorum yapın

Yazan: 24/05/2013 in Muzik

 

Ray Manzarek – The Story of Riders on the Storm

Ray Manzarek – The Story of Riders on the Storm

The Doors eFotoğraf: wikimediafsanesinin kurucularından Raymond Daniel Manczarek (sonradan soyadını Manzarek olarak değiştirdi) safra kanseri tedavisi gördüğü Almanya’da 74 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Toprağa karışan büyük müzik dehalarındandı.. Sayesinde dünya güzelleşti. Şimdi de Jim Morrison ile beraber diğer tarafa da el atacaklarına eminim.

Huzur içinde yatsın.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

“Çocukluğunda Küçük Prens kitabını okumamış bir insanda ne büyük eksikler vardır bilemezsiniz…”

Küçük Prens 70 yaşında!

“Çocukluğunda Küçük Prens kitabını okumamış bir insanda ne büyük eksikler vardır bilemezsiniz…” Aynen öyle, şimdi “Niye?” deyip anlatmamı isteseniz, anlatamam. Ama akşama yeniden okuyacağımı biliyorum. Mutlu Tönbekçi’nin bugünkü köşe yazısı ile öğrendim Küçük Prens’in bugün 70. yaşını kutladığını. Ne doğru bi saptama yapmış ama…

Yazarı Antoine De Saint-Exupery’nin kitabının kendi ülkesinde yani Fransa’daki baskısının göremeden ölmüş olması da başka bir durum. Zira kitabını Amerika’da yazan ve ilk baskını orda yapan Exupery, aynı zamanda bir pilotmuş ve 1944’de Fransa’ya geri dönüp 2. Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı savaşmaya kalkmış. Ama daha ilk sortisinde vurulmuş. Yıllar yıllar sonra, 2008’de, onu vuran Alman pilot “önümdeki uçakta yazar Antoine De Saint Exupery olduğunu bilseydim asla ama asla ateş etmezdim” demiş.

Edebiyatın insandan daha güçlü olduğunun en güzel kanıtlarından biri sanırım Küçük Prens.

Tönbekçi sayesinde Ankara İletişim’deki hocalarımızdan Mehmet Sobacı’nın da bir Küçük Prens koleksiyoneri olduğunu öğrendim. Ama her baskısı değil, her dilin ilk baskısı!

Normal olmadığım için kimsenin beni suçlamaya hakkı yok, bu benim genlerimde var!

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 21/05/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Lazım!

Aşktan yana derdim yok şükür ama onun dışındaki pek çok şey için…

Katlanmam için iyi bir neden,

Bol bol sabır,
Tez zamanda iyi yeni ihtimaller,
Yapabilecek cesaret,
Şans lazım…

Diardi

 
Yorum yapın

Yazan: 20/05/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , ,

Gitmek…!

 

Hepimiz denize dokunacak kadar yakın uzaklara bakarken birbirimizle olmanın huzuruyla bir gece vakti “gitmeyi” istedik…

                                                                                                              TAYFA…

 

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız “kalk gidelim”,
öbür yanımız “otur” diyor.

“Otur” diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira…
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu…
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz…
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki…
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek…
Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesela…
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun… İstemek de güzel.

Can Yücel

 

 
Yorum yapın

Yazan: 16/05/2013 in Muzik

 

Bir Derdim Var Bin Dermana değişmem…

asdeUzun zamandır sesim soluğum çıkmadığı için selam sarkıtırım cümle aleme. Fazla söze gerek yok, uzun zamandır duyduğum en farklı düzenleme aşağıda sizi  bekliyor. Ben Şubat adlı diziyi hiç izlemedim ama televizyon ve müzik için uzun zamandır Türkiye’de denk geldiğim iyi işlerden biri olduğu için paylaşmak istedim.

Bir daha ki heyecana kadar şen kalın esen kalın hoşça kalın ve fakat kelimelerin gücüne kapılıp depresyona atlamayın…

 

Morrisse Eserese

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Herkes Kendi Gördüğüne Doğru Der (!)

 

Ya “gösterilen” gerçekten farklıysa… Kim bilecek aslolanı.. Kim neye göre karar verecek.. “Doğru bildiğimiz budur” demek ne zor şimdilerde..

 
Hem biz ne ara bu kadar birbirimizle bu kadar kanlı bıçaklı olduk? 
Neden bu kadar yaralamak istiyoruz birbirimizi, öldürmek?
Hem de bu kadar aynıyken, yanyana rengarenkken…
Kim ne yalanlar fitneler fısıldıyor da kulağımıza “biz” birbirimize düşüyoruz? Niye sorgulamıyoruz? Kendi aramızda değil ama, ortalıkta niye yapamıyoruz bunu? Niye yazmıyor gazeteler?

Sessizliği dinliyoruzreyhanli

Güya..

Bal gibi biliyoruz

Yenilginin sesi bu…

Büyüdükçe, yaban oluyoruz.

Bu gazeteler hep yalan yazıyor

Paranın pulun bitmesi değil

Ters yüz getiren dünyayı

Telafisi yok geçen yüzyılın

Anca koyuyor acısı..

Kelimelerin gururu kırık

Ses..

Bundan bitti

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 14/05/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: