RSS

Diardi’ye mektup…

23 Oca

Nereye gideceğimizi sormadan çıktığımız kaç yolculuk vardı hayatımızda? Bazen hayatta yola çıkmanın ne demek olduğunu sorsalar ne cevap veririm diye düşünürüm. Uzun uzun sorarım yolculuk hali sadece yola çıkma hali olabilir mi? Kuralları yolcular tarafından bilinen ama yolunun sonunun önemi olmadığı bir yer değiştirme biçimi olabilir mi? Korkarım içeriden farklı bir cevap gelmesinden her seferinde …

Sonra karnavalda pamuk şekeri görünce tutturan yanakları al al kızı çocuğu gibi ya da dizleri yara bere içinde üstü başı çamur içinde ama gözlerindeki gülümsenin her şeyi unutturduğu ol o oğlan çocuğu gibi hissederim kendimi. Kendimi güvende hissetmenin ne demek olduğunu yola çıkmak ile olacağını bilseydim, misal dizin kanayınca arka sağ koltukta oturan kadının canının yanacağını bilseydim önceden veya arka sol koltukta oturan adamın beline kuşağı bağlayacağımı kestirebilseydim çok önceden ne önemi kalırdı ki yaşamanın?
Anları fotoğraflayan o adam mı? Kadınını kaybettiği günden beri aklını yatakta arayan hergele mi? Bırakın o dünya bize henüz çok yeni.. Dillendirmeyelim şimdi…
Yolda olanın yolda kalmadığı yolculuklar ise içinde düştüğünüz kontağı nerede kapatacağınızın önemi kalmaz. Bilirsiniz kontağın kapandığı gün zaten siz de nefes almaz olursunuz. kimileri buna yolculuk der, kimileri yolda olmak. Fark sonunu bilmemek ile sonu düşünmemek arasındadır, gerisini önemsiyorsanız şayet hangi kitapçıya gidip sorarsanız bulursunuz  Jack Kerouac’ın On the Way (Yolda)  isimli meşhur kitabını…

— morrrisseeserese

——————– Replay All ———————-

Yolun sonunu bildiğin ya da bilmediğin nice yolculuklara kardeşim.
Bak Pablo Neruda ne diyor..

yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler.
yavaş yavaş ölürler
okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklarına esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
bir yabancı ile konuşmayanlar.

yavaş yavaş ölürler
heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar 

— Emin

Mektubun sonunu da şöyle bağlayalım ;

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: