RSS

Acı; eğleye(bile)nin…

16 Nis

Geçtiğimiz günlerde, bilim adamları “acı”nın haritasını çıkardılar. Ruhsal acının yani..Hani o kimselere “al işte bak burası acıyo, ne yaptın gördün mü” diyemediklerimizi, tarifi bir türlü yapılamayanı. Hani dostun dilinden çıkanı..İlk hissedildiğinde beyinde şimşekler çaktıran, ruhla bedeni ayıranı…

Bknz:  http://www.hurriyet.com.tr/saglik/23019504.asp

Ruh bilimciler de boş durmadılar, anne karnındaki bebeğin, henüz 20 haftalık iken acıyı duyabildiğini duyurdular. Acı’nın tanımını da şöyle yaptılar; Organizmayı, bulunduğu konum ve durumu terk etmeye, çare bulmaya, değişmeye zorlayan bir OLUMSUZLUKTUR.ask-acisi1

Tüm canlılara ait, beynelmilel bir his acı; İngilizcesi “pain”, Latincesi “poena”. Eski felsefe yazılarında, mitolojide “iki ucu kapanmayan bir eğri” olarak tarif edildiği de olmuş.

İnsan bunları okuyunca, “Vayyy beee” diyor, bu acı neymiş anasını sattığımın, süründürerek öldürür bu insanı. Üstelik, bütün dillerde bir adı, bir şarkısı var meretin..Boş yere mi yazılmış çizilmiş..Yok yok öldürür bu adamı..

Ve dönelim bu sabaha; Tam bunları düşünürken, bugün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK ), son 3 yılın “Ölüm Nedeni İstatistikleri”ni açıkladı.

Bknz: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15847

Tabii şu yukarıda okumuş olduğunuz acı tanımı ve haritası mevzuu nedeniyle, çok şahane (!) ölüm sebepleri bekliyordum ki (bunda geçmişteki haberciliğin payı olduğu kadar, bari araba çarpacaksa Jaguar çarpsın espiri anlayışını taşıyan bir milletin kanı da etkiliJ) sonuçlar beni hayal kırıklığına uğrattı..

İnanmazsınız, öyle eften püften sebeplerle ölüyormuşuz ki sevgili okuyucu…Ah benim yalnız ve zavallı ülkem insanı dedim yemin ki…Hiç şanımıza  yakışmaz.. Son 3 yılda bizim insanımız en çok dolaşım sistemi hastalıkları ve kötü huylu tümörlerden ölmüş yahu. Üstelik doğrudan acıdan,aşktan ölen, kafası çok çalıştığı için soluğu kesilen, zeka krizinden giden tek 1 kişi bile yok!!! aci

O kadar yazılıp çiziliyor, şarkılar türküler ,romanlar, resimler,filmler..E ne oluyor bu yana yakıla anlattığımız masallar? Öldürmüyor? Çünkü “yaşatıyor”… Bunlar bizi bu dünyada, eskilerin tabiri ile  “eğliyor” (oyalıyor, avutuyor, hoş tutuyor)

Marazi konuların tümü, zamanla ya da farklı yöntemlerle bir süre sonra “kendini eğleme sanatına”dönüşebiliyor. Ya kendimizi, ya başkasını eğliyoruz..

Kimi şiir, şarkı yazarak eğliyor kendini, kimi bunları dinleyerek, okuyarak. 

Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz yani..Yarattığımız “gün” ile var oluyoruz, “dün” ile var oluyoruz. 

Diyeceğim o ki; hayat akıp gidiyor sevgili okuyucu…Taşıyabilene…Hiç bir şey hissetmemektense acıyı hissetmeyi yeğleyenlere…

Silverland

 
Yorum yapın

Yazan: 16/04/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: