RSS

best of damar 1

28 Oca

Bazı şarkılar vardır ki dinlerken nefes alışınız değişir, gözünüz dalar, canınız içmek ister, (benim gibi) normalde kullanmasanız da bir sigara yakasınız gelir. Neredeyse göğsünüze bir ayı oturmuş gibi hareketsiz, nefessiz kalırsınız. Bu damar şarkılar tabii ki kişiden kişiye değişir. Aşağıdaki liste tamamen şahsi bir damar top 10 derlemesi olup, bu şarkıların tümü hayatımın değişik dönemlerine fon müziği olmuştur. Bu listenin yerlisini de bir daha ki sefere yapalım. Ödül töreni mantığıyla, 10’dan geriye doğru gidersek;

10) Metallica – “mama said” : Metallica diskografisinde bir kırılma albümü olan “load” için bile ayrıksı bir şarkı bu. Tüm metallica şarkıları içinde hala farklı yerini korur. Hetfield’in “anne&oğul” temalı sözleri de, country’e yakın müziği de olağanüstü. “i need your arms to welcome me, but a cold stone’s all i see” sözü sağlam vurur!

9) Alice in chains – “would” : Solistleri Layne Staley ölmeden önce grunge’ın en önemli temsilcilerinden olan grubun, belki de en sevilen şarkısı. Hem orjinal albüm kaydı, hem de mtv için unplugged yorumladıkları versiyonu güzeldir. (Alice in Chains, Staley’in ölümü sonrasında da yollarına devam ediyor, hatta geçen yaz Sonisphere için İstanbul’da da çaldılar) Çok geç keşfettim alice in Chains’i ve bu şarkıyı, kolay kolay da bırakmam! R.I.P. layne!

8) Nick Cave & PJ Harvey – “Henry Lee” : Cave’in “Murder Ballads” albümünden çıkan bir başyapıt. Kendisine, o dönemler beraber olduğu Polly Jean Harvey de o melek sesiyle eşlik etmiş ve usul usul akıp giden bu güzel şarkı dökülmüş. Ayrıca Nick Cave’in Kylie Minogue ile düeti “where the wild roses grow” ile, PJ Harvey & Thom Yorke işbirliğinden doğan “this mess we’re in” de aslında bu listeyi zorlayan başyapıtlar.

7) Muse – “muscle museum” : Muse’un çok daha güzel şarkıları oldu. ama madem başlığımız “damar”, ilk albümleri “showbiz”den çıkan “muscle museum”, kitleleri muse ile tanıştırmanın yanı sıra Matt Bellamy’nin olağan üstü vokali ile de ilgi çekmişti. Daha tıfıl bir üniversite öğrencisiyken bu şarkıyı dinleye dinleye helak etmiştim kendimi. 2006’daki Rock’n Coke konserinde çalmadı alçaklar, muhteşem konserin tek yarası odur bende!

6) Placebo – “without you i am nothing” : Eskiden, “black market music” zamanlarında çok dinlediğim bir gruptu Placebo. Yıllar geçtikçe bendeki etkisini yitirdi. Ama bu şarkı bir acayiptir. Ayrıca şu listede, grubundan canlı canlı dinleyebildiğim tek şarkıdır. (bu da 2006 Rock’n Coke) Brian Molko’nun sesinin en acıtan hali.

5) Nirvana – “where did you sleep last night” : Biz faniler arasında “my girl” olarak da bilinen, bir çok kişi ve grubun yorumladığı ve en nihayetinde Nirvana’nın da mtv-unplugged konserinde cover’ladığı bir şarkı. Unplugged albümün “the man who sold the world” ile birlikte iki şukela cover’ından biri olan şarkının sonunda Kurt Cobain’in çatallı sesi ile gırtlağını yırtarcasına söylediği nakarat kısmı, insanın ciğerini keser. Benim kesti, oradan biliyorum.

4) Jeff Buckley – “hallelujah” : İşte Cobain ve Staley gibi çok erken firar eden biri daha; Jeff Buckley.. Başta yaratıcısı Leonard Cohen olmak üzere, pek çok kişinin yorumladığı “hallelujah”ı öyle bir söyler ki, sanırız Cohen bile hakkını teslim etmiştir. Özellikle canlı konser kayıtlarından da dinlemek lazım. Şarkının sonlarında vokal, yaralı bir sokak köpeğinin uluması gibi.. enfes..

3) Sia – “breathe me” : Birçokları gibi ben de bu şarkıyı “six feet under”ın finalinde duydum. O enfes dizinin finalinin unutulmaz olmasının bir sebebi de bu şarkıdır. Dinler dinlemez şarkıyı indirmiş ve çok uzun süre müptelası olmuştum. Uzun yıllar geçti, dizi de, şarkı da bende bıraktığı intibayı halen korur. O nedenle şarkının aşağıda sunduğum orjinal videosu ile yetinmemek, “six feet under”ın final dakikalarını da arada tekrar hatmetmek gerekir.

2) Radiohead – “let down” : “ok computer”i tüm zamanların en iyi albümü sayanların sayısı hiç de az değildir. Hemen hepsi başyapıt olan şarkılardan oluşan bu albümün, aslında arada kalmış, ilk dinleyişte pek sarmayan şarkısı “let down”, ilerleyen zamanlarda, temiz 2-3 yılıma fon müziği olmuştur. Bıraktığı etki insana “Thom Yorke, insan mısın sen allahsız?” dedirtir. Müslüm Gürses fanatikleri ingiltere’de doğmuş olsalardı ideal jilet şarkıları bu olurdu. Geceleyin, tek başınıza ve alkollü dinlemeyin, çarpar!

1) Pearl Jam – “black” : Buraya kadar geldik, ama ben bu şarkıyı nasıl anlatayım ki şimdi? Nasıl tarif edeyim? “ten” zaten evladiyelik albümdür, hele ki bu şarkı.. Sözler ayrı vurur, melodi ayrı deşer.. kasaturalarla girişseler daha az acıtırdı! Hayatımın şarkısı ve sanırım bu değişmeyecek. Eddie’nin nasıl muhteşem bir vokal olduğunun, Pearl Jam’in ne kadar büyük bir grup olduğunun kanıtı. Eğer tanrı olsaydım, sırf bu şarkıyı yaptıkları için cennetimi çoktan hak etmiş olurlardı!

1.bp.blogspot.com

 

 

 

 

 

 

 

Bruno Falconeri

NOT:

Kardeş blog http://brunofalconeri.blogspot.com’dan itina ile yürütülmüştür,
gerisi itinayla yürütülecektir…

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 28/01/2013 in Muzik

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: