RSS

Korkmadan, Korkmaktan korkmadan yaşa dostum, Nice Yıllara !

31 Oca

Bizi tanıyan herkes bilir, senle ben eskiden beri tanışırız. Ve yine bilir ki hiç derdimiz olmadan yaşadık yan yana. Bilmiyorum o çok sevdiğin filmi görünce neler hissettin ama ben bir hayli kızgındım sana. Ne de olsa “Papatya” özel ve önemliydi o sıra.  Daha sonrasında “Papatya” kısmi olarak zaman içinde önemini azalarak kaybetse de bizim seninle yollarımızın kesiştiği ilk şarkı belki bu nedenle “Papatya olmuştu – Teoman’dan”

Sonrasında zaman içinde “büyümek” ya da “evrilmek” denilen kavramın ne olduğu konusunda bir fikrimiz oldu. Evrim her zaman insanın içindeki iyiliğin yüzüne yansıması ya da insanın bir yalanın ardından kendisini kaptırması demek değildir dedik kendi kendimize. Bu sırada Dante’nin İlahi Komedyasındaki Mephisto’yu oynayan  Hendrik Hoefgen gibi bir adam olacağımızı ya da en azından sonrasında buna dönüşeceğimizi bilemezdik. O sıralar havalar çok sıcaktı. Biz sadece bir gece kahve içmek için çıkıp yola alev alev yanan içimizi pide eşliğinde söndürdük Foça’da. Güzel günlerdi.

Her zaman git ve gel dolu ilişkilerde zaman ve mekân çokça girdi araya. Neler geçmedi başından. Neler delip geçmedi insan hayatında yüreğimi. Birçoğunda yanımda dimdik ayakta duranların arasında sen de oldun. Bir kısmında salt yokluğun için bin bir kalayı yedin durdun. Kim bilir zaman içinde insan saflığına dair içine baktığında sadece geçmişin gölgesinde karar verdiğindendir belki de. Burak nasıl benim çocukluğumsa sen de benim gençliğimsin sanırım. Öyle görünüyor.

 

Bizim seninle sarı saçlarından suçladığımız kimse olmadı. Zaman konusunda tutmakla ilgili bir sıkıntımız da olmadı ona keza. Sanırım zaman bir yerinden tutuldu ve yırtıldı çoktan. Şimdilerde elimizde kalan zamansız iklimlerde beyhude bir var olma çabası hayata dair.

Sevimli olmayı hiç beceremedim şu hayatta. Yanında her şeye rağmen egomu aşağıda tutabildiğim, içimin çirkinliğini dışarı taşırmadığım ve engellenmiş hissetmeden yanında makul durabildiğim ender kişilerden birisin sen hayatımda.

Burnumu soktuğum her şeye burnumu ne olursa olsun yine sokarım dediğim anları hayatıma sokmuş adamsın. Zaman zaman içine çöreklenen meslek hastalığı nedeniyle kendinden kıllanan adama dönme halini sevmesem de yani kadı kızı alırken kusuru olduğunu bilsem de buradayım. Basit bir hesapla;

26 çilekli pasta,

2 Feridun Düzağaç konseri,

Sayısız ve haritada belirlenemeyecek miktarda İzmir İçi Turu

2 Feridun Düzağaç, 3 Duman kaseti

Sıcak çikolata dökülmüş yeni alınan pantolon,

Bülent Ecevit, Cem Uzan, Adriana Lima, Zuhal Olcay arası bir mevki,

Şapşal bir arkadaşı Kır çiçeğinde  hesap olarak bırakma,

Yüzlerce ayrılık, onlarca aşk, binlerce ağız dalaşı

Monopoly ve Katil kim arasında,

Karşıyaka Antalya yollarında,

Ve mümkünse bundan sonrasında da

Yolun açık olsun!

Korkmaktan vazgeçersen hayat senin olacak asil dostum,

Doğum günün kutlu olsun…

 Morrisse Eserese…

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: